12 yaşında öldürülen Davut’tan, 13 yaşında öldürülen Seyhan’dan utanan var mı?
Mardin Dargeçit'te, 1995 yılının ekim ayından itibaren insanlar ortadan kaybolmaya başladı. Küçük, herkesin herkesi tanıdığı bir ilçe.
Köylerden merkeze gelenlerin bile birbiriyle akraba, hısım oldukları Dargeçit.
29 Ekim 1995’teki ilk kayıp vakasından sonra listeye durmadan yeni isimler eklendi.
1996'nın mart ayına gelindiğinde biri uzman çavuş, üçü çocuk sekiz kişi kayıptı.
Nerede olabileceklerini biliyordu elbette Dargeçitliler, ne yapılmış olabileceğini de…
Aslında herkes biliyordu ama olağan karşılanıyordu her şey.
Ne de olsa bölgede terör vardı. İnsanlar ortadan kaybedilebilir, enselerinden vurulabilirdi.
Durup dururken insanlara terörist denilebilirdi.
Mahkemeye, savcılığa, emniyete ne gerek vardı kestirmeden halletmek varken.
Çocuk da olsa söz konusu edilenler, onların da büyüyünce ne olacakları belliydi!
* * *
"Kürt kardeşlerimiz" kaybolunca yargının da acelesi olmaz. Tam 19 yıl kayıp soruşturmalarında dosyanın kapağı kaldırılmadı.
Ancak kayıpların yakınları ve avukatları da bir an için olsun yaşananların peşini bırakmadı.
Nihayet, cemaat hükümet çatışmasının, Ergenekon, Balyoz soruşturmalarındaki kumpasların birer birer açığa çıkmaya başlamasından sonra, biraz olsun ciddiye alınmak isteyen bazı savcılar dosyaların kapağını açtı.
30 Ekim 2014'te Dargeçit'teki kayıplarla ilgili olarak ilk iddianame hazırlandı.
Dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin'in "taammüden öldürme" suçundan yargılanmaları talep edildi iddianamede.
Bitmek bilmeyen çabayla dosyaları İnsan Hakları Derneği adına takip eden avukat Erdal Kuzu'nun itirazları kabul edildi ve ikinci iddianame de hazırlandı.
Haklarında takipsizlik verilen 16 isim de sanık haline geldi.
* * *
Ancak devletin mühim savcıları, yargıçları durmadan değişiyor, devletin istikameti de yön değiştiriyordu.
Diğer bütün davalar gibi dosya daha duruşma yapılmadan güvenlik gerekçesiyle Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakledildi.
20 yıldır kimse kimsenin canını yakmamıştı ama güvenlik denilince içini doldurmasanız da olur, naklediverirsiniz.
Duruşmalar devam ederken Adli Tıp raporu çıktı.
Soruşturma aşamasında, Dargeçitliler'in gösterdikleri kuyular kazılmış, kemikler bulunmuştu. Adli Tıp, bu kemiklerden bazılarının kaybedilen Davut Altınkaynak ve Nedim Akyön'e ait olduğunu kayıt altına aldı.
Ancak sanıklar hâlâ tutuksuzdu ve duruşmalara bile gelmiyordu.
İnsanların öldürülüp kuyuya atıldıkları netti ancak bu tutuklama için yeterli görülmüyordu.
* * *
Dava karar aşamasına gelmişti ama belli........
