TBB Başkanvekili ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce: Cezaevi de tutuklanmak da aklımdan hiç geçmedi
Türkiye Belediyeler Birliği'nin (TBB) başkanlık koltuğu son 1,5 yılda 3. kez el değiştirdi. Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar ve Vahap Seçer... Üçü de seçilmiş büyükşehir belediye başkanları, üçü de tutuklandı. Zeydan Karalar 7 aylık tutukluğun ardından tahliye edildi; ancak Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine dönemedi. Dahası, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana CHP'li belediyelere yönelik operasyonlarda toplam 40 belediye başkanı tutuklandı. Bu sayı, sonradan tahliye edilenleri de kapsıyor ki onların çoğunluğu da tahliye edilmelerine rağmen görevlerine dönemedi. Türkiye'de muhalefet belediyeciliğinin nasıl bir siyasi ve hukuki iklimde yapıldığını anlamak için bu sayısal tabloya bakmak bile kendi başına yeterli sayılabilir.
Yaklaşık 10 gün önce Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekili olarak seçildi. Yani şu aşamada Ünlüce, tutuklu TBB Başkanı Vahap Seçer'in yerine başkanvekilliği görevini yürütüyor. Böyle bir görevi üstlenen siyasetçiye ilk sorulan sorunun, neler yapmayı planladığından önce tutuklanmaktan korkup korkmadığı olması elbette hazin. Hem de ortada hiçbir gerekçe yokken ülkenin içine itildiği siyasi çukurda her şeyin beklenir hâle getirilmesi nedeniyle bu soruyu sormak durumunda kalmaktan bir gazeteci olarak esef duyduğumu da kayda geçirmek isterim.
Ünlüce bu ihtimali aklından bile geçirmediğini söylüyor. Üstelik bunu meydan okuyan bir siyasetçi edasıyla değil, kendisini hâlâ öncelikle belediyeci olarak tanımlayan birinin sakinliğiyle anlatıyor. Onunla konuşurken edindiğim izlenim, siyasetin olağanüstü koşullarını inkâr etmediği ama hayatını ve işini bu koşulların dayattığı korkular etrafında düzenlemeyi de reddettiği yönünde. Belki de ihtiyacımız olan direnme formu tam da budur.
Ayşe Ünlüce'nin siyasi portresini çözümlemek için biraz öz geçmişine de bakmak gerekiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra meslek hayatına ağır ceza hâkimi olarak başlamış. Hâkimliği bıraktıktan sonra avukatlık yapmış; Türk Telekom'da hukuk işleri müdürlüğü, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde hukuk müşavirliği görevlerinde bulunmuş. Eskişehir Barosunda kadın hakları ve çevre mücadelesi içinde yer almış. 2016'da Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin 1. hukuk müşaviri, 2018'de ise genel sekreteri olmuş. Yılmaz Büyükerşen'le yıllarca birlikte çalıştıktan sonra 31 Mart 2024 seçimlerinde yüzde 51 oyla büyükşehir belediye başkanlığına seçilmiş.
Ünlüce'nin alışıldık siyasetçi profillerinden ayrıldığı yerlerden biri de siyasete bakışı. Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekilliğine seçilmesiyle ulusal siyaset sahnesine adım attığını düşünebiliriz. Ancak Ünlüce bir sonraki durağının Ankara olmayacağından neredeyse emin. Gelecek seçimlerde milletvekilliği ihtimalini sorduğumda yanıtı son derece net oldu: “Bana göre en fazlası zaten Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı.” Türkiye'de siyasi kariyerin çoğu zaman bir sonraki, daha yüksek makama ulaşmak üzerinden tarif edildiği düşünüldüğünde, bulunduğu makamı zaten varılabilecek en yüksek yer olarak gören bir siyasetçiyle karşı karşıyayız.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin kazandığı 14 büyükşehir belediyesinden bugün yalnızca 4'ü, Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti'de. Mutlak butlan kararıyla yaşanan ayrışmanın ardından Yeni Parti'ye geçen Ünlüce, eski partisinden kopmanın kolay olmadığını itiraf ediyor. Ancak CHP ile Yeni Parti'nin Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde güçlerini birleştirmesini, yaklaşan genel seçimler açısından önemli bir işaret olarak görüyor. Ona göre muhalefet ayrıştığında kaybediyor, birleştiğinde ise kazanma ihtimali doğuyor. Ünlüce, CHP'de geride bıraktığı arkadaşlarıyla yeniden aynı yerde buluşma umudunu koruyor. Ancak Yeni Parti'nin CHP'yle rekabetinin nereye kadar uzanacağı ve iki partinin ortak bir siyasi zeminde yeniden buluşup buluşamayacağı sorularının içeride Ünlüce’nin çizdiği çerçeveden çok daha sert bir zeminde tartışıldığını biliyoruz.
