Kime Güveneceğiz?
Son günlerde kendi kendime en çok bu soruyu soruyorum: Kime güveneceğiz?
Siyasetçilere güvenmiyoruz. Kurumlara güvenimiz her yeni tartışmada biraz daha aşınıyor. Ekranda konuşanlara şüpheyle bakıyoruz. Sosyal medyada gördüğümüz her bilginin altında başka bir hesap arıyoruz. Şimdi bir de yıllardır yardım çalışmalarıyla tanınan Haluk Levent hakkında gündeme gelen iddiaları ve yürütülen soruşturmayı konuşuyoruz.
Elbette soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor. İddia ile hüküm aynı şey değil. Yargı kararı olmadan kimseyi suçlu ilan etmek de gazeteciliğe, hukuka ve vicdana sığmaz. Fakat meselenin toplumdaki karşılığı yalnızca bir kişinin suçlu olup olmadığıyla sınırlı değil. Asıl mesele, insanlarda oluşan o ağır duygu: “Güvendiğimiz herkes bir gün karşımıza bambaşka biri olarak mı çıkacak?”
Haluk Levent, uzun yıllardır yalnızca bir sanatçı olarak görülmedi. Birçok insan için yardıma ihtiyaç duyulduğunda akla gelen ilk isimlerden biri oldu. Depremde, yangında, hastalıkta, çaresizlik anında onun ve kurucusu olduğu derneğin adı duyuldu. İnsanlar bazen kamu kurumlarından önce ona seslendi. Çünkü toplum, ulaşabildiği ve karşılık bulabildiği yere güvenmek istedi.
Şimdi ortaya atılan her iddia bu yüzden daha fazla ses çıkarıyor. Çünkü tartışılan yalnızca bir isim değil; insanların iyiliğe, dayanışmaya ve yardım etme duygusuna duyduğu güven.
Türkiye’de güven duygusu zaten uzun zamandır yara alıyor.........
