Sessizlik Ortaklıktır Platformu ve 29 Ocak toplantısı
Diğer
26 Ocak 2026
Kültürümüzde sessizlik, bilgelik olarak övülmüştür. Mesela “Konuşmak gümüş ise, sessizlik altındır” deriz. Ancak bunun diğer cephesinde, “susmak kabullenmektir” var. Çelişki sadece görünüştedir. Sessizlik, gürültüye direndiğinde bilgelik olabilir; haksızlığa direndiğinde ise suç ortaklığı haline gelir.
Sessizlik hakkında kendimize anlattığımız rahatlatıcı bir efsane "tarafsız olmak" şeklindedir. Yani sessiz kalırsak, çatışmanın dışında, üstünde, sonuçlarından etkilenmeden kalabiliriz diye düşünürüz. Ama tarih bize aksini söylüyor. Sessizlik asla sonuçsuz değildir. Her zaman bir seçim içerir. Soru, sessizliğin konuşup konuşmadığı değil, kimin adına konuştuğudur.
Genellikle sessizlik toplumun kendi kendine geliştirdiği ve yaydığı bir reflekstir. Mesela hükümetler “istikrar”ı, kurumlar “süreç”i, bireyler “korku”yu veya daha dürüst olmak gerekirse “maliyet”i öne sürer. Toplum birdenbire sessizliğe bürünmez. Sessizlik yavaş yavaş, korkutmalar ya da mantık yürütmeler yoluyla yayılır:
Bu cümleler zararsız gibi görünür. Ama hep birlikte, zararın yeşerdiği bir boşluk oluştururlar. Bu noktada çok bilinen bir hikayeyi hatırlatalım. Alman Protestan rahip Martin Niemöller'in Nazi dönemini anlatan şu sözleri, sessizliğin mekaniğini en net şekilde ortaya koyan metinlerden biridir:
“Önce sosyalistlere geldiler ve ben sesimi çıkarmadım—
Çünkü sosyalist değildim.
Sonra sendikacılara geldiler ve ben sesimi çıkarmadım—
Çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudilere geldiler ve ben sesimi çıkarmadım—
Çünkü Yahudi değildim.
Sonra bana geldiler—
Arkama baktım, benim için konuşacak kimse kalmamıştı.”
Bu, korkaklık hakkında bir şiir değil. Bu, ahlaki parçalanmanın bir teşhisi. Adaletin seçici bir şekilde uygulandığı sürece hoş görüldüğü bir dünya. Buradaki sessizlik cehalet değil. Hesaplı davranmadır.
Sessizlik, insanların bilmemesinden değil, bilmelerinden ama kendilerini bir nedenle kısıtlanmış hissetmelerinden kaynaklanır. Çünkü konuşmanın sonuçları vardır. Sessizlik, içten içe yıpratsa bile, daha güvenli hissettirir. Bir zamanlar bizi şok eden şey, arka plan gürültüsü haline gelir. Öfkenin bir ömrü vardır.
Aşınmayı normal kabul etmek...
Vicdanımızı, kurumlara, mahkemelere, uluslararası kuruluşlara devrediyoruz ve başarısız olduklarında şaşırmış gibi davranıyoruz. Modern sessizlik sadece kişisel değil; yapısaldır. Fiziksel ya da online algoritmalar muhalefeti önemsizleştirir. Sessizlik artık sadece konuşmanın yokluğu değil, aktif olarak üretilen bir şeydir ve bu yüzden günümüzdeki sessizlik geçmiştekinden daha tehlikelidir.
Her dönem, sessizliklerinin bedeli daha sonra ödenir. Sessizlik, daha sonra "akıl almaz trajediler" haline gelen suistimallere olanak tanır. Sessizlik, kurbanları istatistiklere dönüştürür. Diğer tarafta ise, sessizlik gelecekteki faillere direnişle karşılaşmayacaklarını öğretir.
En önemlisi, sessizlik toplumları yeniden şekillendirir. İnsanlara adalet beklentilerini düşürmeyi, hayatta kalmayı, onurla karıştırmayı ve aşınmayı normal kabul etmeyi öğretir.
Bedel hemen ödenmez. Toplu olarak ve her zaman faiziyle ödenir. Sessizliği bozmak gürültü yapmakla ilgili değildir. Konuşmak genellikle bağırmakla karıştırılır. Öyle değildir. Sessizliği bozmak şu anlama........
