menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Frida, sanatçıydı marka oldu

10 0
27.02.2026

Yıllar önce Fatih Çarşamba’da görmüştüm, muhtemelen birçok başka yerde de vardır, Hz. Ali, Lady Diana, Che Guevara, Elvis Presley’in yüzleri küçük halılar şeklinde yan yana asılmıştı. Hatta Gündüz Vassaf onlardan bazılarını almıştı, evinde koyacak yer arıyordu.

Kim olursanız olun, sonunuz ne kadar trajik olursa olsun, ikonsanız yeni dünya düzeninde pazara düşmekten kurtulamazsınız. Bunlar içinde kuşkusuz en dolaşımda olanı da Meksikalı ressam Frida Kahlo.

Kokulu mumlarda, saatlerde, spor ayakkabılarda, çantalarda, bardaklarda, ev aletlerinde, cep telefonu kılıflarında, tekila şişelerinde Frida. Frida Barbie, yastık, bileklik de var. Herkesin bir kendi Kahlo’su var yani. Bende de yastığı vardı, bulamıyorum, ayağa düşünce gözümden düştü demek ki…

Onu ressam olarak tanıyıp tanımamamız önemli değil, hayatının gencecik yaşında bir otobüs kazası ile değişip acılara gark olması, umutsuz aşklarını bilip bilmememiz önemli değil. Belki Selma Hayek’li filmi görenler olmuştur. Komünist olması mı? Diego Rivera kimin umurunda..

Sahi bir sanatçı kime aittir? Kendisine bile değil midir?

Yüzyıl önce Walter Benjamin, sanat eserinin benzersizliğini ve tekrarlanamayacağını ortadan kaldırdığı için o kadar eleştirildiyse, şimdilerde belki de sürecin son aşamasındayız..

Dahası kopyalanan, yayımlanan şey onun taklidi bile değil, sadece yüzü.

Evet, kaşlarını almaya gerek görmediği için iki kaşın alnın ortasında birleştiği çiçeklerle taçlandırılmış benzersiz bir yüz…

Demem o ki, Frida’nın ticari değeri giderek artıyor, sadece tişörtlerle falan sınırlı değil olay, Frida Kahlo Wynwood Residances, Miami’de başlayan büyük bir gayrimenkul projesinin adı, 2029’da tamamlanacak. Satış bürosunun görsellerinde havuzlu daireli iki kuleli lüks bir kompleks gösteriliyor, kulelerden birinde Frida’nın yüzü yer alıyor. Daireler 550 bin dolardan başlıyor, 1,5 milyon dolarlık da, daha fazla olanı da var. Rezidansın egzotik detayları olacak, mesela ressamın 1954’te 47 yaşında öldüğü Casa Azul’a gönderme yapılacak şekilde tasarlanmış bahçeler…

Yani Rusya’dan sürgün edilen, Stalin’in peşine katil taktığı Leon Troçki’yi ağırladığı yerin taklitlerinden bahsediyoruz. Nerede oturuyorsun? Frida Kahlo’da. Şık cevap gerçekten…

Bir yandan da kapitalizmin değer üretememesinin göstergesi.

Meksika Komünist Partisi üyesi olan Frida Kahlo’nun satış hacmini tahmin etmek zor. Resmî rakamlar yok. Kız kardeşinin torunu Cristina Kahlo İngiliz Times gazetesine bir demeç verdi: “Eğer onun hikâyesini bilmiyorsanız boş bir imaj satın alıyorsunuz demektir. Bu onun gerçeğini çarpıtıyor, o büyük bir sanatçıydı.” dedi.

Frida Kahlo Şirketi, dünya çapındaki isim haklarına sahip olan ve yüzlerce ürünü pazarlayan Panama merkezli bir şirket, 2004 yılında sanatçının kız kardeşi Cristina’nın bir diğer kızı İsolda Pinedo Kahlo ve Venezuelalı girişimci Carlos Dorado tarafından kurulmuş.

Bugün İsolda’nın ile akraba olmayan bir diğer yeğen torunu Maria Cristina Romeo şirketin %49 hissesine sahip ancak işletmenin tam kontrolünü almak için yasal mücadele veriyor.

FKC web sitesi doğrudan Amazon’a bağlantı veriyor ve burada İspanyolca bir ders kitabı olan “Frida ile İspanyolca öğrenin”in yanı sıra, Frida’dan ilham alan kozmetik ve parfümler de dahil olmak üzere tüm resmî ürünleri satın alabiliyorsunuz.

