Prof. Dr. Yaman Akdeniz: Bant daraltmasında mahkeme kararı uygulanmıyor
Diğer
18 Ağustos 2025
6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerde, enkazdaki arama-kurtarma çalışmalarından
Yine bir 17 Ağustos geldi, geçti. Yani Demokles'in kılıcı gibi başımızın üstünde harekete geçmesini beklediğimiz olası "büyük İstanbul depremi"nin öncüsü olan "Büyük Marmara Depremi"nin yıldönümü. Bize düşündürdüğü şey, binaların depremlerde yıkılması yanında, deprem sonrasında hem enkazların durumu hem yemek, su vs için hayatların sürdürülebilir olması. Bunun da temelinde “haberleşme” yatıyor.
Ancak daha da ilerisi, hepimizin üzüntüyle hatırlayacağı üzere 6 Şubat 2023 depreminde yaşanan haberleşme sıkıntısının yanında, "bant daraltma“ uygulandı. Enkaz altında kalan bazı insanların "Twitter üzerinden enkaz altındaki yerini tarif etmeye" çalıştığı o en kritik anda, bu nasıl ve neden yapıldı? Bunu konuşmak ve bir daha tekrarlanmaması için açığa çıkarmak zorundayız.
Baştan uyarayım bu uzun bir yazı. Ama kolaylaştırayım. Bu yazının iki bölümü var. Birinci bölüm, "***" işaretinde bitiyor. Çok fazla detay öğrenmek istemezseniz, birinci bölüm size ne olup bittiğini anlatıyor. Ama bence detayları da öğrenmelisiniz. Çünkü kendi hayatınızla ilgili bile olabilir.
Aşağıda AKP'nin 23 yıllık iktidarı sırasında yaşanan bazı felaketleri sıraladım. Hepimizi üzen ve ne olup bittiğini yakında izlediğimiz bütün bu olaylardaki ortak nokta şu; 23 yıldır halktan toplanan vergilerle maaş alan devlet kurumlarındaki yetkililer, sorumluluk üstlenmiyor, halka hesap vermiyor, şeffaf davranmıyor, açıklama yapmıyor. Buna karşılık, olayların üstü örtülüyor ve yapılması gerekirken yapılmayan işlemler halkın vicdanını yaralıyor. Ancak AKP yetkilileri, bürokratları, buna aldırıyor gibi gözükmüyor. Ses çıkarmadan, adeta ölü taklidi yaparak, zamanın geçmesini ve olayların unutulmasını bekliyorlar. Bu arada zaten başka bir felaket patlıyor. Bize düşen unutmamak, devamlı sorgulamak ve takip etmek. Aynen bıkmadan tükenmeden mesaj atan Mısra Öz, Rabia Naz'ın babası Şaban Vatan, Nurgül Göksu, Kartalkaya yangınında yakınlarını kaybedenler gibi.
Şöyle bir hatırlayalım; Pamukova tren kazası (41 kişi yaşamını kaybetti), Kütahya tren kazası (9 kişi), Davutpaşa patlaması (21 kişi), Beşiktaş Gece Kulübü Yangını (4 kişi), Marmara Ayamama’da sel (31 kişi), Karadon maden patlaması (30 madenci), Van depremi (644 kişi), Ermenek kömür madeninde su baskını (18 madenci), Soma maden ocağında yangın (301 madenci), Şirvan’da bakır madeninde patlama (16 madenci), Afyonkarahisar mühimmat depo patlaması (24 asker), Çorlu’da tren kazası (24 kişi), Karadeniz’de (Bartın, Kastamonu, Sinop) sel ve heyelanlar (97 kişi), Hendek havai fişek fabrikası patlaması (10 kişi), Amasra’da madende patlama (41 madenci), İliç’te 20 ton siyanürlü toprak Fırat’a karıştı (?), 6 şubat depremi (resmi rakamlara göre 55 bin kişi), 2021 yazında 53 ili etkileyen Orman Yangınları (8 kişi), Kartalkaya Otel Yangını, bütün bunlar AKP'nin iktidar olduğu son 23 yılda yaşanan bazı felaketler. Parantezlerin içinde bu felaketlerde yitirdiğimiz insanların sayısı var. Bu her bir olayda ayrıca yaralılar da var.
Yetkililerin aldırmadıkları konulardan birisi de depremlerdeki haberleşme sıkıntısı. Konuyu tam ifade edersek, Türkiye'de, Avrupa'da ya da herhangi başka bir ülkede depremlerde telefonların kilitlenmesi normaldir. Şebeke normal zamandaki davranışlara göre planlanır. Operatör kontrol kanalından para kazanamadığı için kontrol kanalı sayısını sınırlı tutar. Ama deprem zamanında kullanıcı davranışı değişir. Buna yönelik tedbirler var. Ama biz tedbir alıyor muyuz? Bunları defalarca yazdım. Ayrıca kendi haberleşmenizi garanti altına almanızı ve nasıl yapacağınızı da anlattım.
