İncirlik’ten yayın şimdi mi suç oldu?
Körfez savaşı sırasında ABD uçakları, İncirlik üssünü de kullanmıştı Irak’a saldırıda. O günlerde gazeteciler üssün çevresine yerleşmiş, fotoğraf ve görüntü çekiyor; birbiri ardına kalkıp inen uçakları sayıyordu.
O günlerden sonra da bölgedeki her kriz sırasında gazetecilerin üssün çevresine gidip, uçakları gözleyerek “hareketliliğe” dair yayın yapmaları rutin bir gazetecilik eylemi halini almıştı.
Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran saldırısı başlayınca ANKA’nın da İncirlik üssünün çevresine gidip canlı yayına geçmesi doğal bir gazetecilik refleksiydi. Ekranın altına da “İncirlik hava üssünde operasyon hareketliliği” yazılması son derece sıradan, alışıldık bir anlatım tarzıydı. Aslında görüntülerde hareketlilik de yoktu, sadece bir uçağın kalkışı görünüyordu, o kadar.
Fakat yıllardır serbestçe uygulanagelen İncirlik çevresinden yayın yapmak, şimdi “suç” ilan edildi; “milli güvenlik açısından riskli” kabul edilerek ANKA’nın canlı yayını hakkında soruşturma başlatıldı.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, ANKA için çekim yapan Koza TV’nin Genel Müdürü Mehlika Bilen, muhabir Sergen Ölçer ve kameraman Güral Bıçakçı’yı ve ardından ANKA Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener’i gözaltına aldırdı.
Üstelik de savcılığın gözaltına aldırma kararında bir telefon uzaklıkta olan Kenan Şener’in “yakalanarak” Adana’ya götürülmesi isteniyordu. Kenan Şener kendisi gitti emniyete, orada ifadesi alınmak yerine polis nezaretinde Ankara’dan Adana’ya götürüldü.
ANKA’nın yayınında ne bir dezenformasyon vardı ne bir yanıltıcı bilgi. “Askeri sır” da yoktu, gizli bilgi de aktarılmıyordu. Sadece görüntü veriliyordu. Bu görüntü bir yandan da İncirlik’ten, İran’daki operasyona katılmak için kalkan ABD uçağı olmadığını kanıtlıyordu.
ANKA’ya soruşturma açılması sonrasında gazeteci arkadaşımız Can Ertuna, NTV’de çalıştığı dönemde İncirlik üssü yakınında bir çatıdan yayın yaparken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı sosyal medyada. Geçmişte İncirlik’ten yapılan yayınların kupürleri de paylaşıldı.
Yıllardır sakınca görülmeyen bir gazetecilik faaliyeti için şimdi ANKA’ya soruşturma açılması ve gazetecilerin hoyratça gözaltına alınması, basın ve ifade özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına açık bir müdahaledir.
Gazetecilik baskı altına alınmak, habercilere gözdağı verilmek isteniyor, bir kez daha…
Tütün devinin lobi faaliyeti
British American Tobacco (BAT), İstanbul’daki bazı gazetecileri, “Dumansız dünya için vizyoner yaklaşım” konulu toplantıyı izlemeleri için Ankara’ya davet etmiş.
Toplantıyı düzenleyen BAT’ın yan kuruluşu Omni Science platformuydu. Amaçları da “yeni nesil” denilen elektronik sigara ve ısıtılmış tütün gibi dumansız ürünlerin Türkiye’de yasallaşması ve BAT’ın pazara hâkim olması için kamuoyu oluşturmaya çalışmaktı.
Toplantıya ilişkin haberlerin çoğunda yeni nesil nikotin ürünlerinin de sağlığa zararlı olduğu bilgisi vurgulanmadı; BAT’ın amaçladığı gibi, bu ürünlerin kaçak satışının vergi kaybına neden olduğu görüşüne odaklanıldı.
Vergi kaybı elbette önemli. Ancak gazeteci, öncelikle insan sağlığını gözetmeli. “Daha az zararlı” gerekçesine sığınılamaz. Hekimler, bu ürünleri de “zehir” olarak nitelendiriyor. Nitekim Türk Toraks Derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Pınar Bostan, toplantıya ilişkin açıklamasında bu ürünlerle “gençlere nikotin bağımlılığı tuzağı” kurulduğunu savundu. Bostan, tütün kullanımının toplam ekonomik yükünün 752 milyon TL olduğunu ve yeni ürünlerin yasallaşmasıyla kullanımın en az yüzde 10 artacağını vurguladı.
Görüşlerine başvurduğum TTB Tütün Kontrolü Çalışma Grubu........
