Güler Sabancı’ya bile Tarkan bandanası taktıran hayat nihilist penguene neler yapar?
Diğer
06 Şubat 2026
O’nu ilk izlediğimde Z kuşağı henüz doğmamıştı. Çorlu Kapalı Spor Salonu’nda sarı kareli pantolonuyla bir kuşağı fethettiği o gün, içeride 1500 kişi, kapının önünde 2000 kişi vardı. Yani o günlerde de Tarkan konserine bilet bulmak kolay değildi.
Aslında 1993 yılı ne Türkiye ne de dünya için şahane bir yıldı. Hatta bugün yaşadığımız dünyadan pek de farklı değildi. O yıl Turgut Özal vefat etti, Uğur Mumcu öldürüldü, MHP ve YDH kuruldu, Eşref Bitlis’in uçağı düştü, Çekoslovakya ikiye ayrıldı, Saray Bosna kuşatıldı, Avrupa’nın ortasında kan gövdeyi götürürken Avrupa Birliği kuruldu.
ABD füzelerle Bağdat’ı vururken canlı yayında savaşı izliyorduk. Türkiye yüzde 71 enflasyonla hızla 94 ekonomik krizine doğru sürükleniyordu. Yeltsin Rusya’da meclisini tanklarla vuruyor, Yaser Arafat ve İzak Rabin el sıkışıyor, Bill Clinton başkan, Demirel cumhurbaşkanı, Tansu Çiller başbakan oluyordu. Dünya yine karman çorman, Türkiye allak bullaktı.
O gün o küçük kasabada medyanın kareli sarı pantolonuyla dalga geçtiği çocuk, yıldızına yükseliyordu. Biz henüz kasetten müzik dinliyorduk. Üstelik 31 Mart 1993’te özel radyolar kapatılmıştı. Gençler bu kararı protesto etmek için hükümete fakslar çekiyor, arabalarına yakalarına siyah kurdeleler bağlıyordu. Gençlik isyandaydı. Öyle ki dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Hanım gençlere destek vermiş, Pembe Köşk’ün önünde duran makam aracının antenine bizzat siyah kurdele bağlamıştı. Cem Hakko Vakkorama’nın içinde Power FM’i kurmuştu ve üstelik canlı yayınları mağazanın içinden izleyebiliyorduk.
Tarkan konseri için saatimi kurup bilet almaya çalıştığımda 85 bin 165’inci sıradaydım. Ben de herkes gibi ekran başında rakamların azalmasını bekledim.
Bir önceki yazıyı “Nihilist penguen acaba hiçbirimizin bilet bulamadığı Tarkan konserine mi gidiyor?” diye bitirmiştim ya birkaç gün sonra Pro İletişim’den aradılar ve nihilist penguenle sizi konserde görmek isteriz dediler. Bir gazetecinin en sevdiği anlardan biri “orada olmak” duygusudur, sırf o anı hissedebilmek için ne yollar kat ederiz bir bilseniz.
Türkiye’nin son haftalardaki en kalabalık buluşması bir miting değil. Bir protesto ya da derbi de değil, bir pop konseri, Tarkan konseri oldu. Ama bu konser sıradan bir eğlence değil toplumsal bir “rehabilitasyon seansına” dönüştü. Sahne ışıkları yandığında sahnede yalnızca bir pop ikonu yoktu, tribünlerde bastırılmış neşe, yıllardır defansa çekilmiş çocukluk hâli ve süresi geçmiş bir “eğleniyoruz” duygusu vardı.
O gece o salonda...
Bizden büyükler vardı. Çok büyükler.
Gençler vardı. Çok gençler.
Kapıda konuştuğum gençler kollarındaki konser bilekliklerini gösterip bu gece “Bunlarla uyuyacağız” dediler. Kocaman teyzeler kafalarına Tarkan bandanası takmışlardı. Herkes olması gerektiği gibiydi. Hatta Tarkan konserine giden........