Bu yıl 10 Ağustos 2025'te yine bir deprem yaşadık. Bu sefer Balıkesir / Sındırgı'da 6,1 büyüklüğünde. Yine haberleşme sorunları ortaya çıktı. Aklımıza 6 Şubat 2023 depremi sonrası, enkaz altında kalmış binlerce insan varken ve bunlar Twitter üzerinden mesajlar atarak yerlerini tarif ederken, Twitter’a 10 saat kadar bant daraltma uygulanması geldi. (Daha doğrusu aklımızdan çıkmıyor). Bu daraltmanın nedenlerini, hangi kurumların inisiyatifi olduğunu hepimiz merak ettik. Cevap alamadık.
Yıllardır ifade özgürlüğünün ve bilgi edinme hakkının yılmaz savaşçısı olan Prof. Dr. Yaman Akdeniz, bu önemli konudaki soruların cevaplanmamış oluşunu mahkemeye taşıdı ve davayı da kazandı. Ancak AKP hükümetinin genel karakteri, mahkeme kararını beğenmeyince, uygulamamak şeklinde yine ortada kaldı. Hukuk devleti olmamıza karşın, sanki kararı hiç duymamış gibi davranıyorlar.
Yaman Akdeniz'e bu önemli konuyu ve açtığı davayı detayları ile sorduk. Aşağıda soru-cevap şeklinde var. Merak edenler için verdik. Ancak kısa okumak isteyenler için de özetleyelim:
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, özellikle Twitter üzerinden yapılan yardım çağrıları kritik öneme sahipti. Depremin hemen ardından yaklaşık 10 saat boyunca uygulanan "bant daraltma", enkaz altındaki kişilerin ve yakınlarının iletişim kanallarını zayıflatarak can kaybı riskini artırabilecek bir müdahale niteliğindeydi.
Afet yönetiminde iletişim kanallarının açık tutulması, hayati bir gereklilik olarak kabul edilir. Bant daraltma, yalnızca güvenlik tehdidi veya kitlesel dezenformasyon gibi istisnai durumlarda uygulanabilir. Burada kritik soru şu: Deprem gibi insani felaket anlarında, bazı insanların hayatı tehlike altında iken bu yetki hangi gerekçeyle ve kim tarafından kullanıldı?
Prof. Dr. Akdeniz, BTK’ya yıllardır bilgi edinme başvuruları yaparak bant daraltma, erişim engeli gibi uygulamaların hukuki dayanaklarını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Ancak BTK çoğu başvuruyu ya hiç yanıtlamıyor ya da “gizlilik” veya “kurumsal takdir” gerekçesi göstererek cevap vermeyi reddediyor. Aslında bu durum, kamu hizmeti kapsamında alınan kararların kamuoyundan saklanması anlamına geliyor.
Oysa bu tür kararlar, "İdari Şeffaflık İlkesi" gereği açıklanmalıdır. Çünkü vatandaşın, kamu gücü kullanılarak yapılan müdahalelerin gerekçesini öğrenme hakkı vardır. Şeffaflık, demokratik sistemde keyfi kararların önlenmesinin en temel aracıdır.
Türkiye’de Elektronik Haberleşme Kanunu, Cumhurbaşkanlığı’na ve ilgili kurumlara geniş yetkiler tanıyor. Ancak bu yetkilerin hangi koşullarda ve hangi yargısal denetim mekanizmasıyla kullanılacağı net değil. Bant daraltma kararlarının, sulh ceza hâkimliği onayı alıp almadığı bile çoğu zaman belirsiz. Yetki genişliği yargı denetimi eksikliği birleştiğinde keyfilik riski ortaya çıkarır. Bu, sadece ifade özgürlüğü değil, yaşam hakkı gibi temel haklar açısından da tehlike oluşturuyor.
Prof. Akdeniz’e göre, kamuoyunu bilgilendirme çabaları sistematik biçimde engelleniyor. Özellikle siyasi açıdan hassas dönemlerde (protestolar, seçimler, kriz anları) internet erişiminde yavaşlatma ve platformlara erişim kısıtlamaları uygulanıyor. Bu uygulamalar, siyasi iletişimi ve muhalif sesleri bastırma amacıyla kullanıldığı yönünde ciddi şüpheler yaratıyor. Bir toplumda kriz anlarında bilgi akışının kesilmesi, güven erozyonuna yol........
© T24