Ayşe Ünlüce'nin anlattıkları aslında yalnızca Eskişehir'i yöneten bir belediye başkanının gündemini değil, Türkiye'de muhalefetin hem ayakta kalmaya hem de yeniden ortak bir siyasi gelecek kurmaya çalıştığı dönemin çelişkilerini de ortaya koyuyor.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanvekili ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce
“Bu benim çok heves ettiğim bir görev değildi, görev bilinciyle kabul ettim"
"Tedirginlik kaynağı ya da ateşten gömlek olarak bakmıyorum”
- Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tutuklanarak görevden uzaklaştırıldığı için Türkiye Belediyeler Birliği’nin başkanlık koltuğu da 1,5 yıldır 3. kez boşalmış oldu. 15 Ekim’deki seçimde Yeni Parti’nin adayı olarak seçime girdiniz ve kazandınız. Böyle bir görevi üstlenmek mutlaka gurur ve mutluluk sebebidir bir belediye başkanı için ama aynı zamanda büyük bir tedirginlik kaynağı da değil midir şöyle bir dönemde?
Bu daha önce de soruldu bana çünkü işaret ettiğiniz yönde bir beklenti oluşuyor insanlarda. 2024 seçimlerinden hemen sonra yapılan Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde Sayın Ekrem İmamoğlu kazanmıştı. Sonra Ekrem Bey’in tutuklanmasının ardından Zeydan Karalar yürüttü, sonra o da tutuklandı, ardından serbest kaldı ama o arada Mersin Belediye Başkanımız Vahap Seçer göreve seçildi. Onun da tutuklanmasından sonra yeni bir seçim yapılması gerekti. Açıkçası bu benim öteden beri çok istediğim, çok heves ettiğim bir şey değildi. İnsanlar böyle bir görevi isteyebilirler elbette. Ama ben Eskişehir'e odaklı çalışmayı seviyorum, daha çok Eskişehir'e odaklı projelerde yer almak istiyorum. Ama sonuçta bu bir görevdir. Genel Başkanımız Özgür Özel başta olmak üzere arkadaşlarımız bana bu görevi önerdiğinde görev bilinciyle kabul ettim. Dolayısıyla da ben bu konuya bir tedirginlik kaynağı ya da ateşten gömlek giymek olarak değil bir görev gibi bakıyorum. Böyle sıkıntılı bir yere oturmuşum gibi bakmıyorum. Hiç o gözle bakmak ve düşünmek istemiyorum. Önüme bakıyorum.
“Eskişehir’deki AK Partili muhataplarımdan farklı bir yaklaşım beklemiyorum”
- Siz Eskişehir’de çok uzun yıllar belediye bürokratlığı yaptınız. Malum Eskişehir çok uzun dönemdir CHP tarafından yönetilen bir şehir oldu. Tahmin ediyorum AKP’li ilçe belediyeleri ile AKP Eskişehir İl Teşkilatı ile çeşitli münasebetleriniz oldu. Nitekim benim duyduğum, AKP’deki muhataplarınızla makul ilişkiler geliştirdiğiniz yönünde. Ancak bugün TBB Başkanvekili olarak iktidarın göz diktiği koltuklardan birinde oturuyorsunuz. Onların size yönelik bakışında bir değişiklik gözlemliyor musunuz, yoksa bunun için henüz erken mi?
