Basketbolun İsmet Paşası olmak kolay değildir…1
ACISIYLA TATLISIYLA GEÇEN ÖMÜR DEMEK ADETDENDİR AMA BENİM İÇİNDEN BASKETBOL GEÇEN ALTMIŞ KÜSUR YILIMIN ACISI OLMADI DESEM YERİDİR. MUCİDİ DR. NAISMITH’IN ELİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ AĞZI DİKİŞLİ, MEMELİ DERİ BASKETBOL TOPUYLA TANIŞIR TANIŞMAZ HASTASI OLDUM…
Olayın zorluğunu en iyi bu resim anlatıyor… EGO’nun adeta tarifi olan iki tane rahmetli büyük basketbol insanı… Bütün zamanların en büyük Federasyon Başkanı Osman Solakoğlu ve gene bütün zamanların en iyi koçu Aydan Siyavuş. 1980 yılına gelene kadarOsman Solakoğlu o zamanlar moda olan adına “teknik direktör_ antrenör” ya da “koç _yardımcı koç” ne derseniz deyin ikililerinin hemen hepsini denemiş ama basketbol milli takımında beklenen sıçrama yaşanamamıştı. Efe, Erman, Mehmet, Melih, Necati ..vb. rüya olacağı belli olan bir nesil sıcaklığını hissettiriyordu.
Yalçın, Batur, Önder ağabeyler vb. eski okul antrenörler hem sıralarını savmışlar hem de bu yeni gelen nesle aşina değillerdi. Tavan yapmış egolarıyla bu çocukların dilinden anlayan, çoğunu yetiştirmiş olan Aydan abileriydi. Dinsizin hakkından imansız gelir modundaydı yani, herkese burun kıvıran, kimseleri beğenmeyen bu gang. Sahada ki başarılarının özgüveniyle Osman ağabeyin kapısına dayandılar. Her Milli takım seçimini zamanın ruhuna artık veteran olma aşamasına gelmiş oyuncular arasından seçmeye alışmış Osman abi için çıkış kalmamıştı. İstanbul’un kaşarı bu çocukların başına Aydan Siyavuş’u getirmek adeta mecburiyet haline gelmişti. Ancak çocuklar dik........
