menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küba’yla dertleri ne?

29 0
12.03.2026

Bu hafta sorumuz şu: Bir insanın, bilhassa da kendisini “solcu” diye tanımlıyorsa, Küba’yla ve onunla dayanışmak için gösterilen çabayla ne derdi olabilir?

Küba küçük sayılabilecek bir ada ülkesi, 11 milyon nüfusu var. Nükleer silahları yok, kıtalararası balistik füzeleri yok, şehirleri dümdüz edecek bombardıman uçağı filoları, bu uçakları taşıyacak uçak gemileri yok. Ayrıca kritik doğal kaynakları, petrol ya da lityum rezervleri de yok. Buna rağmen kurulduğu günden bu yana sosyalist Küba’yı yıkmak ve yerine kukla bir sömürge yönetimi kurmak ABD’nin gündeminden asla düşmedi.

Halihazırda ABD başkanlık koltuğunda oturan alçağın aklına her estiğinde (günde birkaç kez esiyor) Küba’yı tehdit etmesi yeni bir mesele gibi görünüyor, ama bu sadece “biçimsel” bir yenilik. ABD emperyalizmi, Küba’yı kuran devrimci hareketin önderi Fidel Castro’yu sadece 1959-1990 yılları arasında altı yüzden fazla kez öldürmeyi denedi1 ve bu ülkeyi yıkmaya yönelik girişimlerde bulunmayı hiç bırakmadı.

Çünkü Küba, emperyalizm denen kana susamış canavarın ayağına batıp kalmış, bir türlü çıkartamadığı diken. Rusya gibi askeri bir tehdit oluşturmuyor ya da Venezuela gibi iştah kabartan, yağmalanabilecek kaynaklara sahip değil ama ideolojik olarak emperyalizmin başına bela oluyor. Emperyalizm her şeyden fazla kapitalist sömürü düzenini alternatifsiz göstermeye ihtiyaç duyar ve sürekli bunun propagandasını yapar. Başka hiçbir ideolojik meseleye bu kadar propaganda kaynağı ayrılmaz. Ne var ki, Küba var olduğu müddetçe, Küba halkı ona ablukayla dayatılan yoksulluğa rağmen sosyalizmden vaz geçmediği müddetçe, tüm insanlığa sosyalizmin bir ütopya falan değil, kurulması gayet mümkün başka bir toplumsal sistem olduğu gösteriyor. Sovyetler Birliği yıkıldı, Çin’de kapitalizm restore oldu ama Küba dayanıyor. Karanlıkta inatçı bir mum ışığı gibi dayandıkça karşılaştırmayı mümkün kılıyor; sadece ışığın ne denli güzel olduğunu göstermiyor, karanlığın ne denli iğrenç olduğunu da ifşa ediyor.

Emperyalizm Küba’ya bu yüzden saldırıyor ve onu yok etmeyi bu yüzden bir an olsun dahi gündeminden düşürmüyor.

Öyleyse sorumuzu genişleterek tekrar soralım: Emperyalizmin derdi bu; peki, kendisini “solcu” olarak tanımlayan kimileri neden Küba’yı, Küba’daki sosyalizmi, Küba’yla dayanışma çabalarımızı küçümsüyor?

Bu sorunun cevabı sevimsiz, ama vermek zorundayız. Gelin, inceleyelim…

Solun temel değerleri olan özgürlük, eşitlik ve adalet salt düşünceler dünyasında yaşayan birer fikir değildir. Bunlar, insanlığın henüz felsefi olarak tanımlamadan, uğrunda maddi dünyada somut mücadeleler vermeye başladığı büyük arayışlarıdır.

İnsanlardan bazılarının egemen ve geri kalan çoğunun ezilen,........

© soL