menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Noktalar birleşmese de renk var: Seurat, Signac ve Puantilizm

14 0
29.03.2026

Ressam Georges Seurat, 29 Mart 1891 günü öldüğünde henüz 32 yaşından gün almamıştı. Hukukçu olan babası çalışma hayatı dolayısıyla çoğu zaman evden uzakta olsa da bu durum Seurat’ı, Paris Beaux- Arts’daki eğitimi ve sonrasındaki deneysel çalışmalarını maddi zorlukla  karşılaşmadan sürdürmesini sağlamıştır. Şüphesi bu etkenin Seurat’ın çokça emek, zaman ve deneme gerektiren tekniği Puantilizm’i yaratmasında rolü olmuştur.

Yaşadığı dönemde, Puantilizm terimi çağdaşları tarafından küçümseyici bir terim olarak kullanılırken Georges Seurat bu kullanımı reddetmiş ve kendi tarzı için Divisionism’i (Bölmecilik/Divizyonizm) tercih etmiştir. Seurat, eserlerini oluştururken çok sayıda etütle eskiz çalışan, tablolarının çerçevelerini dahi kendi yapan detaycılıkta ve disiplinde bir sanatçıdır. Bu da günümüzde sergilenen Seurat eserlerinde  gördüğümüz çerçevelerin orijinal olduğu anlamına gelir. Bazı koleksiyonlar ise çerçeveleri de korumak adına sanatçının eselerini ikinci bir çerçeveyle kutu içinde sergiler.

Monet gibi Empresyonistler, resimlerinde anlık izlenim, ışık ve duygu yoğunluğuna ağırlık verirken Seurat  metodik çerçevede, optik bilimi ve renk teorisi kullandığı resimlere hayat vermiştir. Diğer bir deyişle, doğrudan gözleme, anı yakalamaya, hızlı ve spontane fırça tekniğine dayanan Empresyonizm’in aksine,  Puantilizm matematiksel kompozisyonla oluşturulan detaylı, yavaş çalışılan, kontrollü renk sistematiği olan bir yöntemdir. Akımda,  zıt renkler noktalama tekniğiyle boyanarak izleyenin, tuvali bir bütün olarak algılanması illüzyonu oluşturulur. Yani resmi gören gözlerimiz beynimize sinyallediği bir yanılsamayla kompozisyonu algılamamızı sağlar.

Yakın arkadaşı, çağdaşı ve takipçisi Paul Signac’la beraber Georges Seurat tekniğini geliştirirek ileri taşır. Seurat ve Signac iki dost sanatçı olmalarının ötesinde Neo-Empresyonizm (Yeni İzlenimcilik) dahilinde Puantilizm’in (Noktacılık) öncüsü iki isimdir. Soyut sanat, Kübizm ve Fovizm gibi modern sana akımlarına köprü olan Puantilizm, Van Gogh, Henri Matisse gibi önemli bir çok sanatçının eserlerinde yer bulur.

Seurat’a göre daha uzun bir ömür süren ve ressam olmasının yanında, otuzdan fazla teknesiyle gezgin bir denizci olan Signac, Puantilizm’in yayılmasını sağlayan isim olmuştur. Sık çıktığı seyahatlerin birinde, 1907 martında bir bahar günü, İstanbul kıyılarına ulaşarak hem üç ay konaklamış hem de Haliç ağırlıklı olmak şehri birden fazla kez resmetmiştir.

Benim Seurat’yla ilk gerçek karşılaşmamsa çok daha sonra, sanat tarihi doktora tez sürecimde uzun mesailer yaptığım, dünyanın en büyük sanat kurumlarından Chicago Sanat Enstitüsü’nde oldu. Gömüldüğüm arşivlerinden nefes almak için  çıkıp izlemeye doyulması mümkün olmayan dev koleksiyonda gezinirken rastladım Seurat’ya. Günlerden Pazar değildi belki ama bir öğleden sonraydı bizimde tanışmamız…

Amerikan Gotiği gibi nice başyapıtın evi olan müze, Puantilizm akımının başyapıtı “Grande Jatte Adası’nda Bir Pazar Öğleden Sonrası” eseri kurumun kalıcı koleksiyonunda sergilemektedir çünkü. Sanat tarihinde dönüm noktası olan eser, yazık ki Amerikan Gotiği kadar yoğun ilgi görmez. Kim bilir Amerikan değil Fransız olmasının buna etkisi vardır belki.

