Tahliye edilen DHMİ’den emekli Mehmet Cemil Acar’ın yargılanmasında gelişme: Savcılık, yakalama kararı çıkarılmasını istedi!
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesindeki Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nden (DHMİ) emekli olduktan sonra hakkında başlatılan adli soruşturma çerçevesinde “dudak uçuklatan servet” sahibi olduğu anlaşılan Mehmet Cemil Acar, tutuklu yargılandığı mahkemece tahliye edildi.
Her ne kadar ülkenin gündemi başka konu başlıkları üzerinden yürüse de emekli üst düzey bürokrat Acar’ın tahliyesi, başlı başına gündem maddesi haline dönüştü pazartesiden itibaren.
Acar’la ilgili geçen yıl Büyüteç’te üç ayrı yazıyı kaleme aldım. Evinde yapılan aramada 26 kilogram altının yanı sıra epeyce yüklü mal varlığı bulunması nedeniyle kamuoyunun dikkatini çeken Acar hakkında, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) özel rapor hazırlayıp yargılamanın yürütüldüğü Ankara 89. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
MASAK’ın raporunun detaylarının yanında evinde yapılan arama ve mal varlığının ayrıntılarını hatırlamak isteyenler için Büyüteç’in linklerini buraya bıraktım.
HSK seçimi adaylıkları, PolNet’i patlatan ihale skandalı ve 26 kilo altınla yakalanan emekli bürokrat
DHMİ'den emekli bürokratın dudak uçuklatan mal varlığı!
Mal varlığıyla dikkat çeken emekli bürokrat Acar için MASAK ne rapor verdi?
Devlet görevi sırasında edindiği mal varlığının soruşturulması sebebiyle iktidar yanlısı yayın organları Acar’ı hiç konu etmedi doğal olarak.
Yargılamanın hafta başındaki 6. celsesine tutuklu sanık Mehmet Cemil Acar ile boşandığı eşi C.A. katıldı.
Mahkeme, beklenmedik şekilde Acar’ın tahliyesine karar verdi. Duruşma kayıtlarına geçtiği şekliyle Acar’ın tahliyesinin gerekçesi, isnat edilen suçun alt ve üst sınırı, Acar’ın cezaevinde kaldığı süre ve delillere müdahale etme şüphesinin ortadan kalkması olarak gösterildi.
Duruşma salonunda bulunanlar karara şaşırdı elbette.
Acar, mutlu biçimde mahkeme salonundan ayrılırken, duruşmanın sona ermesiyle birlikte duruşma savcısı harekete geçti.
Savcı, Ankara 89. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yönelik kaleme aldığı yazıyla Acar’ın tahliyesine itiraz etti ve yeniden yakalama kararı çıkartılmasını talep etti.
Savcılık, itiraz yazısında yakalama kararının çıkarılması talebinin gerekçesini şöyle belirtti:
“(…) Tutuklu sanık Mehmet Cemil Acar’ın üzerinde atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin olması, atılı suçun alt ve üst sınırın tabi olduğu infaz rejimi, hükmedilmesi muhtemel ceza, sanığın tutuklulukta geçirmiş olduğu süreler, serbest kalması halinde kaçması, saklanmaları veya kaçacakları şüphesi uyandıran olguların mevcut olması nedeniyle tutukluluk tedbirinin işin önemiyle ve verilecek ceza ile ölçülü olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece verilen tahliye kararının kaldırılması gerektiğinin anlaşıldığı. (…)”
Büyüteç’i kaleme aldığım dün öğle saatlerine kadar geçen sürede bu konuda herhangi bir gelişme olmadı. Mahkeme henüz kararını vermedi. Vermiş olsa bile UYAP’a henüz evrak girişi gerçekleşmedi.
Gelişmeyle ilgili Acar’ın yargılandığı dosyanın karşı tarafındaki eski eşi C.A.’nın avukatına ulaştım. Ancak avukat yaşanan gelişmeyle ilgili açıklama yapamayacağını bildirdi.
Sonuçta, mahkeme tahliye kararını kaldırır, yakalama kararı verirse Acar’ın yeniden gözaltına alınması gündeme gelecek.
