Serhat Baysan: Kelepir hızlı yaşadı, genç öldü; cesedi yakışıklı oldu
Diğer
08 Ocak 2026
Serhat Baysan
Türkiye’de 90’lı yıllar, politik gerilimlerin ve ekonomik dalgalanmalarla eşzamanlı düşünsel bir gelişimin de yaşandığı yıllardı. Yayıncılık dünyası hızla büyüyor, kitap sayısı artıyor, okur çoğalıyor ama kitaplar okura ulaşamıyordu. Depolarda biriken binlerce kitap, dağıtım sisteminde tıkanmıştı.
Kelepir Kitabevleri tam da bu sıkışmadan doğdu. Bir indirim dükkanı olarak depolardaki kitapları okurla buluşturmayı amaçlayan kolektif bir yayıncı hamlesi olarak ortaya çıktı. Fikrin kurucularından olan Kavram Yayınları’nın sahibi Serhat Baysan, Kelepir’in nasıl ortak bir akılla kurulduğunu, nasıl sahiplendiğini ve neden çatırdadığını anlatırken, 90’ların yayıncılık iklimine de içeriden bir tanıklık sunuyor.
- Sizde Kelepir’in kurucu kadrosu içinde idiniz. İlk dahil olma sürecinizi en baştan kısaca rica edebilir miyim?
Başlangıcı şu, 6 kadar yayınevi o dönemde kitapların Anadolu'nun tamamında bulunma sorununu çözmek üzere bir dağıtım organizasyonuna kalkıştık. İsmi ‘Dağıtıma Dağıtım’ın kısaltılmışı DADA idi. Amacı bir aracı yapı olarak dağıtım şirketlerine yayınevlerinin kitaplarını daha sağlıklı ulaştırmaktı. Bu zaten bildiğimiz bir konuydu ama gördük ki yayınevlerinin depolarında o dönemde yani 90’lı yılların ortalarında ciddi bir yığılma yaşanmıştı.
- DADA kaç yılında kuruldu?
DADA 1995 yılında kuruluyor. Arkasından da Kelepir geliyor. 1996 yılı ortaları falan gibi zannediyorum. Bu yayınevlerinin depolarındaki yoğunlaşmanın nedeni aslında her zaman bir beladır. Türkiye, 80’li yıllardan çıkmış olmanın getirdiği bir hızlanma ile çok ciddi şekilde yayıncılık, kitap atılımı yaşadı. Şöyle bir rakam verebilirim: 1992 başlarında satışta yaklaşık 11 bin başlıkta kitap vardı. Bugün güncel sayıyı bilmiyorum ama 2016’da bu sektörden ayrıldığımda başlık sayısı 200 bini aşmıştı. Bugün herhalde 250 bin falan başlıkta söz edebiliriz.
- Kısacası yayıncılıkta gözle görülür bir artış olmuştu.
Evet. İlk neden 80’li yıllardan çıkış. İşin bir nedeni bunun getirdiği bir isteklilik. İkincisi Türkiye’deki politik ortamın biraz rahatlamış olmasının getirdiği bir isteklilik. Özellikle de 80’li yıllarını hapishanelerde geçiren çok sayıda insan sonrasında bir şekilde yayıncılığa yahut yayınevleri çevresinde toparlanmaya başlayıp bir çoğulculuk sağladı.
- Kelepir nasıl ortaya çıktı?
Bu durumun sonucunda yani üretime uygun kitapçı sayısının da olmaması, kitapçı sayısının azlığı depolarda ciddi bir yığılmaya neden oldu. Bu dönemde biraz da işte Türkiye dışındaki gelişmeleri izlemenin getirdiği bilgiyle biz “Kelepir” ismini koyduğumuz depolarda yığılmış kitapların okurlarla buluşması için bir mekanizma üzerinde kafa yorduk. Ve “Kelepir” o şekilde kuruldu.
- Kimlerle kafa yordunuz?
Şu anda aramızda olmayan Afa yayınlarının sahibi Atıl Ant, Cem Yayınları sahibi Mehmet Ali Uğur vardı. Oğlak Yayınları’ndan Raşit ve Şenay, Kavram Yayınları olarak ben vardım. Nesin Yayınları’ndan Ahmet Nesin ve 6.45 Yayınları’ndan Kaan Çaydamlı ve Çetin Şan vardı. Birlikte kafa kafaya verip yaptığımız bir işti.
- Fikir kimden çıkmıştı hatırlıyor musunuz?
O günleri gayet iyi hatırlıyorum. Fikir birisinden çıkmadı, ciddi şekilde ortak çıktı. O günlerin bir hoşluğu olarak Beyoğlu’na gelmiştik. Çünkü 90’lı yıllarda Cağaloğlu turizme açılıyordu ve yayınevleri için orası bitmişti. Artık orada bulunamıyorduk. İstiklal Caddesi’nin çevresindeydik. Gündüz........
