Adaletin çöküşü
Diğer
Konuk Yazar
09 Şubat 2026
Hukuk, bazen doğa kanunlarına meydan okur ama bu meydan okuma genellikle bir "mantık cinayeti" ile sonuçlanır. Bugün, sonucunda hapis yatmayacağı kanunla sabit olan birinin tutuklu kalmasındaki o akıl dışı karanlığı konuşuyoruz.
Birkaç defa yazdık. 1 buçuk ay önce çıkan yasa ile örtülü af niteliğinde infaz yasasında önemli bir değişiklik yapıldı. Bu yeni yasal düzenleme ile 31 Temmuz 2023 ve öncesindeki tarihlerde işlenen suçlardan dolayı hüküm giyenler için (terör ve örgütlü suçlar, belirli kasten öldürme suçları, depremle ilgili öldürme suçları ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç) hapis cezalarının infazı artık 1/2’si koşullu salıverilme ve kalan sürenin dört yılı da denetimli serbestlikle geçirilmesi olanağı getirildi. Buna göre, toplamda dört ay hapiste kalan hükümlülere erken tahliye hakkı tanındı.
Böylece örneğin 8 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş biri, mesela tutuklu olarak dört ay hapiste kalmışsa hiç cezaevinde kalmadan tahliye edilme olanağına kavuşmuş oldu. Nitekim, bu yasa nedeniyle son bir ayda 40 bini aşkın hükümlü cezaevlerinden tahliye edildiler.
Bu durum üzerine demiştik ki, bu yasa kapsamında suç işlediği iddiasıyla yargılanan ve 3-4 aydan beri tutuklu bulunan biri, işlediği iddia edilen suçun kanundaki cezası itibariyle hüküm giyse bile hapiste yatmayacaksa neden hâlâ tutukludur? Bunun aklen, mantıken, hukuken nasıl bir izahı olabilir?
Gelgelelim, bu ağır hukuksuz ve akıl dışı durum ısrarla devam ettiriliyor. Suçluluğu sabit görülüp hüküm giyecek olsa bile hapiste yatmayacak yüzlerce, binlerce insan, tutuklama tedbiri adı altında hapiste tutulmaya, yasaya rağmen özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam........
