Otoriter rejimde yaşamak...
Otoriter rejimler altında yaşamak güçtür. Demokratik rejimler altında yaşamaya benzemez. Karşılaştığınız güçlükler her şeyden önce “yaşamaktan” ne anladığınıza bağlıdır. “Yaşamaktan” hayatta kalmayı mı anlıyorsunuz, yoksa dünyada ve ülkenizde olup bitenlere karşı kayıtsız kalmamayı, bunlarla ilgili olarak düşünmeyi, gerektiğinde değiştirmek için eylem yapmayı mı anlıyorsunuz? Başka bir deyişle, siyaset yapmayı bir yaşam biçimi olarak mı görüyorsunuz? Böyleyse ve otoriter bir rejimde yaşıyorsanız, ciddi güçlüklerle karşılaşacaksınız demektir.
Demokratik rejimlerde devlet ile birey arasında bir mesafe vardır. Birey, doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlükler hukuk devletiyle devlete karşı korunur. Devlet, bu alana giremez. Otoriter rejimlerde bu mesafe kalkmıştır. Hukuk devleti askıya alınıp yerine keyfilik ile hukuksuzluk anlayışı egemen olunca bireyin temel hak ve özgürlükleri de korumasız kalır. İktidar bunları uygun gördüğü ölçüde ve uygun gördüğü biçimde baskı altında tutar. Siyasetin alanı daralır ya da siyaset yapmak olanaksızlaşır.
Bu durumun sizde yaratacağı tepki biraz da özgürlüğe verdiğiniz öneme, özgürlüğün sizin kimliğinizin neresinde olduğuna bağlı. Eğer özgür olmayı, temel hak ve özgürlüklerinizi kullanmayı sizi birey yapan, kimliğinizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyorsanız, sizin için bir var oluş sorunuysa, o zaman özgürlük için mücadele etmek, otoriter rejime, keyfiliğe, hukuksuzluğa, baskıya karşı mücadele etmek kaçınılmaz. Özgür olmak özgürlüğü yok eden tüm baskılara karşı direnebilmektir. Hak ve özgürlüklerin talep edilmesi, otoriter bir yönetime karşı ileri sürülmesi başlı başına bir direniştir.
Otoriter yönetimler, yurttaşlarını bir tercih karşısında bırakır. Ya hukuksuzluğa, haksızlığa, baskıya, zulme boyun eğeceksiniz ya da buna karşı verilen mücadelenin parçası olacaksınız. Sessiz kalmak,........
