menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu Ülkenin İnsanları Çok Yorgun!!

3 0
23.05.2026

Bu haftaki köşe yazımda sizlerle, siyasette atılan her adımın neden vatandaşın yaşamını, ekonomiyi ve toplumun ruh halini düşünerek atılması gerektiğini konuşacağız. Çünkü bugün yaşanan ekonomik sıkıntılar artık sadece rakamlardan ibaret değil; evine ekmek götürmeye çalışan babanın, çocuğunun istediğini alamayan annenin, gelecek kaygısıyla yaşayan gençlerin hayatına doğrudan dokunan bir mesele haline geldi. Doların yükselmesi, altının durmadan artması, işsizliğin büyümesi ve geçim sıkıntısının her geçen gün daha ağır hissedilmesi toplumun psikolojisini de derinden etkiliyor. Özellikle gençlerin hayal kurmakta zorlandığı, umutlarını yavaş yavaş kaybettiği bir dönemde yaşıyoruz. İşte tam da bu yüzden siyasetin dili, alınan kararlar ve atılan adımlar çok daha dikkatli olmalı. Çünkü güçlü toplumlar sadece ekonomik verilerle değil, umut eden insanlarla ayakta kalır. Siyasette atılan her adımın merkezinde vatandaşın hayatı olmalı. Çünkü yapılan her açıklama, verilen her karar ve kurulan her cümle artık sadece ekranlarda kalmıyor; doğrudan pazara, mutfağa, kiraya, faturaya ve insanların ruh haline yansıyor. Bugün sokakta yürüyen insanların yüzüne baktığınızda bunu açıkça görebiliyorsunuz. Herkesin içinde görünmeyen bir yorgunluk var. İnsanlar artık sadece geçim sıkıntısı çekmiyor, aynı zamanda gelecek kaygısıyla yaşamaya çalışıyor. Bir kahvehaneye oturduğunuzda emeklinin konuştuğu konu aynı, taksideki şoförün anlattığı dert aynı, üniversite öğrencisinin korkusu da aynı oluyor. Dolar yükseliyor, altın durmadan artıyor, borsa bir gün çıkıp ertesi gün sert düşüyor. Ekonomideki her dalgalanma önce rakamlara, sonra insanların hayatına çarpıyor. En ağır yükü ise yine dar gelirli vatandaş taşıyor. Geçen gün markette yaşlı bir amcanın kasada ürün eksilttiğine şahit oldum. Elindeki yoğurdu bırakırken gözlerini kaçırdı. Kasiyer hiçbir şey söylemedi ama o kısa sessizlik aslında bu ülkenin ekonomik fotoğrafı gibiydi. İnsanlar artık ihtiyaçlarını değil, sadece yetişebildiklerini alabiliyor. Bir annenin çocuğunun istediği şeyi alamaması kadar ağır bir duygu yoktur. İşte ekonomideki her yanlış adım önce o annenin yüreğine dokunuyor. Gençler açısından tablo daha da ağır. Eskiden insanlar hayal kurardı. Şimdi birçok genç bırakın hayal kurmayı, yarınını bile planlayamıyor. Üniversiteyi bitiren genç iş bulamıyor,........

© Sonsöz