Paşinyan: Ya bir kahraman ya da bir hain
Diğer
11 Ağustos 2025
Nikol Paşinyan
Beş darbe girişimini savuşturmak. Ülkenin en büyük düşmanıyla savaştan yenilgiyle ama koltuğunu koruyarak ve ders alarak çıkmak. Milli kimlik anlatısını yeniden yazmaya girişmek. Diaspora ve kiliseyle göğüs göğse çarpışmak. Rusya’dan bağımsızlığını ilan etmek. Kafkasya’da ABD ve Azerbaycan’la anlaşma yapmak. Türkiye’yle şimdiye dek olmadığı kadar yakın ilişkiler geliştirmek… Tüm bunları yedi yıla sığdıran Ermenistan Başbakanı Paşinyan ülkesini temellerinden sarsarak yeniden inşa etmeye çalışıyor.
Gazetecilikte bazen bir konuyu yazmadığınız için kendinizi şanslı hissedebiliyorsunuz.
Bugün yazacağım konuda da böyle oldu.
Paşinyan’ın Türkiye ziyareti sonrası bir Paşinyan yazısı kaleme almaya karar vermiştim.
Okumalarımı yapmış, Agos’tan Yetvart (Danzikyan) abiyi arayıp birkaç soru sormuş, Ermenistan’daki Paşinyan-Kilise kavgası ve darbe girişimi hakkında epey bir detaya hâkim olmuştum.
Fakat bir tür iç sesle o esnada yazmaktan vazgeçtim. İyi ki de vazgeçmişim. Zira konu şimdi gündemde ve muhtemelen daha çok insanın ilgisini çekecek.
Tek sorun, birkaç yazılık -hatta belki 4-5 bölümlük bir yazı dizilik- malzemeyi tek yazıda anlatmanın güçlüğü olacak.
Deneyelim bakalım.
Önce Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı biraz tanıyarak girelim meseleye.
Paşinyan muhalif çizgisiyle bilinen eski bir gazeteci. Yolsuzlukların üzerine giden, ülkenin yüzünü dışarıya çevirmesini isteyen bir profil olarak zaman zaman yazdıkları ve haberleri nedeniyle iktidar tarafından cezalandırılmış, hatta hapse girmiş bir isim.
Siyasi kariyeri 2000’lerin başında aslında ülkede yükselen “Karabağ Klanı” karşıtlığıyla şekilleniyor.
“Karabağ Klanı” Ermeni siyasi jargonunda sık kullanılan bir referans. Karabağ’da Azerilere karşı verilen mücadelede aktif rol alan ve kökleri Karabağ’da olan Robert Koçaryan-Serj Sarkisyan ve çevresini tanımlamak için kullanılıyor.
Paşinyan, iktidar yürüyüşünü işte bu klanın “yeni savaşlar, yeni topraklar” çizgisinde süregiden siyasi çizgisine karşı çıkan kitlelerin sözcülüğüne soyunarak başlatıyor.
O esnada üç muhalif partinin, dönemin başbakanı Sarkisyan yönetimine karşı oluşturduğu “Çıkış İttifakı”nın ortaklarından birinin genel başkanı olarak sokak eylemlerindeki aktif rolüyle diğer liderler arasından sıyrılıyor.
Çıkış İttifakı ve başkent Erivan’da toplanan on binler Rusya karşıtı çizgileriyle “Batı destekli yeni bir kadife devrime soyunmakla” suçlanıyor. Paşinyan da bu grubun en öne çıkan figürü olarak “Soros’un adamı” olarak tanımlanıyor.
Sarkisyan istifa ediyor ve “kadife devrim” başarıya ulaşıyor.
Çıkış İttifakı’nın dağılmasıyla girilen seçimleri uzak ara kazanan Paşinyan’ın asıl mücadelesi tam olarak bundan sonra başlıyor aslında.
Bir kere herkesin umduğu kadar “Soros’çu” çıkmıyor yahut belki de çıkamıyor Paşinyan.
Bunun birkaç sebebi var.
Öncelikle iktidara gelmesine karşın eli o kadar güçlü değil. Ne içeriye ne de dışarıya karşı…
İçeride devlet bürokrasisine hâkim “Karabağ Klanı”, dışarıda ise üzerine çullanmak için Paşinyan’ın bir yanlışını bekleyen Rusya var.
Dolayısıyla bir denge politikası güdüyor.
Ta ki, 2020’de patlak veren ve........
© T24
