FOTOĞRAF NEYİ SAKLAR?
Bazı anlar vardır, yaşarken sıradan gelir. İçinden geçip gidersin, hatta çoğu zaman farkına bile varmazsın. Bir sokaktan yürürsün, bir yüzle karşılaşırsın, ışık bir duvara çarpar, bir çocuk koşarak geçer… Hayat kendi akışı içinde devam eder. Fakat aynı ana, bir fotoğraf karesi olarak geri döndüğünde, o sıradan sandığın şeyin aslında ne kadar derin bir anlam taşıdığını fark edersin.
İşte tam da burada şu soruyu sormak gerekir: İnsan gerçekten hatırlamak için mi fotoğraf çeker, yoksa kaybetmemek için mi? Genelde bu soruya verilen cevap bellidir: “Anı biriktirmek için.” Ama bu cevap, fotoğrafın ruhunu açıklamak için yeterli değildir. Çünkü insan, aslında unutamadığı şeylerin peşinden gider. Bir şeyi unutacağından korktuğu için değil, zaten unutamayacağını bildiği için kadraja alır. Bu çok ince ama çok önemli bir farktır. Fotoğraf, çoğu zaman bir şeyi hatırlamak için değil; onun kaybolacağını bilerek ona son bir kez dokunabilme çabasıdır.
Düşündüğünde, en çok hangi anları çektiğini hatırla. Sıradan olanları mı, yoksa içinde bir şeyleri titretenleri mi? Bir annenin gözlerindeki yorgun ama huzurlu ifade, bir çocuğun dünyayı ilk kez görüyormuş gibi bakan gözleri, yağmurdan........
