Kızıl atkı ve kalpak, kızıl bayrak ve bayrak: Yalçın Küçük
Yalçın Küçük, şöhretini 1980’lerde yazdığı Türkiye Üzerine Tezler ve Aydın Üzerine Tezler ile sağladı. Henüz televizyonlar yoktu, o da kırmızı atkısını dolamıyor, kalpağını başına yerleştirmiyordu. İnsanlar, 1970’lerden tevarüs etmiş bir merak ve heyecanla okumaya, düşünmeye, konuşmaya çalışıyordu.
Türkiye’deki klasik tüm aydınlar gibi belli bir dönemden sonra teknik çalışmalarını bir yana bırakmış, ‘Türkiye nasıl kurtulur’ sorusuna cevap ararken yine klasik bir refleksle tarih okumaya başlamış, okuduklarından çıkardığı bilgileri yazmaya koyulmuştu. Akıcı bir üslubu, spekülasyona çok açık hatta onu tahrik eden bir düşünce sistematiği vardı. Kitapları çok satınca Yalçın Hoca menzilini genişletmeye başlattı.
Çok yetenekli olduğu kuşku götürmezdi. Okuduğu bütün okullarda eski tabirle temayüz etmişti. Fakat özellikle üniversite eğitimini aldığı Mülkiye’de (Siyasal Bilgiler Fakültesi) başka bir özellik kazanmıştı: eylemcilik. Birçok kişinin dile getirdiği anılarda Küçük, hareketli, durduğu yerde durmayan, her şeye müdahale eden, politikayla içli dışlı olmuş bir figür, o çağlarında.
Küçük, Mülkiye’deyken tam bir eylemcidir. Dönemin Türkiye düşünce ve eylem dünyasında çok etkili olan Fikir Kulüpleri Federasyonu, Sosyalist Fikir Kulüpleri, Dev-Genç gibi örgütlerin ya kurucusudur, ya başındadır ya da içinde. Okulu bitirince daima belirttiğim ve tarihinin yazılmamış olmasını esefle karşıladığım Mülkiye-DPT hattını izler ve kuruluş halindeki DPT’ye girer. Ne yaptığını tam olarak bilmiyorum ama Yale Üniversitesinde bulunur. James Tobin gibi Nobelli iktisatçıların kadrosunda yer aldığı iktisat bölümünde kalmıştır. O okullara girmek, oralarda çalışmak kolay iş değildir. (Bir yazısında her zamanki fantezist yaklaşımıyla ve kendisine bir ‘hususiyet’ atfetmek maksadıyla olsa gerek, matematikteki limit kavramını bir türlü anlamadığını, Yale’da matematik okuduğunu yine anlamadığını yazıyordu. Ne yapmak istediği belli: çok özel bir insan, her şey anlıyor ama limi kuramını anlamıyor. Herhalde kuram yanlış olmalı (!) Yoksa, eski bir matematikçi olarak söyleyeyim, limit kuramının öyle anlaşılmayacak bir yanı yok.) Sonrası mücadelelerle dolu hocalık ve eylemcilik.
Yalçın Küçük, 1960’ların doğurduğu bir aydındı. Hakkında sadece anekdotların anlatıldığı, televizyon ekranlarındaki eksantrik hareketlerinin tekrar tekrar gösterildiği şu dönemi atlatırsak Küçük’ü ‘oluşturan’ temel özellikleri düşünebileceğiz. İşte o özelliklerin başında 1960’ların gerçeği geliyor.
Küçük, erken 1960’lılardandır. Üniversiteyi 1960’da, bitiriyor. Üniversitede bulunduğu yıllarda bir ‘eylemci’. 1955’lerden itibaren Mülkiye’de onun belirttiği kadar sol/sosyalist bir açılım var mıydı, tam olarak bilmiyorum. Herhalde bir mertebede vardı,........
