menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dilin eşiği: Şiir

6 2
10.02.2026

Diğer

10 Şubat 2026

Şiir, anlamın bittiği yerde değil, dilin henüz sahiplenilmediği yerde başlar.

İtalyan filozof Massimo Cacciari bir söyleşisinde şöyle diyor: “Gerçekten de ‘poesia’nın, o büyük şiirin, kültürümüzün tamamına az ya da çok gizil biçimde eşlik eden Platon’un “şairlere karşı” tavrına karşı bir direnç okulu olduğunu düşünüyorum. Batı şiiri, Avrupa şiiri her zaman büyük Platoncu eleştirinin bir karşı ezgisi olmuştur; öyle bir eleştiri ki, daha sonra sürekli olarak geri döner ve hatta bizim gündelik sağduyumuzda bile yer eder. Nitekim kaç kez ‘bu bir şiir’ dendiğini duyarız – bununla, anlamsız bir şeyden, belirli hiçbir anlama gelmeyen, kesin bir anlamı işaret etmeyen bir ifadeden söz edildiği kastedilir... Şiir hep bu küçümseyici platonik tavra karşı kendini gerekçelendirmek zorunda kaldı. Bu kendiliğinden olan bir şey değildi; kesinlikle bir duygu oyunu ve anlamlı belirli bir ifade değil, tam tersine, var olan en entelektüel ve en dolaylı şeydir. Tam da bu yüzden şiirimiz bir Anti-Platon’dur. Bunu anlamak esastır.

Dilin kendine özgü bir gücü vardır; biz dili bir mülkümüz gibi kullanmıyoruz, biz dilin içindeyiz; konuşan varlıklar olmamızın nedeni dilin içinde olmamızdır. Şiir, dilin bu kökensel boyutunu – bize ait olmayan, şeyleri belirlemek ya da tanımlamak için kullandığımız bir araç olmayan, tersine bizim ait olduğumuz, ama kendisi bize ait olmayan kökensel bir güç olarak – açar… Söylemsel dilde, felsefede bu ortaya çıkamaz. Felsefi-bilimsel dil tam olarak tanımlamak ve belirlemek için vardır ve orada “semainein”de (anlamda) tükenir. Şiirde ise durum böyle değildir (MC).”

Cacciari şiiri Platon’a karşı bir direnç olarak konumlandırırken, aslında Platon’un şiire atfettiği niteliğin üstüne geçmeye, onu aşmaya çalışan ve bunu bir zorunluluk olarak gören çağımız batı şiirinin konumunu da belirlemiş oluyor.

Cacciari, Batı düşüncesinde Platon’la başlayan klasik bir tavra gönderme yapıyor. Platon, şiire hep kuşkuyla bakar. Çünkü ona göre şiir net değildir, kesin anlam üretmez, hakikati tanımlamaz. Ne var ki şiir zaten bu niteliklere sahip olduğu için gündelik dilden farklı bir dildir. Bugün bile “bu da şiir işte” dediğimizde aslında “anlamsız, muğlak, boş” demeye yakınız. Cacciari diyor ki, İşte bu küçümseyici tavır tesadüf değil, Platoncu mirasın devamıdır. Ancak şiir, tam da bu eleştiriye karşı ayakta duran bir ifade biçimidir. Kısacası şiir, kendini sürekli savunmak zorunda kalan bir alandır.

Bu tartışmadan anlaşılan odur ki şiir bir duygu boşalması değildir. Şiir, duygunun dolaysız ifadesi değildir. Yani şiir, içinden geldiği gibi yazmak, duygusal........

© T24