Bir Kanada oksimoronu: İlkeli pragmatizm
Brüksel’de, Türkiye’de görev yapmış Belçikalı bir diplomata rastladım.
“Ben ayrıldıktan sonra çok şey değişti,” dedi.
“Evet,” dedim, “Türkiye’de demokratik geri gidiş daha da hız kazandı. Ters orantılı olarak Türkiye-Belçika ilişkileri gelişme göstermeye başladı. Meğer Türkiye’yi radarınıza almak için temel haklarda kötüleşmeyi beklemişsiniz.”
Dedi, “Jeopolitika denen bir şey var.”
Jeopolitika denen şey hep vardı. Ama 2010’ların başından itibaren Avrupa başkentlerinin topluca Türkiye’ye sırtını dönmesine engel olmadı. “Türkiye’yi dışlayarak demokratik gidişatı geri döndüremezsiniz” (ki derdiniz bu değil ama madem bunu öne sürüyorsunuz) gibi uyarılar sağır kulaklara gitti. “Türkiye’yle diyaloğu sürdürdüğünüz sürece, etkinizi artırabilirsiniz” mesajları da duvarlara çarptı.
İnsan sormadan edemiyor. Bunca yıldır ilişkileri canlandırmak için siyasi partilerden tutun, bağımsız basına, her türlü muhalif sesin susturulmasını mı beklediler?
Bu yıl Belçika Kraliçesi ticari bir heyetle Türkiye’yi ziyaret etti.
Bugün Dışişleri, İçişleri, ve Adalet Bakanları Brüksel’de Belçikalı karşıtlarıyla üçlü toplantıda bir araya gelecekler. Belçika tarafında Göç Bakanı da bulunacak.
Bu toplantı şimdiye kadar üç kez düzenlenmiş. Sonuncusu 2016’da yapılmış. Yani dördüncüsünü yapmak için 10 yıl beklemiş Belçika tarafı. Tabii, arada Trump geldi, Rusya Ukrayna’ya saldırdı, Belçika elmas satışında en kıymetli müşterisini kaybetti. Bilemiyorum. Türkiye’de son dönemlerde hızla zenginleşenler de Belçika’nın bakışını değiştirmiş olabilir. Bu arada, adım gibi eminim, bugünkü toplantı Belçika’nın “en zor Schengen vizesi veren ülke” konumunu değiştirmeyecek.
“Free rider” Kanada’dan tarihi ziyaret
Şimdi Kanada'yla benzer bir durumu yaşıyoruz. Tarihte ilk kez bir Kanada başbakanı resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelecek. Kanada Başbakanı Marc Carney’in NATO zirvesi için Ankara’ya gelmesini saymayın.
Ülkesinde ciddi bir Ukrayna göçmen nüfusu barındıran........
