menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süper zenginliğin en silik hali: Sessiz lüks

20 0
28.03.2026

İstanbul’da katıldığım toplantı ve davetlerde sıkça ‘sessiz lüks’le ilgili sorular soruluyor ve hemen sonrasında da “Loro Piana” markası dile getiriliyor. Bu haftaki yazımda bu konuya açıklık getirmek istedim.

“Sessiz lüks” yani minimalist lüks veya zen lüks gibi değişik şekillerde de ifade edebileceğimiz bir yaşam tarzının sıfatı olarak doğan bu terim, 2000-2010 yılları arasında anglofon moda eleştirmenleri tarafından kullanılmaya başlandı.

2008 yılında yaşanan ve küresel mali kriz olarak da nitelendirilen ekonomik çıkmaz moda endüstrisine de etkilemişti.

Ciroların gerilemesi nedeni ile lüks markaları kan ağlarken, İngiliz tasarımcı Phoebe Philo’nun Fransız markası Céline için tasarladığı koleksiyon bir anda moda dünyasını hareketlendirmişti.

Philo, henüz yeni oturtulduğu yaratıcı direktörlük koltuğunda ilk koleksiyonunu çizerken “Belki de tam zamanı” diyerek ruhundaki minimalist üstü minimalist duyguları önce kağıda sonra da koleksiyona yansıtmış ve maksimalist trendlerin havada uçuştuğu o dönemde şaşkınlık yaratmıştı.

Ancak trendleri sezme kabiliyetleri ile tanınan İngiliz ve Amerikalı moda eleştirmenleri “quiet luxury” terimini kullanarak yeni bir akımın gelmekte olduğunu dile getirmişlerdi.

Sessiz lüks teriminin lüks dünyasını aşarak küresel bir anlam kazanmaya başlaması ise 2020-2023 yılları arasında TikTok, Instagram gibi sosyal medya platformlarının ilgisi ile gerçekleşti.

Dijital neslin daha önce “old fashion” (demode) olarak nitelendirdiği kitleye ilgi duyarak yeni söylemler kazandırması, “old money”, “clean wealth look” gibi yeni terimlerin kullanılmaya başlanmasına neden olmuştu.

Ancak İngiliz eleştirmenlerin moda literatürüne kazandırdığı bu terimi, aslında geçmişi uzun yıllara dayanan bir yaşam felsefesinin vitrine çıkarak güncellenmesi olarak kabul edebiliriz.

1837 yılında doğan Hérmes markası, kadınları korseden kurtararak siyah küçük elbiseyi kazandıran Coco’nun markası Chanel bu akımın tohumlarını atmışlardı.

1980 ve 90’lı yıllarda daha çok finans dünyasındaki aktörlerin gösterişi bertaraf eden giyim tarzını simgeleyen “steath weath” terimi doğmuştu. Bugün çok konuşulan Loro Piana ve Brunello Cucinelli markaları da o dönemde vitrine oturmuşlardı.

Deneyim ekonomisi terimi ilk kez olarak 1998 yılında, Joseph Pine ve James H. Glimor ikilisinin yayınladıkları “The Experince Economy” kitabında gündeme gelmişti.

Ana konusu unutulmaz deneyimlerin mal yerine müşteriye satılması olarak nitelenen bu fikirde, turizm, gastronomi, moda gibi birçok alanda müşteri ile duygusal bağ kurularak deneyimlere aktif olarak katılmasını sağlamak amacı güdülüyor.

Bu yönelimin affleunt kitle tarafından global ölçekte kabul görmesi ile birlikte sessiz lüks anlayışının anlam değeri daha geniş kitlelerin merceğine girmiş oldu.

Sohbetlerde sık sık gündeme gelen Loro Piana markasının hikâyesine gelince, 1924 yılında Pietro Loro Piana’nı yün ticareti yapması ile başlayan, 1970’li yıllarda Moğolistan ve Himalaya dağlarında yaşayan capra hircus keçisinin evcilleştirilip yüksek kalitede kaşmir ipliğini elde edilerek marka kimliğini yaratan yeni nesil Loro Piana’ların başarısı olarak niteleyebiliriz.

Loro Piana, lüks markalara iplik ve kumaş temin etme dışında koleksiyonlarını kendi adını taşıyan butiklerde sessiz lüks severlerle buluşturuyor.

Kalite konusunda tartışmasız küresel bir referans olan marka, 2013 yılında Dior, Louis Vuitton gibi lüks dünyasının en prestijli markalarını bünyesinde bulunduran LWMH tarafından satın alınmıştı.

1990 yılında Radikal gazetesinde başlayan ve T24’te devam eden moda yazarlığı serüvenimde şüphesiz en büyük mükâfat okurlardan gelen mesajlar oluyor. Daha çok kadın okurların ilgisini çekeceğini düşündüğüm moda ve lüks ağırlıklı yazılarımın erkekleri de kapsaması beni çok mutlu ediyor.

Yıllar önce karşılaştığım Erdal İnönü’nün “Senin yüzünden moda okumaya başladım” sözleri gibi birçok anı biriktirdim. Geçenlerde tanışma fırsatı bulduğum finans dünyasından bir beyefendinin uzun yıllardan beri yazılarımı okuyor olmasını öğrenmem beni ayrıca duygulandırdı.

Mutlu hafta sonları…


© T24