Ülkemizde çocuk olmak!
Gazetelerde yazıldığına göre, toplumun yüzde 60 kadarı yoksul ya da dar gelirlidir. Genellikle dar gelirli ailelerde çocuk sayısı da daha fazladır. Aile dar gelirli ise o ailede yaşayanların yeterince beslenemediği de, çocukların istedikleri yiyeceği ve giyeceği alamadıkları da bilinmektedir.
Bu arada Türkiye’de erkek egemen anlayış hâlâ belirli ölçülerde geçerli olduğundan, çocukların önemli bir bölümü baba şiddetine ve erkek çocuğa kız çocuğundan daha fazla değer verildiğine tanık olarak büyüyor. Genelde ekonomik güçlüklerin yaşandığı ailelerde, çocukların gelişimini olumlu yönde etkileyecek olanaklar da sınırlı oluyor.
Okula gitmeye başlayan çocuklar, pek de olumlu bir ortamla karşılaşmıyor. Dar gelirli aile çocuklarının önemli bir bölümü, okula aç karnına gidiyor, birleşik sınıflarda okuyor, sabahçı/öğlenci oluyor ya da taşımalı eğitim görüyor. Ailesinin varlık düzeyinden bağımsız olarak, her çocuk okulda, akran şiddetiyle, haksızlıklarla, kimilerine yönelik ayrıcalıklarla karşılaşıyor. Bir şekilde arkası güçlü olan çocuğun sırtının yere gelmediğini görüyor. Bazı çocukların şımarıklıklarına, sigaraya ve hatta uyuşturucuya başlamalarına, bazılarının diğerlerini bu yönde teşvik ettiğine tanık oluyor.
Ailesinde Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini kazanmış çocuk, okulda farklı bir durumla karşılaşabiliyor. Okulda, çocuğun bilişsel, devinimsel ve duyuşsal gelişimine önem verilmediği gibi, okul türüne göre de bu alanlardaki gelişimleri farklı düzeylerde oluyor. Okulda bilimsel derslere yeterince yer verilmediği gibi, sportif etkinliklere de çocuğun devinimsel gelişimini sağlayabilecek etkinliklere de pek yer verilmiyor. Çocuğun duyuşsal gelişimini sağlayacak müzik, resim, güzel sanatlar vb. alanlarda yeterli sayıda ders olmadığı gibi, etkinlikler de olmuyor. Bunlara karşın çocuk, oruç tutmaya, namaz kılmaya, camiye gitmeye, istemediği seçmeli dersleri almaya, tarikat niteliğindeki........
