menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi veya demokratik

16 1
01.02.2026

Diğer

01 Şubat 2026

ABD'nin Florida eyaletindeki Miami kentinde bir araya gelen onlarca kişi, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin uygulamalarını protesto etti

“Zararlı arzuların suiistimalini görebilmek için
gözlerini nereye çevireceğini biliyor musun?”

Sokrates, Platon, Devlet, VIII. Bölüm

Yeni reaksiyoner düşünce üzerine yazdığım yazının devamı niteliğinde ele almak istiyorum bu konuyu. Yeni Reaksiyoner düşünce biçimi kuramcılarının demokrasi kavramıyla alakalarının pek zayıf olduğunu ve fikirlerinin ekonomik büyüme ve zenginleşme ile zıt olarak işlediğini belirtmiştim. Ve zaten bu açıkça söylenmekte teorisyenleri ve siyasetçileri tarafından. Zararlı aşırı kazanç arzularının ve adaletsizliğin doğduğu yerlerde bulunmakta bu düşünceler.

Sermayenin büyüme ihtiyaçları içinde olduğu ve demokrasinin ikinci dereceden önemli olduğu lafları zaten 1980’li yıllardan beri neo-liberal ekonomistler tarafından söylenmekteydi. Bunların en meşhuru Milton Freidman olmuştu ve bu ekonomi- politikayı devam ettiren liderler arasından aynı yıllarda İngiltere’de Margaret Thatcher söylevlerinden birisinde “sosyal alanın” yani “toplumun” olmadığının altını çizmişti. Toplum yoksa o zaman demokratik bir toplum anlayışının da mevcut olmadığını söylemek istemekteydi.

Hatta 1980’lerin en beklenmedik olaylarının içinde herhalde Thatcher’in Malvinas Adaları yüzünden, 2 Nisan 1982 yılında Arjantin’e savaş açması olmuştu. Bir bakıma ters etki yaparak Arjantin’de diktatörlük yönetiminin düşmesi bu siyasi hareket sonrasında gerçekleşmişti. Bazen etkiler beklenmedik yerlerden fışkırabiliyor. Olmayan demokrasi ülkeye geri gelmişti.

Milton Friedman gibi bugün birçok Yeni Reaksiyoner demokrasinin peşinden gitmekten sıkılmış görünmekteler. 2010 ile 2020 arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde aşırı sağcı bir karşı-kültür ortaya çıktı ve bu yazarlar daha çok internet üzerinden fikirlerini yaydılar. Curtis Yarvin veya Nick Land gibi kimseler takma isimlerle bu ideolojik yazılarını blog’lardan ve sosyal medya ağlarından yaymaktalar. Bunların başka adı ise “Aydınlanma karşıtı” olarak “Kara Aydınlanma” ideolojik bakışını kullanmaktalar. İlkelerinin başında “demokrasiyi yok etmek” fikri gelmekte. Arkasından da Monarşiyi geri getirmekle bir adım daha ileri gitmekteler.

Uzun zamanlardan beri devletlerin yönetim tarzının biyopolitika olduğunu Foucault ileri sürmüştü. Daha sonra da “şirket toplumu” kavramını Deleuze kullanmıştı daha 1970’lerin sonundan 1990’ların ortasına kadar giden bir süreç içinde. Bu Yeni Reaksiyoner düşünürler devletlerin şirketler gibi yönetilmesini ve devlet başkanlarının da........

© T24