Arşidük Franz Ferdinand suikastı: Birinci Dünya Savaşı’na giden yol
“Zagreb’deki gizli bir terörist grubun Belgrad’daki yoldaşlarına yorum yapmadan gönderdiği küçük bir gazete kupürü, 1914’te dünyayı ateşe veren kıvılcım oldu. O küçük kâğıt parçası eski ve gururlu imparatorlukları yıktı, yeni ve özgür ulusların doğmasına yol açtı. ‘Ben Belgrad’daki terörist grubun üyelerinden biriydim… ben ve arkadaşlarım o günlerde umutsuz suçlular olarak görülüyorduk…Ne ilginçtir ki, günümüzde bu küçük grubum şimdilerde farklı bir ışık altında, öncü vatanseverler olarak kabul ediliyor. Eski Sırbistan’ın başkentindeki mütevazı bir kafede tasarlanan gizli planlarımız Avusturya hâkimiyetinden kurtulmuş birleşik yeni ulus Yugoslavya’nın bağımsızlığına yol açan belgeler olarak kutsanıyor.’
- Borijove JECTİC
Avusturya İmparatorluğu’nun bir parçası olan Macaristan 1848 yılında gerçekleşen devrim sürecine kadar varlığını Habsburg ailesinin zulmü altında sürdürür. Paris’te başlayan devrimin Avusturya’da da şiddetle hissedilmesi sonrasında Macar halkı isyan eder. İmparatorluktaki siyasi ortam sürdürülemez hale gelir. Avusturya karşıdevrim sürecindeki ilk günlerde “Kutsal İttifak” ortağı Rusya’dan gelen destekle isyanı ancak bastırabilecektir.
Ancak bir süre ara veren isyan durmaz. Bütün şiddetiyle devam eder. Sonunda, devrim etkisini gösterir; imparatorluğun yönetimi eşit koşullarda iki parlamentolu bir modelle yer değiştirerek Avusturya-Macaristan İmparatorluğu haline dönüşür. Bu modelle ülkede İmparator-Kral uygulaması başlar. Francis Joseph Avusturya imparatoru ve Macaristan kralı olur. Ancak siyasi model olarak ciddi bir sorun vardır. Sırplar başta olmak üzere Slav topluluklarının tamamı Macaristan’ın siyasal yapısı içinde kümelenmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatoru Francis Joseph
İmparator Joseph, 1903 yılına kadar kör döğüşü şeklinde geçen süreçte, ülkedeki azınlıkların Slovak, Sırp, Hırvat veya Romen sorunları ile hiç ilgilenmez. Kendisine yönelmesi olası tüm sorunları yasalarla engeller. Macar Kralı unvanı olmasına rağmen, sorunları Macar otoritelerine havale ederek kendisini olaylardan soyutlar.
Veliaht prens Arşidük Ferdinand siyasi konularda imparator amcası ile aynı düşüncede değildir. Macar idaresi altında kümelenen toplulukların monarşinin en temel sorunu olduğunu kavrayan Ferdinand, Bohemyalı Çekler, Bosnalı Sırplar ve Hırvatların ayrılıkçı hareketlerinin iyi bir şekilde algılanması gerektiğini düşünür. Macarların taşeron olarak kullanılarak işin çözülemeyeceğini kavrar.
Arşidük Ferdinand
Yakın çevresi ile yaptığı sohbetlerinden ve özel yazışmalarından Ferdinand’ın geleneksel Prusya-Hohenzollern, Avusturya-Habsburg ve Rus-Romanov saltanatlarının acımasızca sürdürdükleri mutlak monarşizme ve Kutsal İttifak’a karşı olduğu hemen hissedilmektedir. Ferdinand’a göre Avusturya için 3 değişik siyasi model vardır; birincisi Alman ırkına hegemonya sağlayan önceki merkezi yönetim anlayışı, ikincisi halen uygulanan ikili yapı, yani Alman-Macar ortaklığı ve kendi savunduğu monarşik federalizm. Eğer federalizm kabul görürse, imparatorluktaki tüm uluslar eşit haklara sahip olabilecektir.
