Bir Barınağın Duvarları Ardında 1300 Hayat İçin Verilen Mücadele
Sevgili okurlarım, bu hafta köşemde sizlere benim için çok özel, çok anlamlı ve bir o kadar da içime dokunan bir konuyu paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Sağlıklı Patiler Derneği’ne gittim. Amacım yalnızca ziyaret etmek değildi. Onları daha yakından tanımak, yaşadıkları sorunları yerinde görmek, ihtiyaçlarını dinlemek ve çözüm yollarına nasıl destek olabileceğimizi konuşmak istedim. Sağlıklı Patiler Derneği Başkanı Sayın Fulya Törün ile çok güzel ve bir o kadar da düşündürücü bir söyleşi gerçekleştirdik. Başta Sayın Fulya Törün olmak üzere Sağlıklı Patiler ailesine misafirperverlikleri, o güzel kalpleri, insanlıkları ve yaşadıkları bütün zor anlara rağmen kaybetmedikleri güler yüzleri için gönülden teşekkür ediyorum. Fulya Hanım anlattı, ben dinledim… Kurtardıkları canları, terk edilenleri, eziyet görenleri, ölümün kıyısından dönenleri ve bütün imkânsızlıklara rağmen yaşatmaya çalıştıkları hayvanları dinledim. Bazı hikâyelerde boğazım düğümlendi, bazılarında öfkelendim, bazılarında ise söyleyecek söz bulamadım. Açık söylemek gerekirse, duyduğum bazı gerçek hikâyeler karşısında insanlığımdan utandım. Sonra oradaki canlara baktım. Tam 1300 patili can… Bir rakam gibi okuyup geçmeyin lütfen.
1300 ayrı hayat, 1300 ayrı kalp, 1300 ayrı hikâye… Her gün karnı doyurulması, temiz su verilmesi, yaşadığı alanın temizlenmesi, hastalandığında tedavi edilmesi gereken ve belki de her şeyden önemlisi sevgi bekleyen 1300 can. 1300 cana yetişmek kolay değil. 1300 cana dokunmak kolay değil. 1300 canı yarına sağ salim ulaştırmak hiç kolay değil. Üstelik Sağlıklı Patiler’de yalnızca kedi ve köpekler yaşamıyor. Eşekler, keçiler, tavuklar, hindiler… Yolu bir şekilde buraya düşmüş farklı türlerden canlar da aynı merhametin altında yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin ortak isteği aslında çok basit: Yaşamak… Buna rağmen bazı canların hikâyesi daha dünyaya geldikleri ilk aylarda acıyla başlıyor. Bir çocuğa doğum günü hediyesi olarak alınan küçücük bir köpek düşünün. Boynuna kurdele takılıyor, fotoğrafları çekiliyor, evin yeni üyesi diye seviliyor. Sonra büyüyor. Tüy döküyor, mama masrafı oluyor, veterinere ihtiyaç duyuyor, tatile giderken sorun oluyor. Ve gün geliyor, bir zamanların “hediyesi” sokağa bırakılıyor. “Bir canlı hediye değildir. Birkaç aylık heves hiç değildir.” O size bağlanıyor, sizi ailesi biliyor, sizi seviyor. Siz onu terk ettiğinizde ise neden bırakıldığını anlayamıyor.
Belki de işin en acı tarafı burada: İnsan terk ediyor, o hâlâ insanı bekliyor. Bir başka önemli mesele de sokaklardan toplanan hayvanlarımız. Belediye aracı geliyor, hayvan alınıyor ve çoğumuz........