Bununla ilgili bir gözlemde bulunmak için çok erken olabilir çünkü henüz bunu test edebileceğim hiçbir diyaloğum olmadı. Zaten seçim 10 gün önce oldu ve o süreçte birkaç günüm Ankara’da geçti. TBB Başkanvekili olarak Eskişehir’e döndükten sonra henüz 1 haftalık mesaim oldu. Ben açıkçası Eskişehir’deki muhataplarımdan farklı bir yaklaşım beklemiyorum. Eskişehir’de bizim 4 tane AK Partili belediyemiz var. Ayrıca bir belediye Büyük Birlik Partisinde, biri de DSP'de. Geri kalan belediyelerin hepsi -merkez ilçeler ve büyükşehir- Yeni Partili. Ama diğer partilerdeki arkadaşlarımızla da Büyükşehir Belediyesi çatısı altında hep birlikte çalışıyoruz. En azından ayda 2 defa Büyükşehir Belediyesinin konularını görüşmek üzere bütün belediye başkanlarımız ve meclis üyelerimiz bir araya geliyor. Hep birlikte Eskişehir'e daha faydalı olacak bir şeyler yapabilir miyiz diye çalışıyoruz. Bir de tabii artık Türkiye Belediyeler Birliği çatısı altında Eskişehir'e ne katabileceğimize bakıyoruz. Arkadaşlarımızın bu yeni süreçte de olumsuz düşüneceğini sanmıyorum.
- Bir de tabii Yeni Parti-CHP bölünmesinden kaynaklı çeşitli sorunlar yaşanıyor ülkedeki farklı belediyelerde. O çekişmenin Eskişehir düzleminde bir yansıması olmadı izlediğim kadarıyla, değil mi?
31 Mart 2024’te Eskişehir’de kazandığımız ilçelerden sadece Sivrihisar CHP’de kaldı. O anlamda biz bir çekişme yaşamadık. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği seçimleri de bildiğiniz gibi bir çekişmeye sahne olmadı. Tam tersine, bir destekleme süreci oldu. Bu da güzel oldu. Aslında bu şunu da gösteriyor bence; demek ki biz muhalif kanat ya da demokratik kanat ya da demokrasiden yana olan kanat bir arada olduğumuzda başarıyoruz. Yeni Parti’ye de ben biraz öyle bakıyorum.
“TBB seçiminde gördük ki muhalif demokrat kanat olarak birleşirsek bu iş olabilir”
- Sizin okumanıza göre, Yeni Parti ne tür bir “demokratik” şemsiye?
Mutlaka muhafazakârların, liberallerin, sosyal demokratların olduğu bir kanat. İktidara muhalif olan, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti gibi kavramların yanında duran kesimler için de TBB seçimlerinde ortaya çıkan tablonun bir önemi var. Muhalefetin farklı kesimleri için birleştirici çatının adalet ve hukuk olması gerektiğini düşünüyorum. Ve gördük ki birleşirsek bu iş olabilir. TBB seçimlerinde Yeni Parti ve CHP’nin güçlerini birleştirmesi söz konusu olmasaydı, biz o seçimi kaybederdik. Bu birleşme güzel oldu ve bu birleşme de aslında çok önceden planlanmış bir birleşme de değildi. Zaten benim adaylığım da çok son anda gelişti.
“Genel Başkanımız seçimden 2 gün önce aradı. Aslında çok da şaşırmadım çünkü Yeni Parti’de kalan büyükşehir belediyesi sayısı 4”
- “Son an” derken seçimden ne kadar öncesini kastediyorsunuz?
2 gün önce.
- Seçimden sadece 2 gün önce Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, size bu teklifle geldi. Doğru mu anladım?
Evet, öyle oldu.
- Şaşırdınız mı?
Aslında çok da şaşırmadım. Çünkü bu tür görevler genelde büyükşehir belediye başkanlarına veriliyor.
"TBB seçimi asıl büyük seçimin provası olarak görülebilir"
- Yeni Parti’nin elinde kalan büyükşehir belediyesi sayısı da belli zaten.
Yeni Parti'de 4 büyükşehiriz. Diğer arkadaşlarımız da mutlaka çok başarılı ama belki de Eskişehir’in coğrafi olarak Ankara'ya daha yakın olması tercih edildi. Mesela benim Avrupa Konseyinde aldığım görevler de olumlu bir kanaate neden olmuş olabilir. Ama açıkçası hangi sebeple tercih edildiğime yönelik bağlantıları kuracak bir süreç de olmadı. Çok hızlı gelişti. Cumhur İttifakı dışında kalan partiler benim üzerimde anlaşmış ve uzlaşmış gibi oldu ve oylarını da öyle verdiler. Benim açımdan bu seçimin gösterdiği en önemli şey şu: genel seçimlere giderken Cumhur İttifakı dışında kalan tüm partiler belli konularda birleşebilirse olumlu sonuç alınabilir. Sonuçta çok kısa bir sürede bir seçim bekleniyor. 1 yıl ya da en fazla 1,5 yıl sonra seçim olur. Bizim TBB seçimi de asıl büyük seçimin provası olarak görülebilir. Umutlanmamız için sebep var. Birleşme olduğunda bu iş olur.
