Mesele tavuk eti değil!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı beyaz et sektöründeki fiyat artışlarını gerekçe göstererek 13 şirketin yöneticilerini gözaltına aldı ve ardından da “üretim aksamasın” diyerek 13 şirketi kayyım denetimine teslim etti.
Savcılığın açıklamasına göre bu şirketler “piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açmışlar”!
Bu tablo, Türkiye’de yargı eliyle yürütülen düzenin yeni bir aşamasına geçildiğini gösteriyor.
Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bir kurul var. Bu kurul “Haksız Fiyat Artışlarını” incelemekle görevli. Şikayetlerinizi iletebileceğiniz bir telefon uygulamaları bile var.
Rekabet Kurulu da şirketlerin kendi aralarında anlaşarak serbest rekabeti bozmalarını incelemekle görevli.
Çok ağır para cezaları vermeye de yetkili.
Bu operasyondan sonra anlıyoruz ki Rekabet Kurulu da Ticaret Bakanlığı da kendilerine verilen görevi yapmamışlar, savcılık bunun üzerine harekete geçmiş!
Önce şunu sormak gerek: Bu gözaltılar gerçekten gerekli miydi?
Hayır, gerekmezdi çünkü Rekabet Kurulu, rekabeti bozucu bu tür hareketleri soruştururken her türlü bilgi ve belgeye ulaşabiliyor, el koyabiliyor.
“Ortada karartılabilecek bir delil” de bırakmıyor.
Onun için bu gözaltına alma ve şirketlere “denetici kayyım tayin etme” işleminden şüphelenenlere “paranoyak” diyemeyiz.
Böyle başlayan operasyonların, mahkeme kararı beklenmeden mülkiyet devri ile sonuçlanması artık sıradan bir uygulama oldu.
Mesela Bebek Otel işletmecisi Muzaffer Yıldırım’ın bütün mal varlığına el konuldu.
El koyma kararını savcılık verdi ancak bu karar verildiğinde Yıldırım hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı da yoktu.
Hâlâ da böyle bir karar yok ancak Yıldırım’ın malına mülküne al konuldu, bazı........
