ABD gerçekten müttefik mi?
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 29 Haziran 2025’te Anadolu Ajansı’na konuşur.
Konuşmada, sır olmayan ABD’nin hedeflerinin ip uçlarını verir:
“Suriye’de olanların büyük bir kısmı, Türkiye ve liderliği sayesinde gerçekleşiyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet sistemi, yüzlerce yıl farklı grupların merkezi sistemde varlıklarını sürdürmelerine imkân verdi...”
Meşhur Barrack bu konuşmada, Cumhuriyet’in başarısız olduğunu, Türkiye’nin Osmanlı sistemine dönmesi gerektiğini belirtiyor.
Atatürk’ün oluşturduğu, “Ulus Devlet” yapısının terk edilmesini istiyor.
Yani, “Türk” olan vatandaşlık tanımının, “Türk, Kürt, Arap” şeklinde değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Yani, laiklikten uzaklaşan bir Türkiye’yi tercih ediyor.
Açıkçası, bölünmüş bir Türkiye’yi hedefliyor
Ünlü İngiliz asıllı Amerikan tarihçisi Bernard Lewis’in analizleri, Barrack’ın söyledikleriyle örtüşür.
Lewis, Arap devletlerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi etnik ve mezhepsel yapılara göre bölünmesini önerir.
Bernard Lewis, 1996’da İstanbul’da konferans verir.
Şu sözleri, dikkat çekicidir:
“Bu coğrafyada, Türklük, Araplık ve Farslık gibi kimliklerin yerini Orta Doğu kimliği alabilir.”
Hedef, ulus devlet yapısı...
ABD Ankara Büyükelçisi Barrack da, Lewis’in önerisini ABD’nin hedefi olarak tekrarlıyor.
Irak, Suriye dağıtıldı...
Şimdi, İran’a operasyon başlatıldı.
Ve ardından Türkiye...
“Terörsüz Türkiye” sürecinin birinci hedefi, neydi?..
“Ulus”, “üniter” ve “laik” devlet yapısının değiştirilmesi.
Yani, devletin temelleriyle oynanması.
Trump’ın birinci başkanlık döneminde, Ulusal Güvenlik Danışmanı General Mike Flynn’di.
Flynn, 22 Kasım 2016’da Kurdistan TV’ye bir konuşma yapar.
“Orta Doğu’da üç........
