Bir arkeoloğun anıları: Ekrem Akurgal
Geçen haftalarda Rengel Sahaf’ta Kadir ve Hıdır Rengel, bana Nokta Dergisi’nde yayımlanmış, hatta bir kısmı hiç yayımlanmamış yüzlerce röportaj ve söyleşiye ait fotoğraf arşivini gösterdiler. Dosyaların içinde öyle isimler vardı ki; Ziya Ebüzziya, Pars Tuğlacıyan, Çetin Emeç, Jean Baudrillard, Gölge Sahaf Vahan Usta ve Ekrem Akurgal… Kadir Abi, ilgi alanlarıma göre benim için ayırdığı zarfları göstermişti. Ben ise hepsini almak istediğimi söyleyince, büyük bir incelik göstererek tamamını bilabedelhediye etti.
Geçen akşam tasnif amacıyla dosyaları yeniden açıp fotoğraflara bakarken, 15 Mart 1989 tarihinde Ekrem Akurgal ile evinde yapılan söyleşide çekilmiş karelere rastladım. O an yıllar önce büyük bir keyifle okuduğum, Türkiye Bilimler Akademisi tarafından 1999 yılında yayımlanan Bir Arkeoloğun Anıları: Türkiye Cumhuriyeti Kültür Tarihinden Birkaç Yaprak adlı kitap geldi aklıma.
Bu kitap yalnızca Türkiye’nin kültür ve bilim tarihine açılan bir pencere değil, benim için aynı zamanda Fatih’te artık var olmayan bir konağın izini sürmeye başlayan küçük bir araştırmanın da başlangıcı olmuştu. Akurgal anılarının ilk sayfalarında sıra dışı doğum hikâyesini anlatır:
“Dedemin narenciye bahçeleri ve çiftliği, arkeoloji dünyasında büyük ün kazanan eski Caesareia Kenti’nin harabeleri yanında yer alıyordu. Burada, şimdi hâlâ ayakta duran çiftlik evinde 30 Mart 1911 tarihinde doğdum.
Annem yine ilginç bir olay olarak Caesareia ören yerinde ele geçen ve Fatih dönemine ait olan bir çeyrek altın sikkenin uğur getirsin diye ninem tarafından........