Tabii kuş uçmadıysa!
* * *
İçişleri’nde bir garip demirbaş olayı
İçişleri Bakanlığı’nda gerçekleşen yönetim değişikliği sonrasında dikkat çekici olduğu kadar trajikomik gelişmeler yaşanıyor.
Bunlardan birisini geçenlerde duyurdum. Önceki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın görevi sırasında sağ kolu olarak tanımlanan Bakan Müşaviri Prof. Dr. Ergün Yolcu’nun üzerinde üç ayrı makam aracı bulunduğunun ortaya çıkması epey gündem oldu.
Şimdi yine kimilerine göre komik, kimilerine göre “pes artık” dedirtecek bir olayın daha geçtiğimiz günlerde yaşandığı ortaya çıktı.
Olayın içindeki isim yine aynı kişi. Eski Bakan Müşaviri Prof. Dr. Ergün Yolcu…
Şöyle ki Yolcu ve ailesi Ankara’da mesaiye başladıktan sonra bakanlığın lojmanına yerleşti.
Yolcu Ailesi, “görev süresi” çerçevesinde başkentte tahsis edilen tam donanımlı lojmanı kullandı. Ancak Yerlikaya’nın görevden ayrılmasıyla birlikte müşavirlikten alınan Ergün Yolcu’nun söz konusu çok üst düzey yöneticilere tahsis edilen özel lojmanı boşaltması gündeme geldi.
Yolcu Ailesi, kendilerine verilen süre içinde lojmanı boşalttı. Yeni yöneticilere tahsis edilmesi planlanan lojmanda yapılan ön inceleme sırasında evde bazı demirbaş eşyanın eksik olduğu anlaşıldı.
Yapılan incelemede lojmandaki birkaç parça demirbaş eşyanın, Yolcu’nun evi boşaltması sırasında taşındığı anlaşıldı. Taşınma telaşı sırasında yaşanan karmaşa içinde özel eşyalarla birlikte götürüldüğü değerlendirilen demirbaş eşyanın hemen peşine düşüldü.
Aldığım bilgiye göre, bakanlığın ilgili birimi olan Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Yolcu ile bağlantı kurup durumu iletti. Yolcu, bakanlıktan gelen bilgi üzerine yeni ev sahibinin kullanımını sağlamak amacıyla söz konusu demirbaşları Ankara’ya göndermek üzere harekete geçti.
* * *
Bakanlık’taki kadro karmaşası
Yerlikaya’nın yanı sıra üç bakan yardımcısının da görevden alınmasıyla birlikte yerlerine yeni gelen isimler, kendi ekiplerini yavaş yavaş oluşturmaya başladı.
Yeni Bakan Mustafa Çiftçi’nin dışında bakan yardımcılığına atanan üç yeni bakan yardımcısı arasındaki görev dağılımı, beraberinde kaos ortamını getiriyor zaman zaman.
Bu duruma son örnek bakanlık basın müşavirliğinde yaşanan tablo oldu.
Yerlikaya döneminin Basın Müşaviri Özgür Altın halen bu görevde. Oysa daha önce TRT’de Genel Müdür Yardımcılığı ile Anadolu Ajansı’nda yöneticilik yapan gazeteci Hasan Öymez, basın müşaviri olarak bakanlıkta görev aldı geçtiğimiz günlerde.
Basın Müşaviri kadrosunda kimin görev yapacağı tam belli olmazken, Bakan Çiftçi’nin şimdiye kadar doğrudan bakana bağlı faaliyet yürüten Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’ni Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’na bağlaması kaos durumunu daha büyüttü.
Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’nın sorumluluğunu aldığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği görevi için İletişim Başkanlığı bünyesinden bir personeli getirme planı, işi çıkmaza soktu.
Bakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Hasan Öymez’in yanı sıra İletişim Başkanlığı'ndan bir personelin “basından sorumlu başdanışmanı” konumuyla göreve gelmesi, “basından sorumlu kim olacak” sorusunu gündeme getirdi haliyle.
Bu arada bakanlığın ağır topu emniyette de epey hareketli günler yaşanıyor.
Emniyette yaşananları başka bir yazıda aktarmak gerekecek.