Genç yaşlarında Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret ederek ülkeyi trenle baştan başa geçen Arşidük, 1906 yılında yazdığı bir makalede ülkesi için Amerikan modelinin çok uygun olduğunu ifade eder. Amerikan modeli Sırbistan tarafından önerilen Güney Slavları sorununa karşı bir çözüm olabilir miydi, sorusunu araştırır. Ancak Avusturya, 1878 yılında işgal ettiği Bosna-Hersek’i 1908 yılında ilhak ederek, Bosna’yı kendi toprağı gören Sırbistan için savaş nedenini çoktan oluşturmuş, ortalık karışmıştır. Bosna’nın işgali sonrasında Macarlar, Bohemya Slavları (Çekler) ile Bosna Slavları arasında sıkışıp kalarak baskılanan ülkelerinin oldukça zor bir durumda kaldığını iddia ederler.
Arşidük veliaht Alman Kaiser Wilhelm’e yazdığı bir mektupta, Avusturya’nın Macaristan’ı federal yapıyla yeniden şekillendirmesinin şart olduğunu belirterek, bunun kılıç zoruyla bile yapılabileceğine işaret eder. Bu iddiayı öğrendiğinde Avusturya-Macaristan İmparatoru Francis’i çok şaşırır, dehşete düşer. Nitekim, Ferdinand’ın önerdiği Amerikan modelinden de çok rahatsız olan İmparator, Arşidük’ün Bosna’da öldürüldüğü haberini aldığında oldukça rahatlamıştır. Ülkesi için en büyük tehlike ortadan kalkmıştır.
Arşidük Ferdinand Suikastı
Ferdinand Suikastı, Avusturya-Macaristan’a, Sırbistan’a saldırmak için aradığı bahaneyi vererek, I. Dünya Savaşı’na giden yolu hızlandırır. Suikastı gerçekleştiren ekibin öncüsü on dokuz yaşındaki Gavrilo Princip, reşit olmadığı için en ağır ceza olan idam yerine yirmi yıl hapse mahkûm edilir. Günümüzdeki Bohemya sınırları içinde bulunan Terezin’deki hapishanede 1918 senesinde hastalanarak ölen Princip ile son günlerinde görüşen hapishane psikiyatristi Dr. Martin Pappenheim, Birinci Dünya Savaşı’na neden olduğu üzüntüsüyle uzun süre acı içinde kıvranan mahkûmun suikastı yapmasaydı yine de savaş çıkabilirdi düşüncesiyle kendisini teskin etmeye çalıştığını söylemiştir.
Şimdi Gavrilo Princip’in ekibi “Genç Bosna-Mlada Bosna” hareketi içinde bulunan ve suikastın ertesinde 3 yıl hapis cezası alan Borijove Jevtic’in (*) anılarından olayın gelişimini, 28 Haziran 1914 gününü adım adım izleyelim:
“Zagreb’deki gizli bir terörist grubun Belgrad’daki yoldaşlarına yorum yapmadan gönderdiği küçük bir gazete kupürü, 1914’te dünyayı ateşe veren kıvılcım oldu. O küçük kâğıt parçası eski ve gururlu imparatorlukları yıktı, yeni ve özgür ulusların doğmasına yol açtı. Ben Belgrad’daki terörist grubun üyelerinden biriydim. Grup üyeleri, ben ve arkadaşlarım o günlerde umutsuz suçlular olarak görülüyorduk. Başımıza ödül konmuştu. Ne ilginçtir ki, günümüzde bu küçük grubum şimdilerde farklı bir ışık altında, öncü vatanseverler olarak kabul ediliyor. Eski Sırbistan’ın başkentindeki mütevazı bir........© T24
