menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan değişmez ki partisi değişsin

252 1
06.01.2026

Diğer

06 Ocak 2026

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

Venezuela Başkanı Maduro’nun yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesinin ardından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, iç cepheyi güçlendirmesi için “siyasi tutukluların, gazetecilerin, hasta mahkûmların serbest bırakılması çağrısı” yaptı.

“Ak Parti’nin ilk yıllarındaki reform ruhuna dönmesini” istedi.

Arınç’ın çağrısından bir hafta önce de AKP’nin eski TBMM Grup Başkanvekili ve şu anda İçişleri Bakanı Yardımcısı Bülent Turan, Yeni Şafak’ta “hukukçu” sıfatını kullanarak bir yazı yayımladı.

Turan, yazısında AKP’nin kendisini “taşıyan omurgadan ‘inanç-ahlâk-dava şuuru’ aksından yeni bir sınamayla karşı karşıya” olduğunu yazdı.

“Kapımızın önüne bırakılanlar olduğu gibi, maalesef üstümüze yapışan parazitler veya çizgisinde sabit duramayanlar da var elbet” dedi.

“23 yıllık iktidar partisi de bu kişilerle birlikte, adeta sanık sandalyesine oturtuluyor” diye yakındı.

İkisi de iktidar partisi içinde önemli mevkilerde bulunmuş, Erdoğan’a çok yakın olmuş isimler. Arınç “partinin en önemli üç kurucusundan biri” sıfatını da haiz.

Normal olarak bir randevu alıp Erdoğan’ı ziyarete gidebilirler, bir çay içerken endişelerini dile getirebilirler.

Bunun yerine açıklamalarını hepimizin duyacağı şekilde yapıyorlar; “kol kırılsa da yen içinde kalır” demiyorlar.

Belli ki Erdoğan’a erişimlerinin önünde bazı engeller var; çareyi kamuoyuna açık olarak konuşmakta bulmuşlar.

Bunu hesaba katmış olabilirler mi bilmiyorum ama bu yakınmalarının Erdoğan’ın kulağına kadar ulaşmayacağını da ben söyleyebilirim.

Erdoğan’ın gazete okumak gibi bir alışkanlığı yok, yakın çevresinde de Erdoğan’a bu tür bilgileri eğip bükmeden iletebilecek kimsenin kaldığını zannetmiyorum.

Erdoğan gibi otokrat eğilimleri güçlü liderlerin duymak istemeyeceği şeyleri söyleyebilecek yakınları yoktur çünkü.

Arınç ve Turan’ın bu partide “tek başlarına” olmadıklarını biliyoruz.

Kuşkusuz ki partinin içinde gidişattan memnun olmayan, oylarındaki dramatik çöküşten rahatsız olanlar vardır.

Ve onlar da büyük ihtimalle tıpkı Arınç ve Turan gibi “partinin köklerine dönerek içine girdiği sarsıntıyı atlatabileceğini” düşünüyorlar.

Ama artık bunun mümkün olamayacağının da farkında değiller.

Çünkü bu parti Adalet ve Kalkınma Partisi adını taşıyor olsa da artık Recep Tayyip Erdoğan Partisi.

Troçki, 1904’te yazdığı bir risalede Lenin’in parti anlayışını eleştiriyor ve o yolda gidilirse, “parti örgütünün yerini merkez komitesinin, merkez komitesinin yerini de Genel Sekreterin alacağını” söylüyordu ki öyle de oldu. Merkez Komitesi Genel Sekreteri Stalin, tek başına bir partiye dönüştü; sonrası malum. AKP’de yaşanan budur.

O partide artık bir tek kişi var: Recep Tayyip Erdoğan. Merkez Yönetim Kurulu da o, hükümet de o, milletvekili de o, il, ilçe başkanı da o.

Bu tür tek adam partilerini neyin beklediğini tarihteki örneklerinden biliyoruz.

Arınç ve........

© T24