menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En iyisini umalım ama en kötüsüne de hazır olalım

14 2
09.02.2025

Uçan kuşa bile borcu olan 4.5 milyar TL’lik borç batağındaki Adana Büyükşehir Belediyesini, borçlarının çoğunu ödeyebilmiş, personel maaşlarını tıkır tıkır yatırabilmiş, üstelik ciddi yatırımları da sürdürebilen duruma getirildi. Adana Büyükşehir belediyesini düzlüğe çıkardıktan sonra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in özel davetiyle bu kez Bursa’ya Genel Sekreter olarak gitti.

Doç Dr. Ergül Halisçelik’in ekonomi /maliye/ bürokrasi/akademik kariyeri çok parlak. Ancak bu kez çok farklı bir çalışma ile karşımıza çıkıyor sayın Halisçelik. Yıllardır yaptığı sosyolojik inceleme, istatistik ve değerlendirmelerin ışığında DPT, bürokrasi, belediye ve siyaset tecrübesiyle bu kez Türkiye’yi derinden sarsan 6 Şubat depremi çerçevesinde bir “depremsellik” çalışması kaleme almış.

Doç Dr. Ergül Halisçelik

6 Şubat depreminin yaşandığı gece o gece, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak deprem bölgesinde görev yapan Halisçelik, bu yazısında; yaşadıklarını, gözlemlerini, çıkarımlarını yalın bir dille kaleme aldığı yazısı acı gerçekleri insanın yüzüne çarpıyor.

Doç. Dr. Halisçelik, depremin yaşandığı ilk saatleri ve o saatlerdeki koordinasyonsuzluğu, hasar tespiti ve geciken müdahaleleri, afet risk azaltma planlarını ve depremin makroekonomik analizlerini yapıyor. Doç. Dr. Ergül Halisçelik, ‘gelecek için alınması gereken dersler’i de kaleme aldığı yazısında, afet karşısında hazırlıklı olan ve rasyonel çözümler üretebilen şehirlere de vurgu yapıyor.

Ben, başta devlet yetkilileri olmak üzere herkesin ama herkesin okuması, ders ve fikir alması gerektiği yazıyı, biraz uzunca da olsa burada sizinle paylaşmak istiyorum.
İnanıyorum ki, okunduğuna değecek bir yazı...

Hadi başlayalım o halde:

6 Şubat depreminin yaraları ve gelecek için dersler

6 Şubat 2023, sadece bir doğal afetin değil, ihmallerin, eksikliklerin ve göz ardı edilen uyarıların sonucunda yaşanan “asrın felaketi” olarak hafızalarımıza kazındı. Kahramanmaraş merkezli, 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki iki büyük deprem, 11 ilimizde yaklaşık 14 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyerek derin izler bıraktı. 53.537 can kaybı, 100 bini aşkın yaralı ve milyonlarca evsiz…Yuvalar yıkıldı, gülüşler gözyaşlarına dönüştü. Bu acıyı hala yüreğimizde taşıyoruz. Hayatta kalanlar ise büyük bir travma ve endişe ile baş başa kaldı. “Sesimi duyan var mı?” diye haykıran, enkaz altında kalan binlerce insanın çığlığı, hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. Ama ne yazık ki, verilen sözler ve yapılan vaatler hâlâ yeterince yerine getirilmiş değil.

O gece, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak deprem bölgesindeydim. Gözlemlerim, yaşadıklarım ve çıkarımlarımın çoğu, bu yazıda yer alan derslerle şekillendi. Deprem gerçeği, bu ülke için yeni bir şey değildi. Uzmanlar yıllardır uyarıyordu: Bu felakete hazırlıklı olmalıyız. Ancak ne yapıldı? Uyarılar göz ardı edildi, rant odaklı şehirleşme politikaları sürdü, bina denetimleri yetersizdi. Kentsel dönüşüm, deprem güvenliğinden çok ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekillendirildi. Deprem öncesinde alınması gereken önlemler alınmadığı gibi, sonrasında da koordinasyonsuzluk ve yetersizlik felaketin boyutlarını daha da büyüttü. Maalesef, felaketlerin etkisi zamanla unutuluyor. Ama her seferinde ateş, yalnızca ateşin düştüğü yeri yakıyor.

-İl Risk Azaltma Planları (İRAP) –

5 Şubat Pazar gecesi uyuyup yeni haftanın planlarını yaparken istisnalar hariç çoğumuz haftaya böyle bir afetle başlayacağını tahmin etmemiş hatta aklından bile geçirmemiştir. Ancak bu deprem riskini uzun süreden beri ortaya koyan, bu hususta rapor paylaşan birçok kıymetli etik değerleri yüksek bilim insanı bu riski ortaya koyup bizleri uyarmıştı. Bu riskler aslında İl Risk Azaltma Planı (İRAP) raporlarında da senaryo analizleriyle ortaya konmuştu. Örneğin Adana İli Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) 2022 Eylül’ünde hazırlanmıştı. Deprem aslında bu ülkenin ve bölgemizin bir gerçeği ve bu riski yaşamımızın bir olgusu olarak kabul etmemiz gerekiyor.

Afet Riski Yönetimi, kriz yönetiminden farklı olarak sadece afet sonrası değil, afet öncesi eylem ve önlemleri de içine alan bütünleşik ve risk odaklı bir yönetim yaklaşımıdır. Deprem anı ve sonrasındaki süreci yetkililerle birlikte yönetmeye çalıştık. Yaşananların üstesinden gelmek çok zordu, fakat memleketimizin dört bir yanından bütün vatandaşlarımız dünyaya müthiş bir sosyal dayanışma örneği gösterdi. Depremin yaşandığı ilk andan itibaren bu felaketin yaralarını el birliğiyle sarmaya çalıştık.
Günümüz modern afet yönetimi anlayışı, sadece olayın yaşandığı süreci değil, “Bütünleşik Afet Yönetimi Döngüsü” çerçevesinde, afetin öncesi, afet anı ve sonrasını da kapsamaktadır. Ancak yetkili kurumlar olarak afet riskine karşın daha hazırlıklı olmamız gerektiğini, daha etkin bir işbirliği ve koordinasyon sağlamamızın önemini maalesef deprem felaketiyle daha çok anladık. Bütünleşik Afet Yönetimi Döngüsü’nün etkin bir şekilde hayata geçirilememesi ve risk azaltma faaliyetlerinin arka planda kalması ülkemizde büyük maddi ve manevi acılar yaşanmasına sebep oldu. Afet........

© Sözcü