menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkası olduğuna ikna olmamız istenen kadın

51 55
19.07.2025

Diğer

19 Temmuz 2025

İsviçreli yazar Max Frisch’in 71 yıl önce yayımlanan romanı “Stiller”, Türkçeye biraz gecikerek çevrilmişti.

“Biraz” dediysem, yaklaşık 42 yıl sonra!

Türkçeye çevrilmesinin gecikmiş olmasının nedeni acaba romanda anlatılan hikâyenin, bizim memleket için çok sıradan olması mıdır diye aklımdan geçirmiştim.

Romanın öyküsü, biz Türkler açısından birçok kişinin gerçeği gibi çünkü!

Yazar İsviçreli ve romandaki öykü de doğal olarak orada geçiyor.

Bir gün İsviçre sınırında bir trende yapılan kimlik kontrolünde, uzun süredir kayıp olan Stiller isimli bir heykeltıraşa çok benzeyen bir adam ele geçiriliyor. Adamın Stiller olduğunu iddia eden bir yolcunun ihbarı üzerine!

Adam ısrarla Stiller olmadığını, adının James Larkin White olduğunu, Amerikalı olduğunu söylemektedir.

Elindeki Amerikan pasaportunu kanıt olarak gösterir ama dinleyen kim?

Kayıp heykeltıraş Stiller’in arkadaşları kararlıdır: Sen Stiller’sin!

Hatta Stiller’in karısı, eski bir bale dansçısı olan ve Paris’te bir dans okulu işleten Julika Stiller-Tschudy, “kayıpken trende bulunan eşini” tutulduğu hapishanede ziyaret etmek için Paris’ten gelir.

Karısı da adamın Stiller olduğuna tanıklık edecektir.

Koroya savcıdan tutun da cezaevindeki gardiyanlara kadar herkes katılır: Sen Stiller’sin!

Bu durumun romanın kahramanı için nasıl bir karabasana dönüştüğünü tahmin edebilirsiniz.

Başkası olmadığını, kendisi olduğunu anlatma çabası, gerilimin içine okuyucuyu da çekiyor, adamcağızın yaşadığı baskıyı ruhunuzda hissediyorsunuz, içiniz daralıyor.

Romanı okuduktan sonra otomobil fuarı için İsviçre’ye gittiğimde, polisin görünmeyen varlığının her şeye sinmiş olduğunu hissetmiş, elimde olmadan ürpermiştim.

İster misin, beni de birine benzetip içeri tıksınlar diye!

Hafta başında, uzun süredir tutuklu olarak cezaevinde tutulan Ayşe Barım’ın çıkarıldığı ilk duruşma ile ilgili haberleri izlerken “işte” dedim kendi kendime, “gerçek bir Alaturka Stiller öyküsü!”

Ayşe Barım, temsil ettiği oyuncuları Gezi protestolarına götürerek hükümeti devirmeye kalkışmakla suçlanıyor.

Belli ki o tarihteki hükümete, hükümetin kendisi dahil kimse güvenmiyormuş; püf deseniz, yıkılacakmış gibi!

Düşünün iki başrol oyuncusu ve dört karakter oyuncusunu bir meydana salıyorsunuz,........

© T24