- Türkiye Belediyeler Birliği seçimi Yeni Parti-CHP bölünmesinin yönetilmesi açısından olumlu bir örnek olabilir ama sonuçta yine yakın zamanda Üsküdar Belediyesi’nde yaşananlara dair hafızayı sıfırlayabilir mi?
Üsküdar’da zaten bizim birleşsek bile oy çoğunluğumuz kalmamıştı maalesef. Zaten her hâlükârda Cumhur İttifakı'nın oyu fazla.
"Üsküdar’da yaşananlar ve o seçim şekli vicdanları çok yaraladı"
- O farkın nasıl yaratıldığını hatırlamamız gerekmiyor mu? CHP'li üyeler Amine Cansu Çelik, Mithat Özdemir ve Ekrem Baki seçim öncesindeki operasyon kapsamında gözaltına alındı. Mithat Özdemir serbest bırakıldı ama Çelik ile Baki tutuklandı. Daha önemlisi de seçimin hemen öncesinde CHP'li belediye meclisi üyeleri Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta partilerinden istifa ederek AK Parti'ye katıldı.
Gerçekten Üsküdar'daki o yaşananlar ve o seçim şekli vicdanları çok yaraladı. Ben bu arada vefat eden Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin'e rahmet dilemek isterim yine.
“Kazanmak için sadece Yeni Parti ile CHP’nin değil, birçok partinin birleşmesi lazım”
- Dündar Ziya Gültekin de tam sizin seçildiğiniz TBB seçimlerine katılmak üzere karayoluyla seyahat ederken bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti.
Maalesef öyle oldu. Gerçekten çok üzücü, çok genç yaşta gerçekleşen bir ölüm oldu. Ailesiyle, eşiyle de görüştüm. Üsküdar seçiminin sizin hatırlattığınız dinamiği de benim biraz önce anlatmaya çalıştığım şeyi tersinden gösteren bir şey oldu. Demek ki biz ayrılırsak kaybedeceğiz. Belki orada yaşanan şeyin ardından TBB seçimi tam da o hafızayla farklı bir sonucu getirdi. Ben “birleşmemiz lazım” derken sadece Yeni Parti ile CHP’yi kastetmiyorum. Kazanmak için birçok partinin birleşmesi lazım, küçüğüyle büyüğüyle... Partinin küçüğü olmaz. Hepsi birleştiği zaman bence bu işin olabileceğini gördük. Gelecek seçimlere dönük güzel bir mesaj oldu.
- Peki siz artık kendinizi “Yeni Partili” hissediyor musunuz? Çok taze bir partiden, 3-4 aylık bir süreçten bahsediyoruz ve üstelik siz ilk dalgada da geçmediniz Yeni Parti’ye. “Acaba geçmeyecek mi?” diye sorulan isimlerden biriydiniz diye hatırlıyorum. Bir tereddüt mü oldu ilk başta?
Çok kısa sürede de geçtim aslında. “Tereddüt” dediğiniz, 2-3 haftalık bir süreç; çok uzun değil. Cumhuriyet Halk Partisi mutlak butlan sürecini yaşadı ve sonrasında “Acaba parti içinde mücadele edebilir miyiz?” diye düşünüldü. Bunun mümkün olmayacağı kanaati oluşunca Yeni Parti’nin kurulma süreci başladı. Tabii Büyükşehir'in dengeleri çok farklı. Büyükşehir belediyelerinin dengeleri il ve ilçe belediyelerine benzemiyor. Bizim hiç meclis üyemiz yok. Türkiye'de 30 büyükşehir belediyesi var. Bizim kendimize ait tek bir meclis üyemiz yok. Hepsi ilçelerden geliyor. Mesela il belediyesinin kendi meclis üyesi var. İlçe belediyesinin kendi meclis üyesi var. 500 nüfuslu belde belediyesinin bile kendi meclis üyesi var. Bir tek büyükşehir belediyelerinin tek kişilik bir kontenjanı bile yok. Bizim meclis üyelerimizin tamamı ilçelerden geliyor. O yüzden, Yeni Parti’de kalan 4 büyükşehir belediyesinin parti değiştirmesi kolay bir şey değil. Meclis içindeki bütün aritmetiği düşünmek lazım. Komisyon........
