Savaşa anayasal olarak da hayır!
ABD’nin İran’a saldırısı her yönden hukuka aykırı.
Sorun hem uluslararası hukuk hem de ulusal hukuk yönünden geçerli. Fakat iki düzeyde de manipülatif argümanlar hazır ve nazır.
Uluslararası hukuk yönünden
Öncelikle ortada net biçimde uluslararası hukuka aykırılık olduğunu bilmek gerek. Birleşmiş Milletler Şartı’na (md. 2/4) göre:
“Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan ya da Birleşmiş Milletlerin amaçlarıyla bağdaşmayan başka herhangi bir şekilde davranmaktan kaçınmalıdır.”
Bu hükmün getirdiği ilkeye “güç kullanma yasağı” deniyor.
Uluslararası hukukun yerleşik kabullerine göre; güç kullanma yasağından sapılabilecek tek durum, haksız bir saldırı karşısında meşru müdafaa hâlidir.
Nitekim adı geçen Şart’ın 51’inci maddesine göre, bir devlete karşı silahlı bir saldırı meydana gelmesi hâlinde hem bireysel olarak hem de kolektif olarak “öz savunma” hakkı vardır.
Fakat bu olasılıkta dahi “öz savunma” geçici bir durumdur. Durum derhal Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyine bildirilmelidir ve Konsey, “uluslararası barış ve güvenliği korumak veya yeniden sağlamak” için gerekli gördüğü adımları atmalıdır.
İran örneğine dönersek, ortada ABD veya İsrail'e dönük fiilen süren bir haksız saldırı yoktu. Dolayısıyla bu devletlerin kendilerini bu şekilde savunma zorunluluğu da yoktu. Üstelik 2026 yılının başından beri Cenevre’de Umman’ın arabuluculuğuyla görüşmeler yapılıyordu. Görüşmeler sonuçsuz kalmayabilirdi. Yani gerilimlerin müzakereyle çözülme koşulları vardı.
Dolayısıyla uluslararası hukuk açısından bu saldırının haklı çıkarılabilecek yanı yoktu ve hâlâ yok.
ABD (İsrail) hattı ne diyor?
Durum bu kadar açık olmasına rağmen ABD-İsrail hattında görüntü başka, daha doğrusu sunulan görüntü başka.
ABD öteden beri “ileriye dönük/önleyici meşru müdafaa” diye bir kavramı ileri sürüyor.
Bu yaklaşıma göre ortada henüz fiilen başlamış bir saldırı olmasa bile, başlaması kaçınılmaz ve çok yakın olan bir silahlı saldırıya karşı da “meşru müdafaa” hakkı kullanılabilir. Zira somut, ciddi ve derhal gerçekleşecek nitelikte bir tehdit de artık “saldırı”........
