Arsız bir iştahla yıkılan semtler, değişen çehreler, yok olan kültürler: Hayalet Kuartet
Hera Büyüktaşçıyan’ın işleriyle yıllar yıllar önce, 2012’de o gencecik bir kızken, Salt Galata’da açılan bir karma sergide karşılaşmıştım. ‘Bir İkindi Macerası’ başlıklı işinde kapanmakta olan ama sonra kurtarılan Türkçe Yunanca 87 yıllık Apoyevmatini gazetesinden bir kağıt sandal yapmıştı. Dalgalara bırakırsanız kaybolup gider, gözden kaybolmasına izin vermeyin gibi bir işti. İsteyen de bir kağıt sandal yapıp yanına bırakabilecekti. Çok beğenmiştim, onu ve işlerini aklıma yazmıştım.
Hafıza, yerinden edilmişlik, kimlik, arsız bir iştahla yıkılan binalar, değişen kent çehreleri, zorunlu göçler gibi konular açıldığında ilk akla gelen sanatçılardandır Hera Büyüktaşçıyan. Dolapdere Arter’deki solo sergisi ‘Hayalet Kuartet’ işte tam da izleyiciyi bu katman katman işlerin içine çekebilen bir sergi. Üstelik sergi de Hera’nın doğup büyüdüğü, çocukluk anılarının olduğu Tatavla (Kurtuluş) ile Talimhane arasındaki Dolapdere’deki Arter’de. Rum ve Ermeni Ortodoksların ve azınlık cemaatlerinin yoğun olarak nüfusu oluşturduğu bir bölge idi burası. Hem kişisel tarihi hem de bu semtlerin tarihi, serginin her bir işinde katman katman ortaya çıkıyor. Serginin başlığı Hayalet Kuartet, küratörü Nilüfer Şaşmazer.
Eğer Hera Büyüktaşçıyan gibi tarihsel belleğinize 1915 tehciri, mübadele, 500 yıllık semt Tatavla’nın yangını, yangından sonra semtin isim değiştirip Kurtuluş adını alması, veraset vergisi, 6-7 Eylül olayları, mübadeleler, Kıbrıs savaşı gibi olaylar varsa onun sanat pratiğinin de sırlarını ve katmanlarını da çözmüşsünüz demektir.
Serginin başlığı ‘Hayalet Kuartet’ demiştim. Hera, Nilüfer Şaşmazer ve Süreyya Evren’in hazırladığı sergi kataloğunda şöyle diyor: “Benim için hayalet eksik olana işaret eden bir gösterge gibi yalnız kendi varlığını değil, temsil ettiği yokluğu ve o yokluğa sebep olan geçmişi de hatırlatır…” Sergide yıkım ve yeniden yapımı, kentlerin geçirdiği döngüyü betimleyen iş çok ve ruh çok belirgin, hayalet gibi tepemizde. Kuartet ise sergi mekanını sanatçının Nekropol, Avlu, Cadde ve Bakış Odası olarak dört bölgeye ayırması.
Kent hafızası ve kent mimarisinin baskın olduğu sergiyi Hera Büyüktaşçıyan ile birlikte geziyoruz. “Sergi dört farklı sesin bir araya gelişi. Birçok farklı element ve dört farklı ses de yan yana duruyor” diyor.
Hera Büyüktaşçıyan ve Serfiraz Ergun
Uzun ve dar bir koridor ve küf yeşili rengi ve kiraz rengi kare kesimli sentetik halı parçalarından bir yerleştirmenin önünden başlıyoruz. Burası bir nekropol. Kurtuluş’tan yukarı çıkınca sık sık vandalizmden nasibini alan Agios Eleftherios Rum Ortodoks mezarlığında sanatçının büyükbabası yatıyor ve çocukluğunda büyükannesi ile dedesinin mezarını sık sık ziyarete gidiyorlar. Tam arkasında ise Feriköy Müslüman mezarlığı var. Sanatçı “8-9 yıldır bu halılarla çalışıyorum.........
