Geçmişe yolculuk ya da Anadolu köylerinin sessiz dönüşümü
Her yıl bu aylarda, köyümüze (Domaniç Aksu Köyü) gideriz; amacımız 22 yıl önce kaybettiğimiz Nazifeciğimize “biz geldik” demek, köyün hocası ile dua okuyup, onun ruhu ile baş başa kalmak ve çiçeklerini sulamaktır. Köklerim, çocukluğumun geçtiği, giderek daha az insanın yaşadığı bu köydedir ve içimi arabadan iner inmez, geçmiş güzel günlerin mutluluğu doldurur, daha doğrusu kısa bir süre de olsa geçmişe bir yolculuk yaparım.
Benim çocukluğumdaki köyde, 500-600 insan yaşardı, köyden 3 vardiya Tunçbilek’deki “Garp Linyitleri İşletmesi”ne işçi otobüsleri kalkardı, çocuklar köydeki ilkokulu doldururdu, sabahları büyükbaş ve küçükbaş hayvan sürüleri başlarında çobanlar yakındaki dağlara otlanmaya giderdi, avlular dolu, bütün tarlalar ekili, köydeki su değirmeninde 4 taş buğdayları öğütür, bayramlarda evler dolar taşardı. Şimdi ise 150-160 kişi yaşıyor, o eski işçilerin çocukları yakındaki İnegöl’deki fabrikalarda çalışıp köyden taşınmışlar, köyün en güzel tepesindeki ilkokul kapanmış, evlerinde hayvan besleyen 3-5 aile var, tarlaların çoğu ekilmiyor ve köy sadece bayramlarda biraz olsun doluyor.
Bir köyün boşalması yalnızca insanların gitmesi değil, bir yaşam biçiminin sessizce sahneden çekilmesidir.
Sessiz dönüşüm
Bunların 20-30 yılda olmasına inanması zor ama sanırım Anadolu’nun bütün köylerinde benzer bir değişim var ve bu biraz da kaçınılmaz. Öte yandan ben, sokaklarında çember çevirdiğim, tertemiz akan deresinde her gün yüzdüğüm, tarlalarında kuzularıma papatyadan taçlar ördüğüm, iki sınıflı ilkokulda........
