menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"İran'la telefon görüşmelerimiz devam ediyor..."

25 0
08.03.2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan’ın İran dosyasındaki diplomatik etkinlik düzeyi her ikisinin de sık kullandığı şu cümleyle özetlenebilir: “Telefon görüşmelerimiz devam ediyor.”

Konu ülkemize yönelik olduğu iddia edilen füze saldırısına gelince ise geçiştirilmeye çalışılıyor: “Yolunu şaşıran mühimmat hava sahamıza girmek üzereyken NATO tarafından imha edildi” gibi ifadelerle öznesi muğlak yorumlarla yetinmek zorunda bırakılıyoruz. Kontrolden çıkmış bir meteoroloji balonunu konuşurcasına, konuyu önemsizleştiren bir üslup var karşımızda...

Bunun ötesinde, İran’a saldırı konusunda iç kamuoyuna yönelik olarak büyük harflerle İsrail eleştirisi yapılırken, herhalde Barış Kurulu adlı tiyatro sahnesinde yanına dizildikleri Trump’ı gücendirmemek için ABD’nin A’sını zinhar ağızlarına almıyorlar.

Nahçıvan Havaalanı’nın hedef alınması da benzer biçimde Azerbaycan’a yönelik mutat dayanışma cümleleriyle idare ediliyor. Oysa, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev çok ağır ifadelerle yükleniyor İran’a ve tüm diplomatik temsilcilerini de bu ülkeden geri çekiyor.

Diplomatik alanda "Yokluğun" adı iktidar medyasında "Denge" olarak anılıyor: "Yeterince ortalarda görünmezsek bu kasırgayı da öncekiler gibi atlarırız" varsayıyorlar belli ki... Dış ilişkilerde eskiden işgüzarlıkla etkinliği karıştıran AKP yönetimi bugün ise ataleti sükûnet olarak bize sunuyor.  

Oysa, Sayın Dışişleri Bakanımızın bütün öngörüleri yanlış çıktı. Aslında sadece İran değil, birçok başlıkta ortaya bütün çıplaklığıyla çıkan husus, dış politika ve ulusal güvenlik konularında aynı hazırlıksızlık ve aynı öngörü eksikliği…

Gerçekler acıdır. Alanda var olan gerçekliği kafanızda canlandırdıklarınıza bağdaştırmaya kalkmak sizi nice acı sonlara sürükler. İstihbaratı ya da bilgiyi, hatta ham veriyi siyasileştirmek, ideolojik ambalaja sarmak ise sadece ülkeye değil, kendinize de ihanettir.

Bizim hükümetimiz, savaşan tarafların arabuluculuk için kendilerine koşacağına dair hayaller içinde bekleyedursun; bu sırada İran, kendi yalıtımını yine kendi derinleştiriyor.     

ABD ve İsrail saldırısına, belki planlı belki rastgele verdiği karşılıkla Körfez ülkelerinden Kıbrıs’a, Azerbaycan’a nihayet bize kadar tüm çevresini kendine hasımlaştırıyor. Ardından, tıpkı Azerbaycan için yaptığı gibi resmi açıklamalarla bunlardan bazılarının sorumluluğunu almayı reddediyor.

AB ülkelerinin liderleri de İspanya’nın sosyalist başbakanı Pedro Sanchez'in omurgalı duruşu dışında, Trump’ı doğrudan karşılarına almaktan özenle sakınan bir tutum içindeler.

Suudi........

© T24