Dünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek?
Art arda gerçekleşen Davos Ekonomik Forumu ve Münih Güvenlik Konferansı’ndan çıkan sonuçlar, farklı pencerelerden bakıldığı halde aynı hakikati gösteriyor: Dünya, eski düzenin çöktüğü ama yeni düzenin henüz kurulmadığı bir zaman aralığında… Benim adlandırmamla dünya bir “küresel ara buzul dönemde”.
Belki de bu iki küresel zirvenin ardından şunu söylemek daha doğrudur; bu ara dönem beklenenden daha uzun sürebilir.
Bu teşhisim aslında yeni değil. Son altı ayda bu sayfalarda işaret ettiğim gibi, yaşadığımız dönemi tekil krizler ya da krizler toplamı üzerinden okumak doğru değil. Aksine birbirini tetikleyen, eş zamanlı ve çok katmanlı bir çağ değişiminin sancısı bu krizler yumağı. Dünyanın ekonomik ve siyasal düzeni, jeopolitik dengeleri, toplumsal dokuları, teknolojik ilerleyişi ve gezegenin ritmi aynı anda kırılma evresinde.
Gidişata Davos ekonomiden, Münih güvenlikten baktı ama vardıkları yer aynı: Artık bildiğimiz hiçbir düzen çalışmıyor. Hiçbir kurum meselelere yetmiyor. Hiçbir siyaset hızlanan hayatın ritmini ve insan ile toplum doğasındaki değişimi kavrayamıyor.
Davos: Ekonominin güç politikalarına dönüşümü
Davos’ta gerçekleşen 56. Dünya Ekonomik Forumu’nu bu yıl diğerlerinden ayıran şey, devletlerin ve küresel iş dünyasının artık doğrudan jeoekonomik bir çatışma rejimi içinde konuştuklarını kabul etmeleriydi.
Bu yılki zirveye 130’dan fazla ülkeden 3 binden fazla temsilci, 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanı katılmış, 250’den fazla panel gerçekleştirilmiş. Zirvenin temasının “Diyalog Ruhu” olması ironik. Çünkü zirveden çıkan temel sonuç bunun tam tersi: Dünya, önümüzdeki on yılda ekonomik iş birliğinden çok ekonomik rekabetin norm olduğu bir döneme giriyor.
Davos’taki tartışmaların en baskın gündemi jeopolitik rekabet oldu. Zirvenin diyalog ve iş birliği vurgusuna rağmen, birçok oturumda çok kutuplu belirsiz bir dünya düzeni ve bunun sosyal-ekonomik yansımaları konuşuldu, küresel belirsizliklerin normalleşiyor olmasına dikkat çekildi.
Davos’taki tartışmalar ve Küresel Riskler Raporu gidişatın karakterini ortaya koyuyor. Ekonomi artık refah üretmekten çok güç üretmenin altyapısı. Tedarik zincirleri serbest piyasa mekanizması olmaktan öte jeopolitik baskı araçlarına dönüştü. Enerji, teknoloji, veri ve yapay zeka egemenlik mücadelesinin yeni cepheleri. Dezenformasyon, kutuplaşma ve kurumsal aşınma ülkelerin iç direncini kırıyor. Teknolojik sıçramanın hızı toplumların adaptasyon kapasitesini aşmış durumda.
Raporda, yeni bir jeopolitik ve ekonomik rekabet çağına girildiği vurgulanıyor. Uluslararası iş birliği mekanizmalarının........