2 metreye 3 metre boyutlarındaki Seurat’ın Pazar Öğleden Sonrası’nın (A Sunday on La Grande Jatte-1884)  detayları da bütünü kadar delirtici ve etkileyicidir. Toplamda 48 insan, 3 köpek, 1 maymun ve kelebeğin su kenarında resmedildiği kompozisyon toplumun farklı sınıflarından insanlara yer verir. Tabloda, kadınlar, çocuklar, sudaki kayıklarda 8 kişi yanı sıra 2 asker, balık tutan bir kadın ve bir  müzisyen vardır.

Mekana gelince Grande Jatte,  Seine nehrinde bulunan adalardan biridir. Diğer bir enteresan detay perspektifte bir erkekle yan yana duran en yakın kadın figürünün tasmalı bir maymun tutuyor oluşudur. Resimde maymun ve tasmalı maymun sembolizmi 17. Yüzyıldan itibaren bedenin kontrolünü, kontrolsüzlüğünü, şehvetini, cinsel dürtülerini ve satışını dolayısıyla “fahişelik”i temsil eder. Buradan hareketle maymunun tasmasını tutan kadının evli bir erkekle pazar gezintisine çıkmış “fahişe” olduğu kanısı yaygındır.

Görünüşte tamamen “dinlence” sahnesi olan bu eser, aslında ticaret ve toplumsal etkileşimin de yaşandığı bir mekândır. Ada, dönemin Parislilerince fahişelerin sıkça uğradığı bir yer olarak bilinirdi. Nehrin kıyısında “balık tutan” iki kadın da büyük olasılıkla alt sınıftandır — bu eylem mecazi anlamda “bir erkek yakalamaya çalışmak” anlamına geliyordu.

Seurat 1884 La Grande Jatte için hazırlık çalışmalarına başladığında, eserleri arasında önemli yere sahip  bir diğer büyük yapıtını da tamamladı: Asnières’deki Yıkananlar (1884). Bu tablo, La Grande Jatte ile hem derin benzerlikler hem de belirgin farklılıklar taşır.19.yüzyıl Fransız toplumunda pazar günleri, insanların şehir hayatının koşuşturmasından kaçıp dinlendikleri bir gündü. Coğrafi olarak Asnières, Seine Nehri’nin sol kıyısında, doğrudan Grande Jatte adasının karşısında yer alır.

Asnières’deki Yıkananlar ’daa nehir kıyısında dinlenen, normalden büyük ölçekte resmedilmiş işçi sınıfı figürleri betimler. Giyimleri —melon şapkalar ve hasır şapkalar— işçilerin sosyal statülerini belli eder niteliktedir. Arka planda görülen endüstriyel manzara ise izleyiciyi idealize edilmiş şiirsel doğa kompozisyonunda değil, modern bir kentin yakınında olduğumuz konusunda bilgilendirir. Son olarak, figürlerin rahat ve doğal pozları da onların işçi sınıfından olduklarını açıkça gösterir.

La Grande Jatte’taki erkek, kadın ve çocuklar neredeyse bütünüyle gölgede kalırken, Yıkananlar’da ışık, figürlerin yüzlerini aydınlatır, hareketleri mekanla uyum içinde adeta mitolojik banyo tasvirlerini andırır.

Yıkananlar’da modanın toplumsal ipuçları vermesi gibi, La Grande Jatte’ta da kıyafetler önemli ama farklı bir role sahiptir. Sanayi Devrimi’yle birlikte ortaya çıkan hazır giyim akımı, kıyafeti toplumsal kimlik göstergesi olmanın  ötesine taşır. Yıkananlar’daki işçi kıyafetleri toplumsal sınıfı açıkça belli ederken, La Grande Jatte’taki figürler daha karışıktır. Her ne kadar daha varlıklı bir çevrede olsalar da, dikkatli bir bakış sosyo-ekonomik çeşitliliği fark eder; tıpkı sol ön planda yer alan kasketli, kolsuz yelek giymiş erkeğin giyiminin işçi olduğuna dair ipucu vermesi gibi.

Görünen o ki Puantalist eserler derinleştikçe izleyeni, yüzyılın gerçekleriyle iç içe geçen illüzyonlarda gezdiriyor. Sanatçılarıysa İzlenimcilerin açtığı yolu Modern Sanat’a ulaştırarak farklı disiplinlere ilham olmaya devam ediyorlar.

Son olarak, bu yılın başında şarkıcı Ariana Grande, Jonathan Bailey’le La Grande Jatte’nin önünde fotoğraf lanmış. Stephen Sondheim'ın ünlü müzikali "Sunday in the Park with George /George ile Parkta Pazar Günü” nde rol alacak olan oyuncular, metinde Georges Seurat'nın ”La Grande Jatte”  yapıtından esinlenildiği için hazırlıklarında tablonun aslından ilham bulmak istemiş olsalar gerek.


© T24