menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yerin Altı mı, Üstü mü Feda Ediliyor?

16 0
26.02.2026

Türkiye, yeraltı zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alıyor.

ncak bugün geldiğimiz noktada asıl tartışılması gereken konu, bu zenginliklerin nasıl kullanıldığı ve bu uğurda nelerin kaybedildiğidir. Çünkü tablo açık: Yeraltını zenginleştirme uğruna yerüstünü yoksullaştıran bir anlayış giderek hâkim oluyor.

Resmi veriler, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Türkiye’de orman alanlarının yüzde 58’i, tarım alanlarının yüzde 60’ı ve koruma alanlarının yüzde 57’si madencilik faaliyetleri için ruhsatlandırılmış durumda. Buna ek olarak 485 yeni saha daha ihaleye açılmaya hazırlanıyor. Bu rakamlar yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal bir kader belirleme sürecine işaret ediyor.

Türkiye genelinde 24 ilde 20 binden fazla maden sahası bulunuyor. Ekolojik açıdan ülkenin en değerli bölgelerinden biri olan Kaz Dağları’nın yüzde 79’unun madencilik faaliyetlerine açılmış olması, doğaya bakış açımızın en somut göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Artvin, Eskişehir, Zonguldak, Bartın ve Ordu’nun geniş bölümlerinin maden sahası ilan edilmesi ise yalnızca doğayı değil, bölge insanının yaşam hakkını da tehdit ediyor.

Bu sürecin başlangıç noktası olarak 1985 yılında, Turgut Özal döneminde yürürlüğe giren Maden Kanunu gösteriliyor. O tarihten sonra çıkarılan düzenlemeler, madencilik sektörünü kontrol etmekten çok önünü açan bir karakter kazandı. Özellikle 2002 sonrası yapılan çok sayıdaki yasa değişikliği, ruhsatlandırma süreçlerini hızlandırırken denetim mekanizmalarının aynı ölçüde güçlendirilmemesi ciddi soru işaretleri yarattı.

Cumhuriyet’in ilanından 2003 yılına kadar verilen maden ruhsatı sayısı........

© Sonsöz