Sistem kendini yenileyemiyor, yineliyor!
Hollandalı yönetmen Jan Kounen’ın “99 Francs” diye çok sevdiğim bir filmi vardır. Bizde “9,90 YTL” (o zaman Türk Lirası’ndan altı sıfır yeni atıldığı için Yeni Türk Lirası’nın kısaltmasını kullanıyorduk) adıyla gösterime giren film, kapitalizmin kalesi, en büyük yardımcısı, hatta sağ kolu olan reklamcılığın acımasız dünyasını sağlam bir hikâyeyle ele alıyordu. Dünyanın en büyük reklam şirketlerinden birinde çalışan Octave’ın (Jean Dujardin) kendi hayatını bol bol uyuşturucu, alkol, kadınlar, partilerle geçirirken diğer yandan koskoca dünyayı nasıl iki dudağının arasında döndürdüğünü fakat bir yerde asap bozucu bir durumla karşılaştığı için kendi yarattığı sistemi yine kendi elleriyle yerle bir edişini anlatır. Filmde Octave’ın çok sevdiğim bir repliği vardır: “Sizin için moda olan benim için çoktan demode olmuştur.” İşte “Sistem” diye adlandırdığımız o “yapı” uzun süredir bu özelliğini yitirmiş durumda. Hem de hayatın her alanında. Yakından bakalım…
Aynı tornanın ürünüyüz
Şöyle ufak bir Moda turuna çıkalım. Bahariye’nin başından Süreyya Operası’nı geçtikten sonra Moda’ya doğru kıvrılırken, Matrix’teki gibi bir anlığına zamanı durduralım: 3 saniye içinde aynı tornadan çıkmış yüzlerce kadın ve erkek gösterebilirim size. Kıçtan düşen çuval gibi pantolonlar, beyaz spor ayakkabıları, pantolonla aynı yerde duran sırt çantaları, geniş cap’ler, üzerlerine kafadan iki beden büyük gelen, çoğu, politik “mesaj kaygısı” taşıyan, dinledikleri grupların ya da en sevdikleri filmlerin, dizilerin karakterlerinden oluşan tişörtleriyle arz-ı endam eden insanlara denk geleceğimizin garantisini verebilirim.
“Seslenirim doksanlardan…”
Kaseti epey geriye saralım: Bundan 25 yıl önce, ben saçları kazınmış ve sarıya boyanmış, şimdi moda olan pantolonlarında ilikli iğneler olan, metalden nu-metal’e kaymış bir ergenken, bu tarzımdan dolayı epey bir sataşmaya maruz kalıp kaş göz patlatmalı kavgalara girip çıkıyordum. Üstteki paragraf, benim marizi kırmamdan çeyrek asır sonra tekrar moda oldu ve bizim “bol pantolon” dediğimiz pantolonlar, “baggy”, “loose fit”, 90’s vintage” gibi birtakım süslemelerle tekrar önümüzde kondu. Öncesinde tayt gibi insanın belden aşağısını saran, bilekleri açıkta bırakan, “babet çoraplı” ayakkabıların üzerine giyilen dar tişörtlerin ömrü uzun olmadı çünkü yeterince dikkat çekmiyordu. Aynı şekilde 90’ların meşhur........
