menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Yoktan yere ölüm”ün kol gezdiği ülke

138 0
06.03.2026

Fatma Nur Çelik.”

Aynı isimde vücut bulan iki ayrı insan.

Aynı kentte, İstanbul’da yaşıyorlar. Birisi Çekmeköy’de lisede öğretmen, diğeri aynı ilçede ikamet etmekte.

Hayata hangi açıdan bakarlarsa baksınlar, yaşam amaçları aynı.

İkisi de anne. Öğretmen olan 11 yaşındaki oğlu Kemal’e, ev kadını olanıysa 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’ya adamışlardı yaşamlarını.

Ve birbirlerini tanımayan iki adaş kadın, aynı gün saat farkıyla yaşamdan koptular.

Ve her ikisini de yaşamdan kopartan gerekçe, “yoktan yere ölüm”dü.

Daha açık söylemek gerekirse, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı hiç beklemedikleri / beklenmedik zamanda aramızdan ayrılmak zorunda kaldılar.

Öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledilmesi

Şimdi, her iki Fatma Nur Çelik’in yaşamlarının son dönemlerine bakalım.

Çekmeköy’deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin biyoloji öğretmeni olan Fatma Nur Çelik, 44 yaşındaydı. Aynı zamanda 11 yaşındaki oğlu Kemal’le yaşıyordu.

Başına geleceklerden habersiz biçimde sabah okuluna geldi, derslerine girdi. Öğle saatlerine doğru, ders yaptığı sınıfın kapısı tekmeyle açıldı. İçeri giren, daha önce okulda eğitim görmüş ancak sağlık sebebiyle okula devam etmeyen bir öğrencinin elinde tuttuğu ve gelişi güzel salladığı bıçağın hedefi oldu.

Saldırgan öğrencinin daha önce öğretmenliğini yapmış değil. Belki de kadın ve savunmasız olabileceği için saldırgan öğrenci Fatih Samet B.’nin hedefine girdi.

Yaralı halde hastaneye götürülürken oğlunun okuldan alınmasını arkadaşlarından istedi. Oğlunun adını son kez söyledi. Bir daha da imkân olmadı zaten. Yaralı ve bilinci açık girdi hastaneye… Sonra hastaneden cenazesi ailesine teslim edildi Fatma Nur Öğretmen’in.

Geride 11 yaşındaki oğlu Kemal’i bırakıp, ebediyete doğru gitti.

Çelik’i öldüren katil zanlısının ilk ifadesinden cümleler şöyleydi:

“Olaydan iki gün önce sevgilimden ayrıldım. Bu yüzden okula rehber öğretmenimiz Şeyda Hoca ile görüşmek için gittim. Aradım fakat bulamadım. Şeyda Hoca ile görüştükten sonra intihar edecektim. Bulamayınca strese girdim. Sesler duymaya başladım. Rastgele bir sınıfa girip, ilk kimi gördüysem ona saldırdım. Fatma Nur öğretmen ile bir husumetimiz yoktu. Rastgele bıçakladım. Yanımda her zaman bıçak taşırdım.”

Fatma Nur Çelik’i anlatan meslektaşı Harun Demirel, yaşananları gazetecilere şöyle aktardı:

“(…) Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 8 gün kalmış. Velisinin imzasıyla 20 Şubat’ta çıkartılmış. Bu olumsuz durumlara rağmen tasdiknamesini veremiyoruz, kaydını silemiyoruz. Sadece bu psikolojik sorunlarıyla ilgili rehber öğretmenin görüşmeleriyle ilgili tutanaklar var. Bir öğrenciyle diyalog kuramıyoruz, sıkıntılı problemli öğrencileri üst kurula sevk edemiyoruz. Sınıflarda arama yaparak kendi güvenliğimizi kendimiz sağlıyoruz.” (…)”

Dikkatiniz çekeyim, öğretmen “Sıkıntılı, problemli öğrencileri üst kurula sevk edemiyoruz. Sınıflarda arama yaparak kendi güvenliğimizi kendimiz sağlıyoruz” diyor!

Çelik’in cenazesine katılan bir mesai arkadaşı Nefes gazetesine şöyle konuştu:

“(…) Olay günü ders programına bakıyor. Ders programına göre hedef seçiyor. Fatma’ya gidiyor. Fatma Nur sınıfta bıçaklanıyor. Sonra diğer sınıfa giriyor. Bir başka öğretmenin kapısını zorluyor. Bulamayınca beden eğitimi öğretmenine yöneliyor. Seda öğretmeni bulamayınca sınıfta bir öğrenciye bıçak çekiyor. Daha sonra diğer rehber öğretmenimizin........

© T24