menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jasmine, ifşa mı istismar mı?

27 0
04.01.2026

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

04 Ocak 2026

“Değerli misafirlerimiz düğünümüze hoş geldiniz” cümlesiyle başlayan HBO dizisinde, gelin göbek atarken damat arabada seks işçisi Yasemin’ledir (Asena Keskinci). Evliliğin sonsuz mutluluk balonu, ilk sahnede patlar.

Jasmine, bana 18. yüzyılda yaşamış İngiliz yazar Daniel Defoe’nun romanı Moll Flanders’ı hatırlattı. Hırsız ve seks işçisi bir kadın karakterin isminin romana verilmesi sansasyoneldi. Trajedilerde ağdalı bir dille konuşan kraliçelerden sonra romanda hayat mücadelesi uğruna suç işleyen bir kadın olay yaratmıştı. Bugün de bir seks işçisinin adının diziye verilmesi kabul görmedi. Yüzyıllar geçse de sansür hep kadınların namusu üzerinden işliyor.

Yasemin, sınıf farklarını altüst eden bir anarşist. Küçümsenen seks işçisinin karakolda, hastanede, bir holdingin toplantı odasında ve resim sergisinde müşterisi var. Doktor, polis, iş insanları herkes onun manyetiğine kapılmış. “Okumuş-cahil” ve “üst-alt sınıf” gibi sosyal kategorileri tanımadığı için sansasyonel.

Jokey olamayan topal Tufan (Burak Can Aras) ile dizi, güçlü kudretli erkek imajını sallar. Adı gibi esip gürlese bile etkisiz. Silahı olmasa bir hiç. Üvey kardeşi Yasemin’in bir sanat galerisinde tanıştığı Koray ise iktidarsız. Diğer dizilerin aksine kadınların problemlerini çözen beyaz atlı prensler henüz yok.

Ekranda kırılgan, engelli, hasta erkeklerin aksine Dehşet Bey ya da Eşref gibi katillere bayılıyoruz. Hak edenleri öldüren “adil” karakterlerin övülmesi, cinayetin kanıksandığının ve şiddetin aklandığının göstergesi. Dizilerde kara para aklayan ve kaçakçılık yapanlar, ideal koca ilan edilmiş.

Kadınların denize atıldığı ve öldürüldüğü diziler varken neden Jasmine’e taktık? En büyük “günah,” kadınların kendilerine yüzyıllardır........

© T24