menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İncirlik’ten deliğe süpürülecekler listesi

30 0
14.03.2026

İncirlik Üssü, İran’ın etraftaki Amerikan üslerini vurması nedeniyle tekrar gündeme gelmiş, İran’ın burayı da vurabileceği ihtimali dillendirilmişti. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı bir paylaşım yaptı, “İncirlik bir Türk üssüdür” dedi. Kanıt olarak da üssün Türk bayrağı dalgalanan girişinin fotoğrafını gösterdi.

Daha önce de, sıkışınca, “üs yok tesis var” demişlerdi. Bu 1960'ların sonundaki ABD karşıtlığını göğüslemek için dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından İncirlik'in statüsünü yumuşatmak için kullanılan bir sözdü. Tabii içinde bir abrakadabra var. Görünüşe göre Türkiye'de ABD'ye ait egemen bir askeri üs bulunmuyor. İncirlik ve Kürecik gibi yerler TSK’ya ait ve NATO kapsamında "ortak kullanım" tesisleri. Peki içinde Amerikalılar var mı? Var. Silahlılar mı? Evet. Üs olsa ne tesis olsa ne? 

Zaten açıklamalar da hiçbir şeyi açıklamıyor. Yapılıyor çünkü bu üsleri gayrı meşru ilan etmeyi başardık, onun getirisidir. Üste de olsa tesis de olsa hepsi derhal kapatılmalıdır. 

İncirlik’teki o üs aynı zamanda cumhuriyetin ilk “travma”sıdır. Üsle Kurtuluş Savaşı ile kurduğu ve koruduğu sınırlar içinde, misak-ı milli, bir delik açılmış, Türkiye'nin kontrolünün olmadığı bir bölge oluşmuştu. Temelinde Amerikancılık, NATO’culuk ve antikomünizme payanda olma eğilimi var. 

Projesi, 1949’ta, Sovyetler Birliği'nin atom bombasını başarı ile patlatmasının hemen ardından gündeme geldi. ABD için Afrika-Ortadoğu-Avrupa güzergâhında transferi rahatlatacak bir üs çok yararlı olacaktı. Pazarlıklar 1951’de sonuçlandı. Aynı yılın bahar aylarında inşaata başlandı. İsmet İnönü-Adnan Menderes ortak yapımıdır.

Fakat 1960’lı yıllarda sert bir antiemperyalist rüzgâr çıktı. Amerikan bağlantısı nedeniyle “Morison Süleyman” denilen politikacının üs-tesis diyerek göğüslemeye çalıştığı şey işte o rüzgardı. Üsteki ABD varlığını gizlemek gerekiyordu. 1960’da imzalanan Ortak Savunma İşbirliği Anlaşması-OSİA ve 1980’de imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması-SEİA ile İncirlik’in statüsü tesis durumuna dönüştürüldü. Artık İncirlik, hukuki olarak, ABD kullanımına tahsis edilmiş Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir hava üssüydü. 

ABD'nin İncirlik Üssü'nü bu kullanımı 2003'ten bugüne Bakanlar Kurulu'nun 23 Haziran 2003 tarihli 5755 sayılı kararı çerçevesinde düzenleniyor. İçeriği gizliydi, güya kullanımı için TBMM'nin izni gerekiyordu. Sonra onu da kaldırdılar. ABD, Irak Savaşı süresince asker sevkiyatını İncirlik üzerinden gerçekleştirdi. Bir yıllığına düzenlenen kararname her yıl otomatik olarak uzatılıyor. Demek ki fiili olarak tesis değil üstür. 

Geçmişinde yol açtığı pek çok askeri-siyasi kriz var. ABD’nin Sovyetler üzerinde uçurduğu U-2 casus uçaklarının bazıları İncirlik’ten kalkıyordu. 1 Mayıs 1960’ta o uçaklardan biri Sovyetler tarafından düşürüldü. Sovyetler Türkiye’yi ve o üssü işaret ediyordu. ABD-Rusya ve tabii Türkiye arasında büyük bir krize neden oldu. 1976'da kurulan rock grubu U-2 esinini bu olaydan almıştır. 

