Gerçeği yok etmek ve geçmişi yeniden yazmak
Umarım çoğunuz George Orwell’in ünlü 1984 romanını okumuşsunuzdur. Okumadıysanız kesin tavsiyemdir. YouTube’taki beğendiğim sesli kitap ve film linklerini yazının sonunda bulabilirsiniz.
Günümüzde tanık olduğum pek çok olay bana devamlı modern çağın siyasal psikolojisini anlamamız için yazılmış bir uyarı olan bu kitabı hatırlatıyor.
Winston Smith’in görevi: Geçmişi yeniden yazmak
Romanın kahramanı Winston Hakikat Bakanlığı'nın Kayıtlar Dairesi'nde çalışan bir memurdur. Partinin resmî ideolojisinin temel ilkelerinden biri "Geçmişi denetleyen geleceği, bugünü denetleyen de geçmişi denetler" sözüyle özetlenir.
Winston'ın görevi gazete arşivlerindeki eski yazıları yeniden yazmaktır. Partinin düşman olarak ilan edip idam ettiği, sürgüne gönderdiği ya da itibarsızlaştırdığı kişilerin geçmişte övüldüğü, bir törene katıldığı ya da bir açıklama yaptığı tüm kayıtlar silinmek zorundadır.
Winston elindeki kalem ve yapıştırıcıyla tarihin tozlu sayfalarında bir cerrah gibi çalışır. Eski bir gazetede artık var olmayan bir kişinin adını bulur, o paragrafı kesip atar ve yerine Partinin onayladığı yeni, düzeltilmiş metni yapıştırır. Ardından bu yeni, tahrif edilmiş nüsha arşive kaldırılır. Eski, gerçek olan nüsha ise imha edilmek üzere "hatıra deliği" denen bir oyuğa atılır ve buharlaşıp yok olur.
Amaç sadece gelecek nesilleri aldatmak değildir. Asıl amaç Partinin ve Büyük Birader’in her zaman haklı olduğu ve hiç yanılmadığı algısını yaratarak şimdiki anın sürekli kontrolünü sağlamaktır. Eğer bir zamanlar övülen birinin bugün düşman olduğuna dair hiçbir kayıt yoksa o kişi aslında hep düşmandır ve Parti de onu hep düşman olarak görmüştür. Parti'nin sarsılmaz otoritesi ve yanılmazlığı korunmuştur.
Buharlaştırmanın yeni biçimleri
George Orwell’in 1948’de hayal ettiği geçmişi yeniden yazma pratiği günümüzde daha incelikli, daha karmaşık ve daha tehlikeli biçimlerde karşımıza çıkmaktadır.
Yeni Winston’ların elinde kalem ve yapıştırıcı yoktur. Onların yerini algoritmalar, yapay zekalar ve sosyal medya fenomenleri almıştır. Buharlaştırma işlemi arşiv odalarında değil, hayatımızın her anında dijital ortamlarda gerçekleşmektedir.
Dijital belleğin dezenformasyon yoluyla gölgelenmesi
Winston’un işi fiziksel kayıtları yok etmekti. Bugünün hızlı ve muazzam dijital dünyasında geçmişte söylenmiş bir sözü, atılmış bir tweet’i ya da yapılmış bir haberi alternatif bir anlatıyla gölgelemek, düzeltmek ve buharlaştırmak oldukça kolaydır.
Siyasetçilerin geçmişteki açıklamalarının ve partinin eski politikalarının hızla unutulması veya bağlamından koparılarak yeniden yorumlanması modern yeniden yazma yöntemleridir. Gerçek olayların üstü yalan haberlerle ve dezenformasyon kampanyalarıyla örtülür ve buharlaştırılır.
Sinsi patron: Algoritmalar
Winston’un görevi Parti tarafından merkezden yürütülürdü. Bugün sosyal medya algoritmaları bize ilgi alanlarımızı gösteren tıklamalarımıza bağlı olan bir gerçeklik sunar.
Hepimiz kendi küçük gerçeklik baloncuklarımızda yaşamakta, farklı görüşleri görmemekte, duymamakta ve zamanla kendi doğrularımızın mutlak olduğuna inanmaktayız.
Algoritmalar biz farkında olmadan her birimiz için kişiselleştirilmiş bir geçmiş ve bugün inşa etmektedir. Algoritmaların yol açtığı gerçeklik tahrifatı Partinin tekelindeki gerçeklikten daha bölücü ve sinsidir.
Deepfake ve yapay zeka ile üretilen içerikler
Orwell’in zamanında bir gazete nüshasını tahrif etmek için bir memurun kalemine ihtiyaç vardır. Bugün ise yapay zekâ teknolojileri var olmayan insanların son derece gerçekçi videolarını oluşturabilmekte, tarihî figürlerin ağzından hiç söylemedikleri sözler söyletebilmektedir.
Bu teknoloji bir liderin hiç yapmadığı bir konuşmayı yapmış gibi göstererek siyasi kriz yaratabilir veya bir savaş suçunun görüntüsünü tamamen kurgulayarak algıları yönetebilir.
Herkes kendi Winston’u olabilir mi?
1984’te Winston bir noktada bu sistemin bir parçası olmaktan duyduğu tiksintiyle isyan eder ve gerçeği, yani geçmişi hatırlamaya çalışır. Onun trajedisi sistemi içeriden tanımasına rağmen ona yenik düşmesidir.
Kitabın sonunda Büyük Birader’i sevdiğini itiraf eder.
1984'ü yeniden yazmak: Günümüzün gerçeklik mühendisleri
George Orwell'in distopik başyapıtı 1984 totaliter bir rejimin baskısının en temel silahının fiziksel şiddetten çok gerçekliğin kendisine yönelik bir saldırı olduğunu gösterir. Romanın kahramanı Winston Smith'in görevi bu saldırının merkezindedir. Winston'ın görevi geçmişi silmek ve bugünü iktidarın söylemine göre yeniden inşa etmektir.
Donald Trump'ın ikinci başkanlığı döneminde giderek artan sayıda gözlemci Orwell'in bir uyarı olarak yazdığı romanın bir yönetim rehberi olarak kullanıldığını gözlemlemiştir. Dilin manipülasyonundan tarihin yeniden yazılmasına ve kişilik kültüne kadar Orwell'in distopik vizyonu ile çağdaş Amerikan siyaseti arasındaki paralellikler inanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
Trump yönetimi "woke" (ilerici, solcu) ideolojiyle mücadele sloganı altında oldukça benzer hedefler peşinde koşmaktadır. Hükümet uygunsuz ideolojinin Amerika'nın müzelerinden ve ulusal anıtlarından kaldırılmasını talep etmiştir.
Pentagon bu siyasi emire hemen uyup fotoğrafları ve dosyaları........
