menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargıtay, ilk deprem davası kararını verdi, yüzlerce davada “bozma” yolu açıldı: “Kopya” bilirkişi raporları sil baştan

51 0
20.04.2026

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden sonra yargının uygulamaları çok tartışıldı. Kamu görevlileri hakkında dava ve soruşturma açılmaması, sorumlu müteahhit ve teknik elemanlara “olası kast” yerine ezbere biçimde, çok daha az ceza gerektiren “bilinçli taksir” suçundan ceza verilmesi, uzun bir süre boyunca kopyala yapıştır imzalarla gündeme gelen Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin “tek uzman üniversite” sayılması…

Bu davalarda yerel mahkemelerin tartışmalı uygulamalarına istinaf mahkemeleri de sessiz kaldı. İstinaf mahkemeleri dosyayı kapsamlı biçimde incelemek yerine topu Yargıtay’a atmak gibi bir anlayışla hareket etti.

Bu nedenle Yargıtay’ın deprem davalarındaki tutumu büyük önem taşıyordu. Ve Yargıtay, bu konudaki ilk kararını, emsal teşkil edebilecek gerekçelerle verdi.

 ***

Güneşli Kocabaş Sitesi 7. Blok, depremin simge binalarından biri. 2015’te yapılmasına rağmen yıkılan bu blokta 69 kişi yaşamını yitirdi.

Binanın yıkılmasına ilişkin olarak, Kahramanmaraş’ta görülen bu davada sekiz kişi, “bilinçli taksirle öldürme” suçundan hapisle cezalandırıldı. Bu davada da “olası kast” hükümlerinin uygulanmaması, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden alınan bilirkişi raporu çok tartışıldı.

***

Dava iki önemli başlıkla da gündeme geldi. İlki, 2011’de bu binanın yapıldığı bölge için “imara açılmasın” uyarısında bulunulmasına rağmen, bölgenin imara açıldığının ortaya çıkmasıydı. Bütün riskler sıralanmıştı ama birinci derece deprem bölgesi olan Maraş’ta bu uyarıları kimse dinlememişti.

İkincisi de uzman üniversite olarak bilirkişi raporu istenen Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin raporuna, bilirkişi imzalarının kopyala yapıştır yöntemi ile atıldığının ortaya çıkmasıydı.

Buna göre, KTÜ’de, 12 ayrı rapora 7 bilirkişinin imzaları kopyala-yapıştır yapılarak yerleştirildi. Bu bilirkişi raporlarında imar affı çıkartılmış olmasının binaların yıkılmasında etkili olup olmadığı, işlemlere imza atan kişilerin sorumluluk tespiti gibi önemli saptamalar da yoktu. Ezbere görüşler sıralanmış ve imzalar yerleştirilmişti.

***

Bu nedenle Güneşli Kocabaş Sitesi davası, zaten tek başına önem taşıyordu. Şimdi Yargıtay’ın ilk deprem kararını bu dosyada vermesiyle daha da önemli bir hale geldi.

Yargıtay, istinaf mahkemesinin de yerinde bulduğu yerel mahkeme kararını iki önemli, emsal niteliğindeki gerekçeyle bozdu.

İlk olarak istinaf mahkemesinin duruşma açmadan, dosyayı ayrıntılı biçimde incelemeden yerel mahkeme kararını yerinde bulmasını bozma nedeni saydı. Kararda, şu yorum yapıldı:

"Bölge adliye mahkemelerinin inceleme konusu her dava dosyası için duruşma yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 12 Aralık 2023 tarihli Deliktaş / Türkiye kararında da ifade edildiği üzere, bölge adliye mahkemelerince dosya üzerinden inceleme yapabilmesi, duruşma yapılmasını gerektirmeyen haklı nedenlerin bulunması ile sınırlıdır. Sanıkların suçlamayı reddetmeleri, aleyhlerine düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarının soyut, hatalı ve yetersiz olduğunu belirterek …  bilimsel mütalaalar alarak dosyaya sunmaları ve yine yıkılan yapıya ilişkin aleyhlerine değerlendirilen çeşitli belgelerdeki imzaların sahte olduklarını ileri sürmeleri karşısında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, maddî sorunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilebilmesi amacıyla, duruşma açılması gerekmektedir."

Yargıtay, ikinci olarak bilirkişi raporundaki imzaların sahte olup olmadığının incelenmesi gerektiğini belirtti. Şu yorumu yaptı:

"İmza inkârında bulunan sanıklar yönünden bir grafoloji uzmanından, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinden veya kriminal laboratuvarlardan rapor alınması gerekmektedir."

Son olarak Yargıtay, şu başlıkların da incelenmesini istedi:

Ayrıca yapının projelendirme, inşa ve denetim aşamasında görev aldığı iddiasıyla haklarında kamu davaları açılan sanıkların, yapının yapım tarihinde yürürlükte bulunan imar mevzuatına ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara uygun davranıp davranmadıklarını, aykırı davrandıklarının tespiti hâlinde de bu aykırılığın yapının yıkılmasına etkisini teknik verilere dayalı olarak her bir sanık için ayrı ayrı açıklayan, tarafların önceki raporlara yönelik itirazları ile dosyaya sunulan uzman mütalaalarını da irdeleyen, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ya da başka bir teknik üniversitenin inşaat mühendisliği bölümünde, zemin ve temel etüdü raporu yönünden jeofizik ve jeoloji mühendisliği bölümünde görevli öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekmektedir.

***

Yargıtay, her sanığın hangi davranışı ile neye yol açtığının ayrı ayrı değerlendirilmediği, hepsinin eyleminin ortak biçimde, “bilinçli taksir” sayıldığı bir anlayışın doğru olmadığını vurguladı.

Buna göre istinaf mahkemelerinin deprem davalarını duruşmalı olarak ele alması, her sanığın hangi eyleminin kusurlu olduğunu gerekçeli biçimde açıklaması, uzman bir üniversiteden bütün bu başlıkları açıklayacak yeni bilirkişi raporu istenmesi, önceki bilirkişi raporundaki imzaların da grafoloji uzmanı tarafından incelenmesi gerektiğine hükmetmiş oldu.

***

 Peki bu karar ne anlama........

© T24