Türkiye 1974’te Kıbrıs’a asker çıkardı. Müdahaleden bir yıl sonra ABD Kongresi Türkiye’ye silah ambargosu uygulama kararı aldı. Bunun üzerine Türkiye de İncirlik dahil birçok ABD üssünü kapattı veya kontrolünü devraldı. 1978’de ambargo kalkınca üs yeniden açıldı.

ABD, 1991’de, Irak’a karşı operasyonlarda İncirlik’i kullandı. Oradan yönetilen “Çekiç Güç” operasyonuyla Kuzey Irak’ta uçuşa yasak bölge oluşturmuştu. Kürdistan o şemsiyenin koruması altında kuruldu. 2003’te Irak’ı işgal ederken de İncirlik’i lojistik üs olarak kullandı. 1 Mart tezkeresi sadece kara kuvvetlerinin geçişine engel olabilmişti. 

2015’te ABD öncülüğündeki koalisyonun sözde IŞİD’e karşı operasyonları da üs üzerinden yapıldı. Suriye’nin parçalanması da o üs sayesindedir.

Sonuncu kriz 15 Temmuz şeyinde yaşandı. Darbe girişimi gecesi İncirlik Hava Üssü, olayların dolaylı merkezlerinden biri olmuş, darbe gecesi kullanılan bazı F-16 savaş uçaklarının havada yakıt ikmali aldığı ortaya çıkmıştı. Bu uçaklar İncirlik’te konuşlu 10. Tanker Üs Komutanlığına bağlıydı. İncirlik üssü kuşatıldı, elektriği kesildi. Askeri uçuşlar geçici olarak durduruldu. Üssünün komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan Van gözaltına alınıp tutuklandı. ABD yetkilileri darbe girişiminde üssün rolü olmadığını ve ABD askerlerinin darbe faaliyetlerine katılmadığını açıkladı.

İncirlik Hava Üssü’ndeki ABD askeri sayısı 1.500 – 2.500 civarında tahmin ediliyor. Buna ek olarak ABD’li sivil çalışanlar, yüklenici şirket personeli de var. Toplamı 5 bin civarındadır. 

Malum, üsteki ABD askerlerine dava açılamıyor. Çünkü İncirlik’teki hukuki durum NATO SOFA anlaşmasına bağlı. Görev sırasında işlenen suçlarda yetkili ABD askeri mahkemesi. Geriye görev dışı suçlar kalıyor. Tarihi boyunca İncirlik’te kavga, içki, trafik ve cinsel suç iddiaları gibi olaylar rapor edildi. Çoğunda askerler ABD askeri polisi tarafından üsse götürüldü. Yani bu konuda da fiili bur dokunulmazlık hüküm sürüyor. 

Evet, hukuken Türkiye isterse İncirlik Üssü’nün kullanımını durdurabilir veya kapatabilir. Çünkü üs kâğıt üzerinde Türkiye’nin egemen toprağıdır ve ABD’ye ait değildir. Peki neden yapamıyor? Çünkü ABD ve NATO ile karmaşık ilişkileri var. Ordusunu, istihbaratını ABD ve NATO şekillendirmiş. Haliyle her şey yurtsever bir iktidarın kuruluşuna bağlı. 

Tabii böyle bir risk her zaman var. ABD’nin Yunanistan’daki Dedeağaç- Alexandroupoli üssünü büyütmesinin nedenlerinden biri bu. Dünya kötü,“tek bir ülkeye bağımlı üs sistemi” istemiyorlar. Yunanistan son yıllarda ABD ile askeri anlaşmalarını genişletti, Larisa, Stefanovikio ve Girit’te de üsler açılmasına izin verdi. Yunanistan, tıpkı Türkiye gibi, bu üslerin büyütülmesinde stratejik bir garanti görüyor. İtiraz etmeyen deliğe dönüşür.

