menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran denkleminin gölgesinde ‘süreç’: Devletin freni, Kürtlerin seçici eleştiri tercihi ve parçabaşı demokrasi

70 0
06.04.2026

Sondan başlayalım…

37 gün önce İran’a karşı savaş başlattığından beri kameralar önünde yaşadığı hezeyanlarla psikiyatri bilimine büyük katkı sunan ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’daki rejime kendince verdiği 10 günlük sürenin sonuna gelinirken yine tehditler savurdu. Hürmüz Boğazı’nı açmadıkları takdirde yarından itibaren -köprüler ve enerji santralleri dahil- İran’daki her şeyi havaya uçuracağını ilan etti. Trump’ın bu cümleleri zaten kendi başına hem bölgede yaşayan bizleri hem de dünyadaki herkesi ziyadesiyle tedirgin etmeye yeter. Ancak Fox News muhabirine telefonda yaptığı açıklama içinde Türkiye açısından işlerin gidişatını daha da komplike hale getirebilecek başka bir detay var.

Trump, ocak ayında İran’da yaşanan protestolarda rejimin 45 bin kişiyi katlettiğini belirtmiş ve şöyle devam etmiş: Bunlar yaşandıktan sonra biz İran’daki protestoculara çok silah gönderdik. Silahları Kürtler üzerinden yolladık ancak Kürtlerin bu silahları kendilerine sakladığını düşünüyorum.”

Bu sözler içinde “45 bin” rakamından başlayarak sorgulanması gereken çok şey var elbette. “45 bin sivil ölüm” hakikaten de Amerikan istihbarat kurumları tarafından doğrulanabilmiş gerçekçi bir rakam mıdır? Bilişsel ve duygusal durumuyla ilgili soru işaretleri yaratmaya devam etse de nihayetinde konuşan bir ABD Başkanı. Ve söylediklerinin hepsi ayrı vahim. Molla rejimi altında yaşadıkları zulmü protesto etmek için kendi kendine sokağa çıkmış, ceplerinde yüreklerinden başka şey olmayan İranlıların hepsini töhmet altında bırakacak bu cümleler, yarın pekala rejim tarafından daha korkunç bir baskı ortamına gerekçe olarak kullanılacaktır.

Öte yandan Trump, bu sözlerle İranlı Kürtleri, olası bir kara operasyonunda kullanma arzusundan vazgeçmediğini de ele vermiş oldu. Oysa ki biz, hem Ankara’nın hem de Erbil’in telkin ve itirazlarının da etkisiyle Trump’ın Kürt kartını zorlamaktan vazgeçtiğini sanmaya başlamıştık. Zira 8 Mart’ta yaptığı açıklamada “Savaşı olandan daha komplike hale getirmek istemiyoruz. Kürtlere açıkça savaşa girmemelerini söyledim. Kürtlerin zarar görmesini ve ölmesini istemiyorum. Onlarla çok dostane ilişkilerimiz var” demişti.

Takip edebildiğim kadarıyla İranlı Kürtler, yüce gönüllü Trump onları ölümden korumaya çalışarak savaşa girmelerini engellediği için değil, kendilerini bu kadar asimetrik bir savaşta nasıl konumlanabileceklerini kestirmedikleri için şu ana kadar herhangi bir........

© T24