Ekranın aynasından değişen Türkiye’yi görmek
Bir zamanlar pazar akşamları televizyonun karşısına geçmek, aynı zamanda bir tür aile ritüeliydi. Ekrandaki insanlar tanıdıktı; sesi çıkarmadan borç ödeyen memur babalar, mahallenin bakkalında veresiye defteri tutan esnaflar, kira endişesiyle uyuyamayan ama sabahı “hay aksi” deyip dışarı çıkan anneler. 0 insanlar bizden biri değil, bizzat biziz. Bizimkiler’deki apartman, Süper Baba’daki çay bahçesi, İkinci Bahar’ın una bulanmış mutfağı; bunların hiçbiri dekor değildi. Hepsinin içinde gerçek bir hayat vardı: küçük zaferleri, büyük onuru ve hiç kimseye eyvallah etmeden ayakta durma inadıyla örülmüş bir orta sınıf etiği. Münir Özkul’un o bilge, yorgun ama vakur bakışı, aslında milyonlarca insanın kendi yüzünü ilk kez net gördüğü bir ayna gibiydi.
2000’lerin başındaysa, mahalle abisinin yerini vadideki kurtlar aldı. Eskiden Kabadayı filmindeki Ali Osman, gibi karakterlerin yerini mafya dizilerindeki saçma karakterler aldı. Geleneksel........
