menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dilan Karaman’ın ölümünün baş şüphelisi Mazlum Toprak korunuyor mu?

26 0
18.03.2026

Şiddet gören kadınlar için ‘kol kırılır yen içinde kalır’ dönemi; davaya, ele güne malzeme vermeme derdine, mikro iktidar kaygılarına rağmen siyasal partilerde kapanıyor mu?

Bu sorunun mutlak bir yanıtı yok. Ama bir şeylerin değiştiği de kesin.

Hatırlayacaksınız, Dilan Karaman’ı ölüme götüren süreçle yüzleşme amacı taşıması beklenen raporun tartışmalı içeriğine yapılan itirazlar galebe çaldı, rapor geri çekildi. O itirazın ilk öznelerinden Dilan Karaman’ın hem ablası hem de yoldaşı olduğunu söyleyen Gönül Karaman’dı.

“Dilan Karaman’ın ailesi olarak failleri koruyan bu raporu kabul etmiyoruz. Raporun derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.”

Gönül Karaman’ın sözünün ağırlığının gerisinde yılların emeği olsa gerek. Sosyal medya kamuoyu, arkadaşları, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki’nin açıklaması, feministlerin ortak tepkisi, DEM Parti Kadın Meclisi’nin çağrısı sonrası Dilan Karaman’ın intiharıyla ilgili rapor kadük bırakıldı.

Tartışmalı raporu Diyarbakır’da kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine karşı siyaset üreten, davaları takip eden, sokağa çıkan Özgür Kadın Hareketi, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, DAKAH-DER (Dayanışmanın Kadın Hali Derneği), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu ve Rosa Kadın Derneği hazırlamıştı.

Rapora temel eleştiri; Dilan Karaman’ı ölüme götüren gerçek nedenlerin odak olmaması, mahremiyetinin gözetilmemesi, fail ya da faillerin ‘politik zırhına’ raporda yer verilmemesiydi.

Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman’ın yüzüne, bedenine sinen katmerli acının tanığı oldu basın mensupları. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yapıldı. Abla Karaman yazılı metni okumadan önce “Kameralar karşısında konuşmayı beceremem. Bir gün konuşma yapacaktım, bir arkadaşım şöyle demişti: En sevdiğini, Dilan’ı düşün. Karşında sanki Dilan varmış gibi düşün. Dilan da gazeteciydi. Karşımda Dilan varmış gibi açıklamayı okumaya çalışacağım” dedi ve açıklamayı okumakta zorlandı.

Eren Keskin-Gönül Karaman

İnandığı bir siyasete emeğini, yıllarını vermiş bir kadının bir rapora yanıt vermek zorunda bırakılması da zor olsa gerek. Zira raporda Dilan Karaman’ın ailesi ‘destekleyici-önleyici mekanizmaları devreye sokmamakla’ itham ediliyordu.

Abla Gönül Karaman’ın yaralandığı yerlerden biri bu olmalıydı ki açıklamada bu kısma özel yer verilmişti:

“Dilan, ailesinin en küçük çocuğuydu. Ailesinin büyük bir sevgi ve özenle büyüttüğü, onların gözbebeği olan bir genç kadındı. Üniversiteyi bitirene kadar çalışmak zorunda kalmamış, ailesinin desteğiyle eğitimini tamamlamıştır. Üniversiteyi bitirdikten sonra ise kendi ayakları üzerinde durmayı seçmiş; emek vererek çalışan, üreten, aynı zamanda kadın ve toplumsal mücadelenin içinde yer alan bir kadın olmuştur.”

Dilan Karaman 11 Kasım (2025) intihar girişiminde bulundu ve kaldırıldığı hastanede 10 gün sonra hayatını kaybetti.

Karaman’a şiddet, tehdit, şantajla suçlanan Mazlum Toprak ifade verdi. Tutuklu değil.

Dilan Karaman’ın avukatlığını üstlenen avukatları Eren Keskin, Jiyan Kaya ve Jiyan Tosun soruşturma dosyasındaki eksiklikleri paylaştılar:

-Dilan Karaman’ın en son konuşmasının 14.42’de gerçekleştiği, buna rağmen hastaneye giriş saatinin 16:00 civarında olduğu belirlendi. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık sürede ne oldu, neler yaşandı? Bununla ilgili sorgulama yapılmadığı…

-Polisin de olay yerine gittiği ama Dilan Karaman’ın bilincinin açık olduğu gerekçesiyle müdahalede bulunmadığı, “zorla götüremeyiz” dediği iddiasının araştırılmadığı… 

-Sağlıkçılara haber verildiği, sağlıkçıların olay yerine gittiği ama müdahale etmediği iddiasının araştırılmadığı, sağlıkçıların ifadelerine başvurulmadığı…. Oysa Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre acil durumlarda ‘rıza’ aranmaz.

-Olayların içine dahil olduğu söylenen, Mazlum Toprak’ın arkadaşı Sıtkı isimli kişinin ifadesinin bugüne kadar alınmadığı… Toprak’ın cep telefonu ve dijital materyallerinin incelenip incelenmediği…

-Dosyadaki beyanlarda Dilan Karaman’ın Mazlum silahla tehdit edildiği, şantaja maruz kaldığı iddia edilmesine rağmen bu yönde de bir araştırmanın yapılmadığı…

-Dosyada sadece ambulansın geldiği ana ait görüntü tutanağının olduğu, öncesine ait kamera görüntülerinin toplanmadığı…

Olayın üzerinden dört ay geçtiği için olası görüntülerin silindiğinin altını çizdi avukatlar. ‘Sürecin takipçisi olacağız’ diyen kurumların görüntülerin peşine düşüp düşmediği de önemli bir soru. “Bir kadının ölümünün baş şüphelisi Mazlum Toprak korunuyor mu?” sorusu da başka bir önemli soru.

Diğer yandan Dilan Karaman’ın iki buçuk yıldır danışmanlığını yaptığı DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz’in de adı ciddi ‘mobbing’ iddialarıyla ilgili gündeme geldi. Bunun üzerine kimi etkinliklerden adı çıkarıldı, disiplin soruşturulması başlatıldı ve TBMM İdare Amirliği görevinden de çekildi.

Aydeniz rapor sonrası ilk kez açıklama yaptı ve Dilan Karaman’ın ölümüyle ilgili “… Danışmanımın, kadın arkadaşımın içinde bulunduğu sorunlarını bilmediğim, yanında olamadığım için bu sonuçtan bende sorumluyum” dedi.

Ölüm ağır bir sonuç… Ve intihar derin bir not. Dilan Karaman’ın ruhundaki ağrının nedenlerini psikolojiye indirgemek aynayı netleştirmez, aksine buğulaştırır. Gerçeklerin açığa çıkması için atılan adımları da değersizleştirmemek gerekir. Bütün siyasal partilere örnek olur mu, zannetmiyorum.


© T24