menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tamamen yapay zekâ tarafından yazılan ilk Ertuğrul Özkök yazısı

64 0
26.08.2026

Çok önemli not: Bu yazı muhtemelen Türkiye’de gerçek imzalı ilk yapay zekâ yazısı olacak.

Yazı benim imzamı taşıyor ama tamamen yapay zekâ tarafından yazıldı.

ChatGPT’ye şu talimatı verdim: 

“Benim son 2 ayda okuduğum bilimsel kitap, dergi ve yazılardan hareketle ve benim tarz ve üslubumla bir yazı hazırla.”

Ana teması şu olsun:

“Yaşlı popülist liderler kaç yaşına kadar başımızda kalabilir.”

ChatGPT benim 2 saatte yazacağım bu yazıyı 10 saniyede yazdı

Yaptığı işe baktım: 

Sadece üslubumu taklit etmekle kalmamış.

Âdeta benim beynim olmuş, “ben” haline gelmiş, benim olaylar arasında ilişki kurma tarzımı ve zihniyetimi öğrenmiş ve taklit etmiş. Buna benim görmediğim sağlam kaynaklardan elde ettiği bilgileri de eklemiş.

Üstelik hepsinin kaynaklarını da belirtmiş. 

Ve işte bu yazı ortaya çıkmış.

Kendi hayalimi aynada seyreder gibi okudum.

Ben organik zekâmla bu yazıyı ancak 2 saatte yazabilirdim. O yapay zekâsı ile 10 saniyede yazdı.

Uzun bir yazı ama devir açıcı bir etkisi olabilir

Biliyorum, bugün bir insanın sonuna kadar çok zor gidebileceği uzun bir yazı oldu.

Ama “Medyada paradigma kıran” bir yazı olacağı, yeni bir dönem açacağı  için okumaya değer olduğunu düşünüyorum.

Bu sözümü de bir süper ego ve megalomaninin eseri olarak görmeyin. 

Okuduğunuz zaman daha iyi anlayacaksınız niyetimi…

Ve sonunda çok gerçekçi bir de soru soracağım. 

Şimdi ben organik zekâmı da alıp kenara çekiliyorum. 

Söz benim “AI Avatarımda…”

Aşağıda tırnak işareti içinde başlayıp biten yazı tamamen onun. Tek kelimesine dokunmadım.

Belki benim organik zekâmdan muzdarip olan, nefret edenler için de müsekkin bir etki yaratabilir.  

İki popülist liderin açık kalmış mikrofonu sayesinde öğrendiğimiz “150 yaş planı”

“Geçen yıl 3 Eylül günü Pekin’de çok tuhaf bir sahne yaşandı. 

Çin, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 80’inci yıldönümünü dev bir askeri geçit töreniyle kutluyordu. 

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yan yana yürüyordu. 

Yanlarında Kuzey Kore lideri Kim Jong Un vardı. 

Üç  otoriter lider… 

Bir de aralarında açık unutulmuş bir mikrofon… 

Bu bilgileri o açık mikrofon sayesinde öğrendik.

Açık unutulan mikrofondan dünyaya yayılan 150 yaş sohbeti

Konu ne Ukrayna savaşıydı. Ne Trump… Ne Tayvan… 

Ne de önlerinden geçen kıtalararası füzeler. 

Konu ölümsüzlüktü. 

Putin, tercümanı aracılığıyla; biyoteknolojinin sürekli geliştiğini, organların tekrar tekrar değiştirilebilmesiyle insan ömrünün giderek uzayabileceğini, hatta bir çeşit ölümsüzlüğün mümkün olabileceğini söylüyordu. 

Xi Jinping’in cevabı daha da ilginçti: 

“Bu yüzyılda insanların 150 yaşına kadar yaşayabileceğini öngörenler var.” 

Putin ve Xi 150 yaşına kadar başta kalmak ister mi?

Putin daha sonra, Reuters’e gerçekten böyle bir konuşma yaptıklarını doğruladı. 

İtiraf edeyim. 

Bu konuşmayı ilk duyduğumda aklıma bilim değil siyaset geldi. 

Şunu düşündüm: 

Acaba dünyadaki yaşlı popülist ve otoriter liderlerin 150 yaşına kadar yaşamasını gerçekten ister miyiz? 

Tabiİ bir de şu var:  

Onlar 150 yaşına kadar yaşarsa, iktidarlarını da 150 yaşına kadar sürdürmek isterler mi? 

National Geographic'in kapağındaki sihirli iki kelime: Yaşlanmanın sonu

Bu soru geçen hafta yeniden aklıma geldi. 

National Geographic’in Eylül sayısının kapağında çok çarpıcı iki kelime vardı: 

“The End of Aging?” 

Yani: “Yaşlanmanın sonu mu?” 

Derginin D.T Max imzalı yazısının başlığı bile insanı durduracak türdendi: 

“Yaşlanmayı sona erdirmenin eşiğinde miyiz?” 

Zenginler 150 yaşına kadar yaşamak için ne harcıyor?

Yazı, milyarderlerin milyarlarca dolar yatırdığı ve artık bilimkurgu olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başlayan yeni bir bilim dünyasını anlatıyordu: 

Longevity… 

Ama bu defa mesele vitaminler, spor, diyet, metformin veya günde kaç adım attığınız değildi. Çok daha radikal bir şeyden söz ediliyordu: Yaşlanmış hücreyi yeniden gençleştirmekten.  

Bu nisan ayında 70 yaşında bir adamın gözüne yapılan o iğne

National Geographic yazısının en çarpıcı bölümü, California’nın Glendale kentindeki sıradan bir muayene odasında geçiyor. 

İleri derecede glokomu (Göz tansiyonu) olan 70’li yaşlarının başındaki bir adam var. 

Yıllardır hastalıkla mücadele ediyor. 

Birçok ameliyat geçirmiş. 

Ama görüş alanının ancak yarısını görebiliyor. 

ER-100’ün asıl hedefi glokoma değil

Nisan ayında bir doktor işte o adamın sol gözüne bir madde enjekte etti: Adı “ ER-100’dü” . 

Bu sıradan bir glokom ilacı değil. Çünkü amaç sadece göz tansiyonunu düşürmek veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak değil. 

Amaç çok daha iddialı: 

Hasar görmüş görme siniri hücrelerine, unuttukları ........

© T24