“Marka benzersiz ve ikonik kişiliği sayesinde kültürel, sosyal ve zamansal engelleri aşan, dünyayı farklı düşünmeye ve farklı olmaya teşvik eden güçlü bir kadını, bir rol modelini temsil ediyor.” diye belirtiliyor çevrim içi açıklamada.

Şu ifadelere de yer veriliyor: “Frida Kahlo’nun mirası dünyaya ilham verdi, güçlülük, özgüven, tutku, sevgi açısından olumlu etkisini ve ilham kaynağını genişletmeyi amaçlıyor.”

Çantayı al özgürleş, allığını kullan özgünleş, cep telefonu kılıfı al belki komünist olursun…

Aynı endişe ile Cristina Kahlo, Times’a “Birinin yüzünü nesnelere koyduğunuzda etik bir sorun ortaya çıkıyor, çünkü bu fikrini ifade etmiyor.” diyor.

Ailenin kapışması boşuna değil, mesele sadece yastık, pabuç vs. ile sınırlı değil, Frida’nın iki tablosu “Rüya” ve “Yatak” 54,7 milyon dolar satış ile bir kadın sanatçı için rekor fiyatlara ulaştı. En ateşli koleksiyoncularından biri de Madonna imiş.

Bu arada Londra Tate Modern’de 25 Haziran-30 Ocak 2027 tarihleri arasında “Frida: Bir İkonun Oluşumu” adlı bir sergi hazırlanıyor. Hangi ürünler yer alacak bilmiyorum.

“Bu dünyadaki yolculuğumuz o kadar absürt ve geçici ki, yalnızca otantik olduğumu bilmek beni huzura kavuşturuyor.” sözü atfedilir Frida’ya. Gerçek Frida Kahlo’ya.

Bir köşk, bir sergi, bir yemek

Milliyet gazetesinde uzun yıllar birlikte çalıştığımız üç arkadaş ve oğlum geçtiğimiz gün zevkli bir gün geçirmek için Anadolu yakasındaki şahane bir köşke sergi izlemeye gittik. Basında çokça çıktığı için neredeyse tüm sergiyi görmüş gibiydim ama yakın plan görmek başka tabii, eserler de, yerleştirmeler de çok güzeldi.

Sergiden sonra muhabbet etmek için köşkün bahçesindeki bir lokantaya gittik, o da ne, uyarı üzerine uyarı. Önce rezervasyonsuz almayız, sonra alabiliriz yer var, buyurun ama dörtte çıkmak zorundasınız, kural gereği gelen her ürünün tanıtımını yapacağız, bir şey içmiyor musunuz? Bardakları toplanıyor hemen, cam kenarında oturamaz mıyız? Hayır çünkü temizlenmesi lazım ve bunu izleyen başka uyarılar..

Sosyal medyada her gün fatura paylaşmalar, yediği kazık ile güç göstermeler falan hiç benlik değil. Burasının pahalı olduğunu biliyorduk zaten, lakin dört pırasa böreğinin (kurumuş ve kenarları yanmış) içeriğinin anlatılması, kenarına iliştirilmiş tırnağımın ucu kadar bile olmayan dereotunun da bu tanıtıma dahil edilmesi falan komikti ama gülemedik. Çünkü sevimli değildi.

Arka masadaki CEO grubunun teşekkürlerinden şefin başarılı olduğu sonucunu çıkardık, biz fazla mütevazı bir şey istemiştik muhtemelen ondan değerlendiremedik.

Mesele şu, bu ülkede her vesile ile kibir sergilemek tahammül ötesi bir hadsizlik hâlini aldı.

Batı güzellemesi yapmak için değil ama yurt dışında bir bardak şarap içip çok pahalı restoranlarda çok iyi grupları dinlediğim olmuştur, rahatsız edilmeden hem de.

Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz Prof. Dr. Nermin Abadan Unat’ın tavsiyelerinden biri: “Mütevazı olun çünkü mütevazı olunca her şey daha güzelleşiyor. Mutluluk, maddi değeri olmayan, en küçük şeylerde bile bulunabilir.” di.

Tamam kapitalizm insanı neredeyse sadece tüketici kimliği ile tanımlıyor, biz de küçük bir pırasa böreği ile de mutlu olabilirdik ama onu bile olamadık.

Kezban Köşk’teyi deneyimledik, çıktık.


© T24