menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargılama etkinliğinin yanlış deyişle “duruşma,” doğru hukuk terimiyle “tartışma” aşamasının düşündürdükleri

12 0
26.06.2026

Daha önce de yazdım ve söyledim. Yanlışlıklar, kıdem kazanınca doğruya dönüşmez. Olsa olsa katılaşıp müzminleşir (süreğenleşir).

Sözgelimi, Türk hukuk uygulaması açısından dilimizin ucuna geliveren şu sorulara yanıt vermek hiç de kolay değildir: Neden kişilerin alınyazılarını belirleyen yargılama etkinliğinin en önemli aşaması olan duruşma, Batı anlamında “tartışma” (débat, discussion, dibattito, discussione) olmaktan çıkıp, karşılıklı durmaya, yani duruşma (tartışma), “duruşulma”ya, aylarca, hatta yıllarca süren bir tutanak fetişizmine dönüşmüştür?

Sokrates davasının yargıçları bile, önlerine gelen sorunları yaklaşık 24 yüz yıl önce, bugünün batılı yargıçları gibi oyladıkları halde, neden bizler hâlâ başka türlü yapıyoruz bu oylamaları?

Neyi iyi algılamadık da temyiz yolu, dünyada örneği görülmemiş bir biçimde başkalaşıma uğramıştır? Üstelik istinaf mahkemelerinin varlığına ve Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun 1997 Şubatındaki kararına karşın bu durumu sürdürmekte niçin direnmekteyiz?

Batı hukukuyla karşılaştırıldığında, neden Türk hukuku katılaşmaya / ankiloza uğramış, neden patinaj yapıyor? Aldığımız batılı yasalara karşın, neden hukuk uygulamamız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına kolaylıkla uyarlanamıyor?

Çoğu maddi olayların sübutuyla ilgili ve yanlış örnek olan komprime / hazır içtihatların gevşetici rahatlığıyla, zamanı yiyip tüketen tekdüzeliğin onarılamaz savurganlığıyla, yer yer birbirlerini çürüten asimetrik olay içtihatlarıyla yaşanan kısa devreler, hukukumuzun sık sık sürçtüğünü çarpıcı biçimde bizlere göstermiyor mu?

Sokaktaki insan ve biz hukukçular, her gün yargılamadan ve hukukun eylemli bir yansıması olup üzerinde bir sinek lekesi bile bulunmaması gereken adaletten niçin yakınıyoruz?

Çükü biz Türkler, hukukun öncelikle bir bilim olduğunu hiç düşünmemiş, ilkin hukuku ve bilimini alacak yerde, yasaları almışızdır.

Özetle efendiler, felsefi özüne nüfuz edilemeden hukukunu biçimsel olarak aldığımız Batı ve bu hukuku uygulayan Afrika ülkelerinde, Batı hukukunu özüyle ve kavram diliyle almayı başaran Japonya’da olduğu gibi, yargılama, özellikle de duruşma (tartışma) aşaması, Türkiye’de yaşandığı ve halk........

© T24