İnsan sevdiğine canım, böyle mi yanar?
Tersine Dünya Kupası – 11
Şaşırdınız mı? Yarı finale son üç Kupa’nın şampiyonu kaldı. Bir de kupayı doğal hakkı sayıp 60 yıl öncesinin anısıyla hayal görüp duran İngiltere.
Fifantino’nun teknokratlarının fikstür düzeneği tam istedikleri sonucu verdi yani. Bir tek Ronaldo’nun takımı dışarıda kaldı. Ne yapalım, ortada dört sandalye olunca beşincisi ayakta kalacaktı. O da Ronaldogillere rastladı. Onlar da gruplarını ikinci bitirmeselerdi canım.
Her Kupa’da yazıyorum. Mevcut sistem manipülasyona ve şikeye açık. Oysa eşitliği temel alan çok basit bir sistem var: Kupa, ikiye bölüne bölüne 4’e inecek 16, 32 veya, -aman duyarlarsa bunu da yaparlar-, 64 takımla düzenlenir.* Grup birincileri doğrudan elemeli turlara çıkar, grup ikincileri ve üçüncüleri çapraz play-off oynar. Elemeli turlardaki eşleşmeler, aynı gruptan çıkanlar karşılaşmayacak şekilde kurayla belirlenir.
Şimdi sanki son dört önceden belirleniyor, oradan geri gelip fazla sürprize imkân vermeyecek şekilde fikstür düzenleniyor.
Telgrafın tellerine toplar mı konar?
Tamam, sonunda “Dört Büyük” “Dört Küçük”le eşleşti. Tamam “büyükler” hak ederek turu geçti ama bari bıraksaydınız “iyi oynayan kazandı” deyip futboldan söz etseydik. Yine girdiniz topla biz futbolseverlerin arasına.
En abeslerine değineyim sadece…
Arjantin maçında, İsviçreli Embolo’yu hakemi aldattı diye VAR’a giderek ikinci sarıdan oyundan attınız. Ondan sonra maç tamamen Arjantin’e döndü. Yeni icadınıza göre VAR ikinci sarı kartlara müdahale edebiliyor. Yanlış kişiye gösterilen kartlarda birinci sarılara da… Hakem yanılıp Arjantinli Paredes’e sarı göstermese iş VAR’a gitmeyecek ve Embolo oyuna devam edecekti. Birinci gariplik bu. İkincisi, tamam Embolo’nun yaptığı çok akılsızca ama rakibin ona bir teması da olabilir. Her temasta faul gören VAR burada forma rengine göre mi hareket etti acaba?
Uzatıyorum ama konu daha da derin. VAR’ın ikinci sarılara bakabileceği açıklandığında da söyledim. Kırmızı kart iki sarı kartın sonucunda çıkıyor. İkinci sarıya bakıp birinciye bakmamak adaletsizlik. Çünkü Embolo’nun ilk sarı kartı bence haksız. Orada faul yok. Yani nereden baksan tutarsızlık.
Gelelim Norveç-İngiltere maçına… Korner öncesi oyun durmuşken yapılan bir hareket yüzünden korner sonunda atılan geçerli golü VAR marifetiyle iptal ettiniz. Evet, Norveç’i İngiltere önünde 2-1 öne geçiren golden bahsediyorum. Yeni icadınıza göre korner ve serbest vuruş öncesi kusurlu bir hareket olursa o vuruşlar sonucu gelen goller iptal edilebiliyor. Bir kere, zamanı durdurup oyunu geri sarıp müdahale etmenize illet oluyorum. Şimdi de futbolun oynanmadığı bir anı alıp oyun içindeki bir golün iptali için gerekçe yapıyorsunuz. Alın size oyun dışının oyun içini belirlemesi.
Ayrıca bu pozisyonda İngiltere kalecisi topa dokunuyor. Demek ki işinize geldiğinde ta karşı kale önünde ya da dakikalar önce serbest vuruş veya korner öncesi oyun durmuşken oluşmuş bir faul gerekçe gösterilip gol iptal edilebilir artık.
Geldik Norveç için felaket, benim içinse derdimi anlatabilme fırsatı olan pozisyona… İzlemeyen kalmadı. İngiltere maçında Norveç kalecisinin uzun degajı örümcek kameranın teline çarpıp yön değiştiriyor, bu topu kazanan İngilizler durumu 1-1’e getiriyor. Topun tele değdiğini gösteren birçok görüntü var ama FIFA hazretleri maçtan saatler sonra yayınladığı “bir numaralı sıkıyönetim bildirisinde” toptaki çipin hareket algılamadığını buyuruyor.
Totalitarizm böyledir işte. Mükemmel kurallara ve kusursuz işleyen bir sisteme sahip olduğu iddiasındadır. Bu iddiayı da günümüzün sorgulanamaz modern teknolojisine dayandırır. Bir durum olursa gördüğünüze değil size söylenene inanmanız gerekir. Tam burada, Stanley Kubrick’in 1968 yapımı “2001 Uzay Yolculuğu” filmi geldi aklıma. Uzay gemisinin IBM’den esinlenilmiş son model bilgisayarı HAL hata yaptığını kabul etmez çünkü hata yapmayacağı üzerine programlanmıştır. Kendisiyle tutarlı olmak için hata yaptığını söyleyen gemi personelinin hayatlarına son verir.
HAL, pardon VAR, yarı otomatik görüntü, çipli top gibi sistemleri kuralların yoruma açık olduğu futbol gibi basit bir oyuna mükemmellik, kesinlik, hatasızlık iddiasıyla sokarsanız varacağınız nokta bu oyunu yok etmek olur. Çünkü hayatta, toplumda ve evet bilimde kesinlik yoktur. Kesinlik ve kusursuzluk iddiası, sorgulanmayı kitabından çıkarmış totaliter kafanın ideolojisidir.
Benim derdim “top tele çarptı mı, çarpmadı mı” da değil. Bu da bir başka “cambaza bak” tartışması… Biz auta giden topun hakemin sırtına çarpıp gol olduğunu gördük. Sahaya atılan deniz topundan sekerek kaleye giren top İngiltere Premier Ligi’nin gidişatını etkiledi. 70 Dünya Kupası finalinde Pele’nin topu kaleye girerken devreyi bitiren, İngiltere-Batı Almanya........