Türkiye ile ABD arasında resmi-açık anlaşmalar herkesin malumu. Ama bazı dönemlerde gizli ek protokoller veya kamuoyuna açıklanmayan mutabakatlar da yapılıyor. Bunların en ünlüsü 1947 Truman Doktrini anlaşmaları. Türkiye’ye ABD yardımının gerekçesidir ve yardım adı altında Türkiye’yi sömürgeleştirme girişimleridir. 

1952’de, bir başka anlaşmayla, Türkiye NATO’ya girdi ve ABD ile askeri entegrasyon başladı. 1954 Askeri Tesisler Anlaşması ile ABD’nin Türkiye’de üs ve tesis kurmasının hukuki temeli oluşturuldu. 1980 Türkiye–ABD Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması ile İncirlik dahil birçok tesisin kullanımı yeniden düzenlendi. Bazı anlaşmaların ek maddeleri veya uygulama protokolleri uzun süre gizli tutuldu. Jüpiter Nükleer Füzeleri Türkiye’ye bu gizli anlaşmalarla yerleştirildi. 1962 Küba Füze Krizi sırasında ABD, Sovyetler ile anlaşarak, bu füzeleri kaldırdı.

NATO’ya bağlı stay behind-kontrgerilla ağlarının Türkiye’de kurulması da gizli anlaşmalarla mümkün oldu. Demek ki sorunun esası üs veya tesis değildir. Türkiye’yi uzun bir süredir ABD-AB ve NATO işbirlikçileri yönetiyor, sorun budur. 

Yani İncirlik bir Türk üssü değildir. Kapısında Türk bayrağı çekilmiş bir Amerikan üssüdür. İncirlik bir “tesis” de değildir. İçindeki faaliyetlerinin ülkemizle ve halkımızla bir bağlantısı yoktur. İncirlik, Türkiye’nin bağımsızlığında açılan bir kara deliktir.

İhsan Sabri Çağlayangil Demokrat Parti kökenliydi, pek Amerikancıydı. 1965 genel seçimlerinin ardından kurulan Demirel Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı olarak görev aldı. İncirlik’i işaret edip “üs yok tesis var” diyen Morison Süleyman’ın en önemli adamıydı. Uzun yıllar bu görevde kaldı. Haliyle Amerikan destekli 12 Mart 1970 darbesiyle devrilenler arasındaydı. Mağdur olunca yakındı, “adamlar altımızı oymuşlar, içimize girmişler” dedi. Bakanlar Kurulu'nda konuşulanların aynı akşam Amerikan Büyükelçiliği'ne yetiştirilmesinden yakınıyordu. CIA, yönettiğini sandığı devletin tam merkezine yerleşmişti. CIA devletin merkezindeydi çünkü devlet de ABD’nin ve NATO’nun kucağındaydı. 

İncirlik, cumhuriyetimizin en büyük travmasıdır. ABD ve NATO ülkeye sağcı-Amerikancı-NATO’cu işbirlikçilerin kazmalarıyla İncirlik’te açılan o büyük delikten girmiştir. Kontrgerilla halkımızı o delikten çıkıp infaz etmiştir. Laik cumhuriyet o delikten çıkanlarca yıkılmıştır. AKP, MHP, CHP o deliğin marifetidir. 

Dişimizle tırnağımızla mücadele ederek o deliğin amacını ortaya çıkardık. Ne derlerse desinler, hangi bayrağın arkasına saklarlarsa saklasınlar Amerikancılık ve NATO’culuk gayrı meşrudur. Hepsi halka karşıdır ve yerli işbirlikçilerden başka savunanı yoktur. İşte deliği açanların ve delikten çıkanların listesi ortada. Delikten çıkanların deliğe süpürülmesi ve deliğin kapatılması o nedenle her yurtseverin temel görevidir. 


© soL